Ocak 2001 · s. 616 · 4 dakikalık okuma
His ve Düşünce Ufku
Bir baba
Muammer Türkyılmaz, Aydın'da zengin ve soylu bir ailenin oğlu olarak dünyaya geldi. Zenginliği yedi nesline yetecek kadardı. Birgün sabah namazında bir manevi servet abidesiyle karşılaştı; onu dinleyip anladıkça kendi zenginliği küçüldü gözünde.
Muammer Türkyılmaz, manevi büyüğünden aldığı derslerle eğitim hizmetlerinde bulunmaya karar verdi. Varını, yoğunu bu uğurda vermekti niyeti. Bir zamanlar yedi neslime yeter dediği servetini, artık gözünü kırpmadan bir bir veriyordu. Ona, Yunus Emre gibi, 'Ballar balını buldum, / Kovanım yağma olsun' demek düşüyordu.
1992 yılında Türkmenistan'a eğitim hizmetleri vermek için gitti ve kısa sürede gönüllerde taht kurdu. Lider Saparmurat Türkmenbaşı, Muammer Türkyılmaz'ı Türkmenistan Milli Eğitim Bakan Yardımcısı yaptı. Türkmenbaşı; 'Siz Türkmenistan'ın gizli hazinelerini gün yüzüne çıkarıyorsunuz. Tarih sizden altın harflerle bahsedecektir.' diyerek eğitim hizmetlerinin önemini vurguladı.
Bir oğul
Muammer Türkyılmaz'ın üçüncü oğlu Ubeyde ilim tahsil etmek için Türkmenistan'a hicret eden gönül erlerinden biri. Büyük düşünmek ve sıradışı hedefler bellemek gibi vasıfları olan Ubeyde, Uluslararası Türkmen-Türk Üniversitesi son sınıfa gelinceye kadar çokları tarafından anlaşılamadı. Hep sıradışı insanlarla ilgilenmeyi severdi. Bunlar Ubeyde'nin ilgi sahasına giriyordu. Keskin zekasıyla, farklı düşünmesiyle ve yetiştiği ortam itibarıyla en güzel hizmeti böyle vereceğine inanmıştı.
Bunlar kısa bir ömre sığmayacak kadar büyük hedeflerdi. Bazıları detaylara takılır, engelleri aşamaz. Mantığını güzel kullanmasıyla çevresinin dikkatini çeken Ubeyde, detaylarda boğulanları pek sevemez. Türkmen, Türk, Rus, Ermeni ve Koreli arkadaşları hep müstesna bir sevgi besliyorlardı, Ubeyde'ye.
Bir kıssa
Kısa bir süre önce babası Çüli denilen yerde bazı işadamlarıyla sohbet ederken Ubeyde'nin sıradışı çevresinden bahsediyor ve sonunu şöyle bağlıyor; 'Aslında bununda bir hikmeti vardır. Allah'ın verdiği oğlumu tenkit etmek istemiyorum ve Allah geri alır diye korkuyorum.' Evet kalb gözü açık ve geleceği görüp ancak bu kadar hikmetli konuşabilir bir insan.
Muhacir ve şehit
İlim yolunda, ilim tahsil ederken ölenler şehittir. Ubeyde de öyle. Ramazan ayında; namazıyla, orucuyla sıradışı bir çevreye hizmet götürüyordu.
Türkmenlerde güzel bir söz var 'İyi insan Allah'a da gerek, Cennet'e de gerek' Öyle iyiler var ki, onlara Cennet de hasretlik çeker ve dayanamaz. Ameller niyetlere göre olunca büyük hedefler de büyük ameller gibi değer kazanır. Keskin mantığıyla derin bakışlı Ubeyde, bütün insanlığın kurtuluşunu hayal ederek, o gece uykuya dalar.
Yalnız açık kalmıştır doğalgaz. Bir vuslat davetiyesi getirmek niyetindedir, Sevgili'den. Ve büyük vuslat gerçekleşir. Gerçek Sevgili'ye kavuşur Ubeyde. Hiç acı çekmeden tatlı tatlı gerçekleşir büyük vuslat.
Ubeyde'nin vefatını duyan arkadaşları şaştı ve ağlaştılar, sonra böyle bir vuslatı kıskandılar. Şöyle diyorlardı:
İlim yolunda ölen şehittir; Ubeyde de öyleydi.
Zehirlenerek, boğularak ölen şehittir. Ubeyde de zehirlenerek vefat etti.
O bir muhacirdi...
Ramazan olduğundan o gün oruç tutmuştu ve sonraki günde oruç tutmak niyetiyle yattı.
Bir ömür boyu insanlara iyiliği, güzelliği anlatmaya kendini adamıştı... Hıçkırıklara boğulan ve arkasında dua eden büyük bir kitle bırakmıştı...
Ubeyde'nin cenaze namazı
Ubeyde'nin cenazesi Ertuğrul Gazi Camii'ne getirildi. İşadamları, çok sayıda Türkmen devlet yetkilisi ve eğitim gönüllüleri Ubeyde'nin cenaze namazı için, bir şehit için toplandı. Türkmenistan Müftüsü (Türkmenistan Diyanet İşleri Başkanı) Nasrullah İbn İbadullah, Ubeyde'nin gurbette ve öğrenci olduğunu hatırlatarak, 'İnşaallah; şehit olarak vefat etmiştir' dedikten sonra, güzide ve kalabalık bir cemaate cenaze namazı kıldırdı. Arkadaşları, sevenleri, gözyaşlarını Ubeyde'nin kıskanılacak vuslatı için döktüler. Ubeyde'nin öbür dünyadaki halini görselerdi, ihtimal gözyaşlarını daha coşkulu bir şekilde dökeceklerdi.
Göktepe Şehitleri'ne bir yenisi eklendi
Ubeyde'nin cenaze arabasının peşinde yüzden fazla araba Göktepe Şehitliği'ne doğru yola çıktı. Konvoyun önünde resmi polis arabaları gidiyor, Aşgabat çıkışına kadar bütün yollar kesilmiş. 30 bin civarında Türkmen şehidinin yattığı Göktepe Şehitliği'ne getirildi Ubeyde. Türkmenistan'da cenazelerde eşine az raslanan bir kalabalık bu. Tabut sanki eller üzerinde taşınmıyor da, adeta göklerde uçarak yol alıyor gibiydi.
Cenaze kabre konurken herkes saygı ile yere, toprağın üzerine diz çökmüş halde. Hele bazı Türkmenlerdeki, o görülmemiş samimiyet, görenleri duygulandırıyor, 'bu millet için ne yapsan az' dedirtiyor. Türkmenler eşine az rastlanan, vefalı bir millet. Yeterki iyilik yapın Türkmenlere, sizin hem dirinize, hem de ölünüze saygı duyarlar. Siz de şaşarsınız ve 'bir yaptığım iyilik bin olarak bana geldi' dersiniz.
Şehit vuslatın zirvesinde, bizler ise hasretin. Ubeyde'nin arkadaşları hıçkırıkla kıvranırken, belki de Ubeyde onların üzüldüğüne üzülüyordur. Belkide Mevlana gibi, 'vuslatımda kimse üzülmesin' diye niçin vasiyet etmedim diyordur. Sevgili'den gelen ve bunca kalabalığın gözyaşları içinde Sevgili'ye varanı, Sevgili nasıl karşılar acaba?
Ubeyde'yi kıskanmamak elde değil. Biz de senin gibi şanslı vuslata erer ve meccanen affedilenler arasına girebilirmiyiz acaba... Bir ben değil, bütün bu kalabalık kıskanıyor onu.
Şehitlere öldü diyemeyiz, ancak ölümsüzlüğe erdi diyebiliriz. Ölümsüzlüğe erenler, bizi duyup görenleri, fanide bakiliği kazananları kim kısmaz ki!?
Türkmenlerin ve Türklerin saygı ve sevgi dolu duygularıyla bedeni kabre, ruhu vuslat burağına konan Ubeyde'nin başında, uzun uzun dualar edildi. Dualarda Türkmenistan'da geçtiğimiz yıllarda bakiliği kazanan eğitim şehitleri bir bir anıldı
Kalabalık tarafından 'Cennette kavuşuruz İnşaallah' diye dilekler edildi. Mezarın başında en son kalan babası oldu. Ubeyde'ye verilebilecek en büyük dereceyi verebilecek ve O'nu en güzel koruyacak olan Hakiki Sevgilisi'ne emanet etti. Annesi de oğlunu büyük vuslatta Gerçek Sevgiliyle başbaşa bırakma zevkini tattı. Koç yiğitlerini üzmemeye özen gösteriyorlardı. Çünkü Hakiki Sevgili, hiç şüphesiz Ubeyde'yi onlardan daha çok düşünüyordu. Bu ne şanslı aile, bu ne kıskanılacak vuslat. Siz ve atalarınız ne yaptınız, ömrünüzü ve servetinizi hangi yolda harcadınız, hangi duası makbul gönül erine kulak verdiniz de, bu hicret içinde vuslat gerçekleşti?
Nice servet sahibi işadamı kıskandı seni bugün, Ubeyde! Mübarek Ramazan ayında, iftar yemeğinde; devlet yetkililerini, işadamlarını, eğitim gönüllülerini ve üniversite arkadaşlarını biraraya getirdin! İftar edildi; Kur'an okundu, salatuselamlar getirildi; dualar edildi senin için!
Sevgili kardeşim! Sen fanide bakiyi kazandın, ama bizim ne olacağımız belli değil. Dileriz, afv ü mağfireti bol Rabbimizden! Bizi de meccanen affeder..
İsmail Kılınç / Türkmenistan