Ocak 1999 · s. 573 · 2 dakikalık okuma
Sizlerle Yüzyüze

Sevgili Kahramanıma...
Şubat “1979. Dondurucu ayazın, ürpertici soğulun etkisine aldırmadan kardelenin karı hiçe sayıp semaya kanat açması gibi dünyaya geldin. Bin bir sancı ve içinde körüklediğin sevgi ateşi ile gönülleri ısıtayım diye herkes gibi ağlamaklı doğdun. İnsanlığın sevgisizliğine, hoşgörüsüzlüğüne ağlıyordun. Ağlıyordun; gülmeyi unutmuş yüzleri güldürmek için... “Bu ağlamayı dindirmek için yavru,,.”, “sevgi” dedin ve hoşgörüyü dost edindin. Her bir fasikülün âdeta nefes alış-verişi gibi vücutlara inşirah salıp, gönüllerden, zihinlerden karamsarlıkları affı. (Amit verdin. Sevgi olup gönüllere sızdın. Senelerce muhtaç gönüller senin mektebinde yetişti. (Amitsizlik ve karamsarlık okyanusu içinde, duygusuzluk tufanında, kardeşlik gemimizin sevgi ve hoşgörü dümeni oldun. Çünkü sen, sevgiyi ve hoşgörüyü evrensel kabul ettiğinden, mahiyetindeki bu güzellikleri gönüllere de akıttın. Kendi şahsında evrenselleştirdiğin sevgi ve hoşgörüyü; sadece bir dile, bir dine ve bir ırka ipotek etmedin.
Bizler kendimize düşen vefa hissi ile sana hitaben diyoruz ki; Sevgi ve “Hoşgörü sızıntına daim “Ark” olacağız. Ruhlar ve gönüller senin coşkun çağlayanınla yeşerecek. Delikanlı coşkunluğunun içinde yirmi birinci yaşına adım atarken, sevgi, hoşgörü ve diyalogu evrensel bir ‘Dil” hâline getirme gayretinden dolayı seni, tüm gönüller olarak kutluyoruz.
Harun Algül/İstanbul
Canım Sızıntım;
Yaprakların üzerindeki küçük çiğ tanelerinin yavaş yavaş düşmeye başladığı ve esen meltemin ılıklığını iliklerime kadar hissettiğim bir bahar sabahı Bingöl’den arkadaş ziyaretinden dönüyordum,
Y
anımdan
ayırmadığım
dergim “Mefkûre İnsanı” adlı başyazısını
okurken beni başka âlemlere götürmüştü. Bu tatlı âlemden araba freniyle uyandım. .Aman
Allah’ım! Arabamız yol kenarında duran kayalara çarpmak üzereydi. Ak
ile karanın, korku ile ümidin
birbirine karışmış olduğu bir hâlde kendime geldim. Arabamız yan devrilmişti. Bu
sırada ortamın karıştığı bir hengâmda nefsime söz geçiremeyişim bir prangalı
mahkûm gibi her emrettiğini yapışım geçti gözümün önünden.
Kararmış dünyama ışık, puslu ufkuma aydınlık olan delgim yanımda yoktu, Mecnun’un, Leyla’sını aradığı gibi ben de dergimi adamaya başladım.Her şeydi o benim için, vazgeçilmez varlıktı hayatımda.. Çünkü; ben, kin, nefret ve ego dikenlerinden sıyrılıp sevgi çiçeği ile açıp, sevgi saçmayı ondan öğrenmiştim.
Sevgi, muhabbet ve hoşgörü dileklerimle...
Salih Akyel / Elazığ