Nisan 2001 · s. 148 · 3 dakikalık okuma
His Ve Düşünce Ufku
Yaralı kuş, dua çiçeği ve durgun su
Akşamlar, koyu bir melal ile cilalı gelir.
Ne zaman ki okunmaya başlar ezanlar, sanki çağlar hiç olur, dönüverir. Asr-ı Saadet'in Bilal'i gelir...
Her okunan ezan ilk ezandır. Ve her ezan sesinde, Bilal-i Habeşi'dir soluk soluk canlanan.
Güvercinler dökülür, lacivert gök ummanına kanat çırparlar.
Umutlardır, pervaz eder her kanat darbesiyle.
Bülbüller susar konuşan ezandır.
'Başa geçti, bülbüller boşa geçti ömrümüz,
Nebiler makamından okuyor Bilal işte'
Zamanın nabzını ibadet vakitleriyle tutardın. Sensiz kalmak seccadesiz koydu vakitleri.
Nerelerdesin gönlümün dua çiçeği, yaralı kuşum neredesin?
Sonbahar rüzgarı esti aldı götürdü seni, soğuk diyarlara. Ve... hasretine dayanamadı dostların, yapraklar bile sararıp soldu. Uykusuz kaldı yorgun geceler, ağladı çok ağladı...
Ağladı çok ağladı durgun su.
Sen gidince çocuklar gibi doldu gözleri durgun suyun. Gidişin hançerledi yüreğini, gülmeyi unuttu.
Sen!...
Sen onu bile geçmiştin, nurlara şahit oldun! Ümit ışığını kalplere salmayı başardın.
Sen gidince unuttu ağlayan gözler; ağladı çok ağladı geceler.
Ağladı, çok ağladı durgun su...
Şefika Nuriye Koçak
Duacım
Kalbimin ağlamalarında sen varsın
Bu dağidarı görsen, ağlarsın
Gel, yine gel
Ateş bahçesine atıldığın gün gibi gel
O gün, hala dün gibi... gel...
Ben gagasında suyu taşıyan kuşum
Ben incecik kanatlarımdan vurulmuşum
Can çekişen şu halime bak da gel
Ateş bahçelerine serin, selametli ak da gel.
Gel, beni de at ateşine
Bu ateş tacım olsun
Varsın yanayım, yanayım muhtacım, olsun
Kalbimize yine Beyt'in temellerini at
Bir peygamber de benim duacım olsun
Yıldız Irmak Duman
Senin için
Boşuna dökülmüyor gözyaşları
Boşuna yalpalamıyor okyanuslar sandalı
Mavi yolculuklar hep senin için yapılıyor
Senin için çıkılıyor semalara
Sevdam için taşıyor
Ümitlerimi
Kartallar pençesinde, kanatlarında
Turnalar sana hasret uçuyor aydınlığa
Kalemim bile senin için yazıyor
Yüreğim senin için çarpıyor
Senin rızana
Aşkına
Göğüs geriyor vücudum rüzgarlara
Nazif Çelik
Vuslatı Bekliyorum
Uçsuz bucaksız sahranın ortasında
Vuslatı bekliyorum bir bedevi yalnızlığı içinde
Çöl rüzgarlarında terliyor avuçlarım
Ve gece olunca düşler yağıyor sarı kum tanelerine
Ay geceyi aydınlatıyor
Yıldızların gölgeleri vuruyor düzlüklere
Sonra bir kumru konuyor yorgun omuzlarıma
Nereden geldiğini ve nereye gittiğini bilemediğim
Ebruli bir umut bırakıyor usulca kucağıma
Uçup gidiyor sonra bir başka ıssız çöle
Su içiyorum seraplardan kana kana
Bir gül ekiyorum yanıbaşıma, bir de sabır
Her sabah gözyaşı döküyorum suya muhtaç yaprağına
Gül çölde büyüyor, sabır yüreğimde
Ağlamayı öğretiyor bana gül, umut etmeyi, yalvarmayı
Koskoca yalnızlığın içinde kalabalıklarda kalmayı
Çiğdemler düşüyor saçlarıma gökkuşağı renginde
Gözlerim hayal tadında bir visalin peşinde
Bu yalnız sahrada beklenen gelmez mi hiç
Gölgesi düşmez mi kervan geçmez bu yere
En büyük arzum güneşten kavruluyor
Ayazdan donuyor gece olunca
Bir güle yanıyorum derdimi
Gelmez demiyor, gelecek hiç demiyor
O çölde büyüyor, sabır yüreğimde
Uçsuz bucaksız sahranın ortasında
Vuslatı bekliyorum,
Bir bedevi yalnızlığı içinde
Melike Çam
DEĞERLENDİRME
Şefika Nuriye Koçak'a;
Yazı şiir arası güzel bir metin... Beni konusu mest etti.. Hele 'Sensiz kalmak seccadesiz koydu vakitleri' cümlesi....
Böyle güzel söyleyişleri Rabbimin çogaltmasını arzu ederim... Sizin gibi gözü yaşlı ağlayan durgun sular, gelecek okyanusların kaynağı olacak...
Sevgi ve selamlar...
Yıldız Irmak Duman'a;
Ne güzel, ne ince bir şiir. Hassas bir kalbin terennümleri...
Teknik açıdan da üzerinde çalışıldığı belli.
'Ben gagasında suyu taşıyan kuşum' mısraı farklı bir imaj çizmiş. Şiirde alışılmadık çizgiler okuyanı mutlu eder, şairi de daha doğurganlaştırır. Farklı bir söz söyleme aşkı, ona yeni eserler örgületir.
Sizde bu farklılık var.
İnce yüreğinizin esinlerini bize gönderin.
Selam ve sevgiler...
Nazif Çelik';
'Turnalar sana hasret uçuyor aydınlığa' mısraıyla başlamak isterim söze... Şiirinizin göze gelir mısraı bu. Ufuk açıcı bir mısra.
Farklı...
Keşke bütün mısralarınız böyle olsaydı...
Ama bu söyleyişin madeni sizde.. Gayret edin ve bizlere rengi, kokusu farklı şiir çiçekleri gönderin. Sevgiler, selamlar...
Melike Çam'a;
Bir çöl yalnızlığını çizmişsiniz şiirinizde. Ama çizgiler sadece romantik bir hayal değil. Kumuyla, ay aydınlığıyla, rüzgarıyla reel tasvirler içeriyor.
'Gül çölde büyüyor, sabır yüreğimde' mısraı çok etkileyici...
'Bir bedevi yalnızlığı' tabiriniz, hem yalnızlık çilesini, hem de duruluk ve safiyetin dinlendiriciliğini dile getirmesi açısından manidar...
Şiirin üzerinde çalışılmış olduğu çok belli; mısraların rengi, şekli ve kokusundan anlaşılıyor.
Böyle güzel şiirlerin devamını diler selam ve sevgiler sunarım.