Kasım 1981 · s. 20 · 3 dakikalık okuma
İlimdeki İktidar
İlhan Hoşgör · Dr. · Bilgi Felsefesi

İlim, aklın doğruyu bilmek ve bulmak amacına matuf, kâinatta meydana gelen tabiî ve beşerî hadiselerin metodik izahının yapılması neticesinde toplanan bilgilerin tamamı olarak tarif edilir.
İnsanlık, yaşadığı devrelerin hiç birisinde ilmin hâkimiyetini bugünkü kadar kabullenmemiş ve ona muhtaç olmamıştır. Zamanımızın umumî efkârını düzenleyen ve yön veren kuvvetlerin başına, tıpkı güç ve iktidarına inanılan bir ideoloji gibi, ilmi yerleştirenler az olmadığı gibi kıymetsiz de değildir. Gerçekten umumî efkârı yönlendiren bu büyük kuvvetin, insanı teshir eden berraklık ve göz kamaştırıcı parlaklığına gönül vermemek ve onu başa taç etmemek adeta imkân haricidir. Onun, beşeri birbirine yaklaştırıp kaynaştırarak idare etme cihetinde oynamış olduğu büyük ve aktif rolü hiç bir vakit inkâr edemeyiz. Ayrıca ilmin metot ve netice bakımından da bütün beşere hitap edişi, onu bir kat daha azizleştirmiş ve her halükârda hükmünü infaz eder hale getirmiştir.
İlmin, insanın gerek ferdî hayatında, gerek cemiyet hayatının seyrini değiştirmede ve gerekse medeniyetin bu hale gelmesindeki tesiri akıllara hayranlık verecek derecededir. Şüphesiz, ilmin beşeriyete getirdiği birçok yenilikleri görmemezlikten gelmemiz mümkün değildir. Elde olunan nazarî bilgilerin eşya ve olaylara tatbiki neticesinde ortaya çıkan teknik dediğimiz imkânlarla beşerin hayatında ve sıhhatinde meydana gelen kolaylık, çabukluk ve lezzet o kadar bol ve şümullüdür ki, artık bugün bunlardan ayn kalmak düşünülemez olmuştur. İnsan dediğimiz cirmi ve cismi küçük varlık bugün bir ayağı yerde bir ayağı göklerde harikulade işler görüyor ve cüssesiyle nâmütenasip vaziyetlerde buluna-biliyorsa bunu ilmîn dışındaki bir şeyle izah etmek pek kolay olmasa gerek...
İnancımızda da ilmin yeri alabildiğine yükseklerde olup âdeta semavî bir varlık olarak takdis edilmiştir. İlahî prensiplerin pek çoğunda ve ilmin ehlinden öyle takdirkârane bahsedilir ki, sanki insanın her işi bırakıp sadece ve sadece ilimle uğraşası gelir. “Söyle onlara, bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak temiz akıl sahipleridir ki bunları hakkıyla düşünür.” (k) “Dünyayı kazanmak isteyen ilme sarılsın, ahireti kazanmak isteyen de yine ilme sarılsın.”(h)”gibi emirler sadece bu denizden birer katre mesabesindedir. Hele Hz. Ali (h. v.) 'nin ilimle malı kıyaslayan şu sözünün ifade ettiği mana derinliğine ondan sonra muhakkak hiç bir beşer sözü erişemeyecektir: “Ey insanlar; ilim maldan hayırlıdır, çünkü malı siz korursunuz, ilim ise sizi korur. Mal harcamakla biter, ilim ise harcadıkça artar.” Gerçekten, kazandıklarımızı muhafaza etmek için gayret gösteren, ona hazinedarlık eden biziz, fakat hayatımızın devamı müddetince yol gösteren, koruyuculuk yapan, hatta para ve mal kazandıran ise elde ettiğimiz bilgilerimizdir. Malımızı harcadıkça bitiririz, hatta kazanmasak bile yıllarca biriktirdiğimiz paralar ve mallar bir gün herhangi bir sebeble yok olabilir. Hayatın bin bir türlü hengâmesi içinde bir gün kazancımız sıfıra inerek meteliksiz kalabiliriz. Fakat daima öğrenmekle ve şahsiyetimize birşeyler ilave etmekle yapacağımız ilmî yatırımlar, bizden hiçbir zaman geri alınamazlar. Bunlar, her zaman bize karşılığını kat kat vermek suretiyle daima en iyi refakatçimiz olurlar.
Şu hikâyecik bu konuda hayli ışık tutucu ve düşündürücüdür: Büyük bir fabrikanın en önemli makinelerinden biri bozularak çalışmayı sekteye uğratır. Dolayısıyla bütün işler durur ve işçilere yol verilir. Makinenin tamiratı için gelen pek çok mütehassıstan biri nihayet arızayı gidermeğe muvaffak olur. Bu mütehassıs elindeki çekiçle makinenin orasına burasına vurmuş ve makineyi çalıştırmıştır. Birkaç gün sonra mütehassıstan fabrika idaresine bir fatura gelir. Onda şunlar yazılıdır: “Yapılan işler için 20.000 Ura.” Muhasebe servisi faturanın daha açık yazılması için mütehassısa geri gönderir. Yeniden tanzim olunarak gelen faturada ise şunlar mevcuttur: “Yapılan işlerin madde madde açıklanması:
Nerelere vurulacağını bilmek için
19.900 lira
Makineye çekiçle vurmak için 100 lira Yekûn:
20.000 lira
İlmin, insana kazandırmış olduğu kendine itimat duygusuyla kişiye böyle bir hareketi yaptırtması bir tarafa, onunla açılamayacak bir kapı ve aşılamayacak bir duvar mevcut değildir. Bitmek bilmeyen, misk gibi karıştırıldıkça çoğalan ve yayılan tek bereketli sermaye ilimdir. Yeter ki nâehillerin eline geçmesin ve suiistimal edilmesin.