Mayıs 1989 · s. 33 · 2 dakikalık okuma
İçtimai Dalgalanmalar ve Zafer Filosu

Mehmet Erdoğan
İnsan içtimai dalgalanmalar içinde kalb gemisini hedefe ulaştırabilmesi için gönüller kaptanını bulması gerekir. Bunun için ruh kuvveti oldukca yüksek olmalı. Ve bu kuvvet bütün maddî, manevî uzuvları Ruh efza bir komutan gibi idare edebilmelidir. Eğer insan bu dünyanın gayri meşru zevk ve eğlenceleri içinde hedefini şaşırmış ve kendini çeşitli hacimdeki dalgalar ile mücadeleyi bırakıp kayalıklara, dar boğazlara itmişse işte o zaman sonu geldi demektir.
Zira özün manevi gücü bitince gayrı mücadele ruhu da tükenecek ve kişi kendini mağlubiyete uğramış bir kumandan gibi zevk ve eğlence vakumları girdabları içinde pare pare yutulmaya hazır bulacaktır.
Öz bütünlüğünü yitirmiş ve her gördüğü cazip şeyin ardından giden yahut ona bir kuvvetciğini takan kişi bir gün her noktasından zincire vurulmuş yahut bir zemine rapdedilmiş GÜLİVER gibi zevk cücelerinin esiri olmaz mı? Böylece ümidini, inancını yitirecek kadar kendini hayat lezzetlerine kul köle eden bir kişi, gayri hangi güç ve kudretle, hedefe varıncaya dek içtimai dalgalanmalar içinde mücadelesine devam edebilecektir? Bu bir nevi pes etmek değil midir? Bu bir nevi ricat değil midir? Özünü kurda kuşa yem etmek, dünyanın zevk ve eğlence vahşilerine gönül meşcereliğini terk edip gitmek ve mağlubiyetin en fecisine düşmek değil midir?
Özüyle irtibatı kavi olanlar bunu iyi anlarlar. Onlarda öylesine ateşli bir halet-i ruhiyye vardır ki hiç bir dem sönmiyen ve pörsümeyen bu enerji kıvılcımı daima onları gerilimli ve aktif kılar. Bu da içtimai dalgalanmalarda her türlü zorluğa karşı dayanma yahut onları geçme, badireleri atlama gücü verir.
Bunun mebdeinde bildiğiniz gibi nefsi mağlup etme, ruhu yüceltme, akıl, mantık, hayal ve duyguları ruhun yüce ideal ufkuna seferber edebilmek vardır.
Özümüzü Hak ve Hakikat mücadelesine öyle bir şekilde raptetmeliyiz ki, her dokunduğumuz şey bir hizmet elmas ve incisine inkılap etsin. Neye tuttuysak taş, toprak, ağaç, kuş neye temas ettiysek...
Güçlü kişi Özüyle bütünleşmiş kişidir. Ona kaptanını tanıtan, Öncü ve rehberini öğretebilmiş ve ardına düşürmüş kişidir. Zira kalb ve kafa bütünlüğüyle devreye girme insanda hem maddî, hem manevî doyumsuzluğa bir cevap teşkil eder. Maddî hadiseler ile, manevî mesajların terkibi ruhta öyle bir taze kan husule getirir ki, insan kendini yepyeni bir atmosfere girmiş, hafiflemiş basü badel mevt'e uğramış gibi hisseder. Zira kendini tanımıştır. Özüyle irtibat kurmuştur. Maddi kuvvetlerin odak noktası aklını kalbin ve ruhun emrine vermiştir.
Sevgi ve hoşgörü böyle ruhun, göndere çekilmiş ideal bayrağı, ümit inanç onu zirvelere ulaştıran öz kaynağı, huzur ve saadet ise Muhammed-ül Emin kumandanlığında kurtuluş sahillerine erdiren bir gemi, bir zafer filosudur.