Ağustos 1999 · 1 dakikalık okuma
Ölçü veya Yoldaki Işıklar
Pozitif ilimlerin insanlık adına ahlâki bir hedeflerinin bulunduğunu söylemek oldukça zordur; zira onların biricik gayesi maddeyi tahlil edip tanıma ve ondan olabildiğince yararlanmaktan ibarettir.
Atom fiziği ve kimyevî reaksiyonların, tevlîd edecekleri şeyin ahlâkî neticelerinden sorumlu değillerdir.
Bu itibarla da bunlar, mümin ve emin ellerde olmadıkları sürece, Hiroşimalara ve daha kimbilir nice yerlere fezâat ve fecâat yağdırmaya devâm edecektir.
* * *
Günah, insana bahşedilen bilumum istidat ve yüce duyguları söndüren bir fırtına ve kalbî hayatı çepeçevre saran zehirli bir dumandır.
Bu fırtınaya maruz kalan kurur; bu zehirli havayı teneffüs eden de ölür.
* * *
Evet, bugün varlık didik didik edilmiş; fizik, kimya ve pek çok buudlarıyla sokaktaki insanın bile hayatına girmiş; metafizik ve metapsişik o esrarlı mahfazalarından çıkıp eski cadılıklarına bedel, bizlerin enîsi, evlerimizin de şeref misafirleri durumuna gelmiş; ama insan ilmi de, insan zekâsı da, insan idraki de henüz çocukluk dönemini yaşamakta...
* * *
Tevbe kişinin kendini yenilemesi ve bir iç onarımdır.
Yani, saptırıcı düşünce ve davranışlarla bozulan kalbî muvâzeneyi, yeniden düzene koyma uğrunda, ferdin, kendinden Hakk'a yönelmesidir.
* * *
Günah, âheste âheste eser insanın içine ve nefsi, bir meltem okşayışıyla okşayarak gider taht kurar onun gönlüne.
Sonra da, bitevî duygularını öylesine baskı altına alır ki, gayri ondan kurtulmak, ya kuvvetli bir azim veya gaybî bir inâyet eline kalmıştır.
* * *
Medeniyet ve kültür ne kadar âlemşümûl bir hâl alırsa alsın, bağrında yetiştiği milletin ruh hâletini temsil etmelidir.
Bu itibarla da o, hazır bir elbise gibi değil de dikilmemiş bir kumaş kabul edilmelidir.
Her milletin kendi kametine göre kesip biçeceği ve mutlaka kendi bünyesine uyduracağı bir kumaş...