Sızıntı Arşivi

Ocak 1999 · s. 570 · 4 dakikalık okuma

His Ve Düşünce Ufku

Mehmet Erdoğan · Edebiyat

TEMENNA...

Darmadağın göğsümün ahım dinleseydin

Dokundukça gûşuna serinlerdi efkârım

Ya hicranı uzatma ya göz pınarımda din

Sildi gözümden arşı sonunda ah u zarım

Yakamoza bürünüp ilerlersin durmadan

Zerre kadar ışıktan mahrum olan içimde

Neden biter yolculuk süveydaya varmadan

Ve kalır hep bir köşem darmadağın biçimde

Senin gücünle güçlü, sensizlikte bîkesim

Bırak artık künhüme hakikat haberini

Karanlık duygularda ıslanmasın hevesim

Ruhumun göklerine kapama gözlerini

İşit kimin bağrından derlenmiştir bu figan

Özetler belki sana aşktan yorgunluğumu

Belki en çok kavuşma arzusu duyduğum an

Ölüm şerbeti ile gider susuzluğumu

Merhamet yüklü heybem göğsümde dağ mı arar

Bir şefkatli buseyle olmak için kederden

Yangınıma su dökme, kavrulduğum “sen”sin yâr

Yalnızca bir haber ver kopup geldiğim yerden

Safiyye Yavrucu / Malatya

Hece tarzı şiire güzel bir örnek. Akıcı bir söyleyişiniz var. Mısralar üzerinde çalışmışsınız. Bazı imajlarınız ise gayet orijinal “Yakamoza bürünmek / Ruhun göklerine gözlerini kapamak / Hevesin karanlık duygularda ıslanması / Ölüm şerbetinin susuzluğu gidermesi” bunlardan bazıları. Çapraz kafiyeyi seçi­şiniz şiirinize ayrı bir ahenk katmış. Bu da sizin kafiye şemasını seçerken dikkatli olduğunuzu gösterir. Bunun, kaçıncı şiir dene­meniz olduğunu bilemiyoruz ama, eğer ilk veya ilklerden ise ga­yet başarılı.... Kafiye hâkimiyeti oldukça iyi. Tam ve zengin ka­fiyeler şiirinizde yoğunluğu teşkil ediyor. Böylesine sarraf hassa­siyeti ile ele alınmış şiirler bizleri gönülden etkiliyor. Sanat eğer hakiki sanat ise, kimi etkilemez ki: Bir tablo, bir şiir. bir musiki hep aynı odağa çeker bedii zevki olanların kalplerini.. Sizden bunun gibi ve bundan daha seviyeli şiirler bekliyoruz.. Eğer ciddî bir şekilde ilgilenirseniz geleceğin güzide bir şairi de siz olabilirsiniz. Sevgi ve selâmlar....

GÜLÜN KEDERİ

Semada yıldızlar yanıp sönüyor.

Asude süzüşler baş döndürüyor.

Gecenin siyahı gizemli perde;

Bülbül çekilince, gül dalar derde.

Helezon çizerek çıkan nağmeler,

Seni hatırlatır, seni heceler.

Melodinin hüznü ağlatır mumu;

Mum ağlar, gül ağlar, dağlar ruhumu.

Mum ışığı duvarda raks eder durur.

Resmin de bu raksa ayak uydurur.

Birikmiş yaşlarım taşar ruhumdan;

Gönlüme akarak seni soldurur.

Mâşûk Altun

Önce, şiirinizin ismi çok güzel.. Böyle güzel isimler bulmak bile şaire gerisini getir­me gücü kazandırır. Kafiyelerinizin belirli bir sistematiği yok. Ama ahenk ve akıcılık bozulmuyor. Bir tasvir gücü var sizde. Şiirin her mısraında ayrı bir tablo canlanıyor göz­ler önünde. Bu insanı ferahlatıyor.

Ruh, kelimelerin müzikalitesi ve hayalde bıraktığı imaj ile sanki söylenenleri görüp, duyup, hissediyor. Bu farklı bir kabiliyettir şiir dünyasında. Kullanılması gereken ayrı bir cevherdir. Kıymeti bilinip, geliştirilirse çok orijinal şiirler ortaya çıkar. Şiirinizin son beytinde zıtlıklardan faydalanmanız ayrı bir güzellik katmış şiire: “Birikmiş yaşlarım ta­şar ruhumdan; Gönlüme akarak seni soldu­rur.”

His ve Düşünce Ufku’nun bu kadar mümbit bir tarla olacağını rüyamda görsem inanmazdım. Hani insan bu kadar güzel şiir ya­zan kardeşlerimizi görünce, atılan tohumla­rın boşa gitmediğine inanıyor ve ümidi ve azmi bir kat daha artıyor. Sizden bu maden ocağını kalbinizde Ferhat misali daha gay­retle kazmanızı tavsiye ediyor, elde ettiğiniz cevherleri yontup, pürüzlerini düzeltip, tam şekillendirdikten sonra his ve düşünce zinci­rine takmak için bize göndermenizi tavsiye ediyoruz.. Selâm ve sevgiler...

IŞIK

O mu vardır yeter

Bitmez yokuşlarda koşarken garip

Şarkısını duyarız ve irkiliriz

Ah neden duymak için dinlemek gerek

Onlar sizi çağırır kayalıklarda

Kâğıttandır etekleri onların

Ne kadar ışık asmışlar sokaklara

Göremiyoruz gölgesini bile ölümün

Siz misiniz anlatılan efsanenin erleri

Ne günlerdi onlar ki sizdik

Şimdi dünya nasıl da ışıl ışıl

Yansıtılan sorumlulukla ışıl ışıl

Demek sizsiniz en büyük efsanenin erleri

Bense güneş lekesiyim ben istemedim

Sönmeyi insanlar ışık beklerken

Bazen bir anlam bulup da bunda

Bir mumum diyorum inanmıyorum

Bir mumum diyorum inanmıyorum

Fırat Koçol / Ankara

Serbest tarzda yazılmış güzel bir şiir. Üzerinde çalışılmış mısralar oldukça fazla.. “Ah neden duymak için dinlemek gerek Ne kadar ışık asmışlar sokaklara I Göremiyo­ruz gölgesini bile ölümün’ gibi mısralar hem imaj yönüyle hem de anlam yönüyle gayet güzel ve farklılık arz ediyor. Son bö­lümdeki tekrar ise mumun yanışını insan hayaline titreyen bir gölge gibi düşürüyor.

Sizde ümit var dostum. Sizin şiir yaz­manız şart. Zaten yazmazsanız beyninizden şiir yerine kan sızar. Ruhunuzda şiir çiçeği açmazsa, sıkıntı çıbanı çıkar. Evet, fıtratı şa­ir olanın şiire koşması ve bütün engelleri aşması, okuyucuya ulaşması gerekir. Bu onun davasıyla bütünleşmiş bir kabiliyet damarıdır. Bunu ondan, onu bundan ayır­mak mümkün değildir. Evet, fazla söze ha­cet yok. Yazın ve kristalize ettiğiniz şiir cevherlerini bize gönderin... Selâm ve sev­giler..

SONBAHAR

Düştü yaprağın biri dalından

Sonra ağlamaya başladı düştüğü yerde

“Asın beni dalıma” diye.

Ağaç güldü ona,

Yer güldü,

Gök güldü,

Ben gülmedim.

Bilirim bu ilâhî emirdir

Kopmalıydı yaprak dalından.

Siz de bilirsiniz bunu,

Ağaç, yer ve gök.

Ama yaprak bunu bilmez ki;

Bu onun ilk sonbaharı.

Serdar Poyraz / Ankara

Evet, işte Orhan Veli, Cahit Sıtkı tarzının pozitif duygularla yüklü şiiri... Biz bunu bekliyoruz. Şiirde serbest duygu titreşimleri ve his uçuşları, öz serenatları duyulmalıdır. Lâkin her ses şiir diye, her imaj mısra diye ortaya koyulmamalı. Siz iyi süzmüşsünüz şi­iri. İmbikten iyi geçirmişsiniz.

Potada güzel eritmişsiniz düşüncenizi, his ile kuvvetli bir terkip yapmışsınız... Du­ru bir söyleyiş ikliminde sunmuşsunuz bü­tün bunları. En son mısra ile ilk mısra ara­sındaki bölümler sanki su gibi berrak. Fanus içindeki ışık nasıl rahatlıkla görülebilir. Çünkü cam saydamdır. Sizin mısralarınız da içini böyle gösteriyor. Tema, ışığını bu şekil­de perdesiz yansıtıyor.

Yaprağın dalından düşüşü ve üzüntüsü, her şeyin ona gülüşü, fakat şairin bu duruma gülmeyişi, çünkü tecrübeli oluşu, yaprağın hâlini, başına gelen sonbaharı erdem ufuk­larından seyredişi ne güzel tablolar armoni­si..

Size de; “kalemi bırakmayınız” diyoruz. “şiir yaz dostum!” diye çağrıda bulunuyo­ruz. “Gönlünüzü şiir semasına çevirip yağ­mur misali şiir damlaları ile kültür ve sanat susuzlarına abıhayat sununuz!” diye davet­te bulunuyoruz.

Sevgi ve selâmlar...