Mayıs 1993 · s. 42 · 7 dakikalık okuma
His ve Düşünce Ufku
HİS VE DÜŞÜNCE UFKU
Sevgiyi sevip düşmanlığa düşman olmak, inançla coşan bir kalbin en mümeyyiz vasfıdır. Herkesten nefret ise, ya gönlü şeytana kaptırmışlık veya bir cinnet eseridir. Sen insanı sev; insanlığa hayran ol..!
* * *
Sakınıp bir kere dahi olsa, nefsin hakemliğine düşmemelisin; zira ona göre senden başka herkes mücrim, her fert de talihsizdir. Bu ise, on doğru sözlünün beyanında şahsın helaki demektir. Sen nefsine karşı oldukça sert, başkalarına karşı da yumuşaklardan yumuşak ol..!
* * *
Başkalarını sana sevdiren ve onları senin nazarında sevimli kılan tavır ve davranışlara
dikkat et! Unutma ki, ayni şeyler senin de sevilip beğenilmene vesile olabilir. Daima insanca
davran ve uyanık ol..!
* * *
YOLCULUK
Pencereyi açınız,
İçime dolsun ışıklar.
Şafakta yapayalnız,
Dolaşırken âşıklar.
Sevgi seherde pınardır,
Güneş nazlı bir yardır,
Busesi ışıklardır,
Aşkın bestesi ufuklar.
Öze dokunan gülden,
Öteler yüzünde tülden,
Alev rengi bülbülden,
Tek haber yolculuklar.
Işık, pınar ve bülbül,
Örüyor sabaha tül,
Akıyor gürül gürül,
Özüme berrak sular.
Bir kayanın üstünde,
Donmuş hayalim dünde.
Veda yüklü bir günde,
Soluyor sarmaşıklar.
Talha IŞIK/Trabzon
Şiirinizin son dörtlüğü ümitsizlikle bitmesine rağmen güzel bir temayı güzel bir üslupta işlemişsiniz. Biz sarmaşıkların soluşunu Mecnun’un Leyla’yı kaybedişiyle Mevla’yı bulması şeklinde yorumluyor, sizlere ümit dolu şiirler beklediğimizi bildirip selamlar sunuyoruz.
DÜŞÜNCELER
Anarşizm denince bir çoğumuzun aklına yakıp yıkan, asıp kesen kimseler gelir Bunlar; yerine güzel birşeyler koyma endişesi taşımadan birtakım şeyleri yerle bir ederler. Fakat bu tür bir “sokak anarşistliği”nin yanında, “entelektüel anarşistlik” vardır ki bu akımı yaşatan insanlar; bir kenarından tutma, daha güzelini veya eş değerliğini ortaya koyma sancısından uzak önlerine gelen her hayırlı işi ve çabayı acımasızca eleştirirler Bu kadar acımasızca eleştirmeleri işin zorluğunu bilmemelerindendir Düşmanlar kadar, bazan onlardan da fazla zararlı olurlar.
• Bir “alçakla” elinizde olmayan sebeplerden dolayı aynı odada kalmak zorunda olduğunuzu düşünün Siz onu terbiye edene kadar; her kötülüğü yapabilir Söz gelimi paranızı çalabilir; size iftira edebilir; namusunuza göz dikebilir. Düşmanınızla işbirliği yapabilir, sizi arkadan bıçaklayabilir Fakat bütün bunlarla birlikte onu öldürme hakkınız olmadığını, ancak canınızı dişinize katarak terbiye etme selahiyetiniz olduğunu farzedin. Üstüne üstlük oda arkadaşınızın çok akıllı bir akıl hocası olduğunu düşünün Bu durumda nasıl uyur; nasıl yaşarsınız, nasıl rahat davranırsınız? İşte kendisinden bir türlü kaçamadığımız nefis ve onun hocası şeytanın bizim için arzettiği duruma bir misal..
S. Savaş ŞENEL/İstanbul
Düşüncelerinizden en uygun olanı köşemize aldık. Aslında ölçü yazmak en zor hususlardan biridir. Onda hem kısa hem de özlü bir söyleyiş olmalıdır. Yoksa muğlâk ifadeler, kapalı söyleyişler onun ruhuna aykırıdır. Sizin bu tür yazılar-da daha başarılı olmanız için M. Abdülfettah Şahin’in “Ölçü 1,2,3” eserlerini, Cenap Şahabettin’in “Tiryaki Sözleri”ni incelemenizi tavsiye ediyoruz.
Selam ve sevgiler.
BÖYLE GECELERDE
Gecenin karanlık ve korkulu sesi.
Kemirir içimi, keser nefesi.
Hasret zincirine takılmış ömür,
Hayatı acıyla karışık görür.
Gökyüzü kararmış, sevinç ağlamış,
Böyle gecelerde hüzün çağlarmış.
Rabia SAYAL/G. Antep
Şiiriniz güzel fakat bitmemiş. Sanki birden bire kesilmiş ilhamınız. Size bu duruma düşmemek için tam konsantreye girmenizi tavsiye ediyoruz.. Yoksa şiir bölük pörçük olur veya sizinkinde olduğu gibi yarıda kalır. Bunun için size sessizliğin ilhama en uygun velut sinesini tavsiye ediyor, selam ve sevgiler sunuyoruz.
ÇAĞRI
Ters dönmüşlüğün arasından
Kanatlanıp, uzaklara,
Yer ile göğün arasında
Tâ Kafdağına..
Göklerden bir çağrı,
Aşina olmadığın dudaklardan,
Artık başkadır dallar,
Başkadır senin için kucaklar.
Bu yoldan gitmek ki
Demirden irade demek.
Garip olmak kolay değil,
Bütün yarını vermek.
Yetimi olmak cemiyetin
Avuç açmak bir Tekine (cc)
Ve dilemek, dilenmek
Dualar etmek, gelecek nesline.
Metin ÖZDEMİR
Şiiriniz teknik açıdan zayıf. Yalnız bazı yeni deyim ve tamlamalar var şiirinizde. Bunlar 1. ve 2. mısralarda 2. dörtlüğün 2. 3. ve 4. mısralarda yoğunluk kazanmış. Yalnız 1. dörtlükteki duygu ve düşüncenin 2. dörtlükte kısmen tamamlanmış olması şiir tekniği yönünden pek olumlu değildir. Her mısrada bir düşünce bütünlüğü olması şiire ayrı bir güzellik verir. Bunun yanında şairin özlü düşündüğüne bir aynadır bu mısralar. Mesela Büyük Şair’in şu mısralarındaki düşünce yoğunluğu buna güzel bir örnektir:
“Ateşten sineleriz alev dokunmaz bize
Kor kesilip gitmiştir gelenler semtimize.”
Şiirin bütününde her mısrada ayrı bir duygu ve düşünce özlü bir şekilde verilmiştir. Divan Edebiyatı’nda buna beyit bütünlüğü deniliyordu. İlk olarak Tevfik Fikret şiirlerinde bu beyit bütünlüğünü kırmış, konu bütünlüğünü sağlamış ve mananın diğer mısralara kaymasının örneğini vermiştir. Bu batı tarzı şiir tekniği daha sonra mensur şiir denilen tarza yerini terketmiştir. Belki mensur şiir mazur görülmeyebilir. Fakat daha mısra hâkimiyetini elde etmemiş bir kişinin, kolaya kaçmak için bu tarzı denemesi onun şairlik açısından doğmadan ölmesi demektir. Onun için biz size önce olgun bir mısra seviyesine ermenizi sonra diğer tarzları denemenizi tavsiye ediyoruz. Selam ve sevgiler.
YAĞMURLU ANL4R
Düşerken damlalar doludizgin
Bir heyecan sarar beni, gezgin
İnlerken gök, çakarken şimşekler
Kimileri mavi bir sema bekleyecekler.
Gökyüzü gererken boz bulanık perdesini
Kaçışırken bulutlar, kovalarken rüzgâr
Homurtular, uğultular takip ederken birbirini
Beni yağmurlu bir sevinç tufanı boğar.
Çığlıklar inletirken dört bir bucağı
Telaşla geçer şemsiyeli insanlar
Deli rüzgâr kopartırken en son yaprağı
Zevkime zevk katar bu yağmurlu anlar
Mutlu GAVCAR/İzmir
Şiiriniz bize başarınız konusunda çok ciddi ümitler verdi. Siz şair olabilecek bir sese sahipsiniz. Şiiri şiir yapan sesi yakalamışsınız.. Bu çok önemlidir. Çünkü şiirde kabiliyetli olan bir şairin şiiri daha ilk mısralarda kendini belli eder. Sizin daha ilk mısralarınız bize başarılı olacağınız ümidini verdi. Ama şiir bir sabır işidir. Bıkmadan, usanmadan şiir üzerinde çalışırsanız çok daha güzel şiirler yazabileceğinize inanıyoruz. Şiiriniz estetik açıdan bir hayli güzel. Yalnız biraz daha muhtevaya dikkat edin. Bir mesajınız olsun. Böylece estetik ve semantik dengeyi kurmuş olursunuz. Bu dengenin kurulması şiirde mükemmeliyete ulaşmak için çok önemlidir.
Sizden yeni şiirler bekliyor, çalışmalarınızda başarılar diliyor, kucak dolusu selamlar
sevgiler sunuyoruz.
ANNEME
Etraf sisle sarılı, bir ümit aradım hep,
Dikeni gül sandım, vuruldum Anne.
Gönlümde ümit ve burkuntu,
Gözlerimde buğu buğu memleket.
Vatana vurgunum Anne, vatana hasret.
Gökkubbem garip kaldı Anne,
Yekvücut oldum dertlerle.
Vefaya susadım, susadım Anne,
Kalp ağrılarım tuttu yine dün gece.
Yıllar yılı bağrım yanık,
Dudağımda kurtuluşun nağmesi
Göğe kucak açmış tepelerde
Rüzgâr ile bilenen,
Soğuğa göğüs geren,
Borana gamze çakıp, nazlı nazlı tüllenen
Kar çiçeklerinden bir nağme acılarım Anne.
S. TEVFİKOĞLU
Gurbette çekilen bir çileyi bir ızdırabı dile getirmişsiniz şiirinizde. Annenizle dertleşerek yapmışsınız bunu. Belki bu hasret, vatan içinde yaşarken duyulan “öz vatanında parya” mısrasına denk bir hasrettir. Aynı hasret ve acıyı terennüm eden şu mısralar ne manidardır:
“Çoraklaşmış topraklar
Kurumuş hep otlaklar.
Gönlüme hüzün salar
Hasan vurmuş yapraklar
Kulluktan bizar kullar
Her tarafta hortlaklar
Çevre frenkle doldu
Sırtlarında fraklar.”
Bu tablo, daha derin ve ince çizgileriyle gözler önüne serilmiştir şiirde. Aynı hüzün, aynı ızdırap kaynağından almışsınız siz de ilhamınızı. Fakat tam olgunluğa ermemiş mısralarınız. Şiirinizde en vurucu mısralar
‘Gözlerimde buğu buğu memleket”,
“Vatana vurgunum anne vatana hasret”
bölümüdür. Şiirinizin bütününü bu vurucu mısralar kadar olgunlaştırmalıydınız. Son kısımda “acılarım” kelimesini ekleyerek çekilen ızdırapları biraz daha müşahhaslaştırmak istedik. Sizden, üzerinde kelebek kanadını işleme hassasiyetinde durulmuş güzide şiirler bekliyoruz.
Selam ve sevgiler.
AYRILIK
Sultanım çekmiş firaktan perdesini.
Semaya sermiş hasır seccadesini.
Âşıklar arttırır hıçkırık sesini.
Bekleriz şefkat dolu sada ne vakit?
Işığına meftun gönlüm yansa değer.
Gülen bahtını “Altın Çağ” sansa değer!
Cennetler gözyaşınla sulansa değer!
Ey yiğit! Firaka elveda ne vakit?...
GİDERİM
Sermayem ateşten bir sine, ötede Bedir,
giderim!
Vardım sonsuzluk secdesine, ölüm perdedir,
giderim!
Hasretim nurdan beldesine, bu kaç gecedir,
giderim?
Teveccüh etse bendesine, şehir be şehir
giderim!...
H. Murat AKINOĞLU/Konya
İlk şiirinizin tamamını, ikinci şiirinizin bir kısmını yayınlıyoruz. 1. şiiriniz bir metafizik kurgunun ışık helezonlarıyla örülmüş. Üzerinde daha fazla durmanız gerekir bu tarz şiirlerin. Zira her zuhurat tatlı ve ahenkdar olmayabilir. Biz onda bazı rötuşlar ve elemeler yaparak onu güzelleştirebiliriz. İkinci şiiriniz Çile şairinin ikliminde yazılmış. Fakat birkaç mısra dolgu gibi geldi bize. Bütünlüğe zarar vereceğini bile bile onları çıkardık şiirden. Sizden sabır mekiğiyle mısra mısra örülmüş güzide şiirler bekliyoruz... Selam ve sevgiler.
YENİ LÜGAT
Huzur; Allah’a olan kulluk borcunu ödedikten sonra hissedilen rahatlık.
Dünya; göz açıp kapayacak kadar bir an, topluiğne ucu kadar bir mekân.
Tufan; inkarcının ruh hali.
Secde; arşa çıkışın seccadedeki yolu.
Nar; günahın maddeleşmişi.
Mezar; geçici hayatla ebedi hayatın birbirlerine randevu verdiği zemin.
Kitap; insanda hücre, taşra atom, suda molekül... Yıldızların göz kırptığı lacivert boşluk... Virgülü dünya, noktası güneş, soru işareti sonsuzluk, ünlemi kara delikler, satırı galaksi, sayfası samanyolu olan, ancak harfsiz ve şekilsiz okunabilen muhteşem eser...
A.Mahir PEKŞEN/Sivas
Vecizelerinizden bazılarını köşemize aldık. Sizden bir kuyumcu hassasiyetiyle ele alınmış ve orijinal bir biçimde işlenmiş vecizeler bekliyoruz. Size bu hususta A. F. Şahin’in kitaplarını incelemenizi tavsiye ediyor, selam ve sevgiler sunuyoruz.
BEBEĞİM
Masum çehreli, safiyetin timsali.
Gözlerinde oynaşan yeşil çizgilerin
Beynime zerkedilen silinmez hali
Sana bebeğim diyebilir miyim?
Şeyma PAYAK/Bursa
Şiirinizin ilk dörtlüğü oldukça güzel. Fakat diğer bölümlerde şiir tükenmiş. Biz bunu, dikkatinizi şiir üzerinde tam yoğunlaştırmadığınıza veriyoruz. Her mısra ayrı bir ilgi ve özenle nakış nakış örülmek ister. Yoksa biz bu titizliği davranışı terkedip nazarımızı şiirin bütününe taksim edersek ilham inceliğini yitirir, şiiri işlenmemiş ham duyguların bir kitlesi olarak sunmuş oluruz okuyucuya. Ayrıca sadece his ve düşüncede yetmiyor şiirde. Duygularınızı en çarpıcı bir şekilde vermek, okuyucuya sunmak gerek. Zaten san’at adlı sihirli tünel bu noktada başlar. “ideal şiir” aydınlığında son bulur. Sizden gayret ve azimle sabır ikliminde mısra mısra işlenmiş şiir gergefi bekliyoruz. Selam ve sevgiler.
Haz. Mehmet ERDOĞAN