Sızıntı Arşivi

Mayıs 1998 · s. 186 · 4 dakikalık okuma

His Ve Düşünce Ufku

Mehmet Erdoğan · Edebiyat

TÜM SEVGİLERLE

Yamaçlarında mor dağların

Mor çiçek elbiseli kızların

Ve koyunların

Ve tarlaların

Ve insanların

Ve sevginin bucağından gelen.

Yol arkadaşım ve sen..!

Koklanmamış bir gül kadar saf.

Yeni doğmuş bir bebek gibi temiz

Ve dünya kadar iyisin...

Yaşanmamış tüm gün ve gecelerin

Sabah namazı gibi tatlı ve şirin

Günün doğuşu gibi

Melek bakışlı

Öyle mahzun ve esrarlı gözlerin.

Yanık türkülerin, kınaların

Bozkırın acılığının ortasında

Umut, çiçek ve dostlukla çevrelenmiş

Ve dünya kadar iyisin...

Sevgili kardeşim Esra'ya ithaf olunur!

(İlkokul öğrencisi)

Mehmet Arslantaş / MARDİN

Biyoloji Öğretmeni

Serbest tarzda bir güzellik armonisi oluşturmuş­sunuz şiirinizde. Tatlı ve içten bir ses, safi bir duygu seli akıyor baştan sona her mısranızda. Pastoral çizgi­lerden yararlandığınız bu şiirde, insan sevgisine odak­lanan mısralar ılık bir sevgi ve hoşgörü melteminin bü­tün şiirde üfül üfül esmesini sağlamış... “Umut, çiçek ve dostlukla çevrelenmiş” bir sevgi iklimi örmüşsünüz bütün şiirde. Cahit Külebi'nin “Köy Türküleri”ndeki saf ve temiz iklim, Behçet Necatigil'in tabiatın nabzının atışını, başını çimenler üzerine koyarak hissettiği ve hissettirdiği sıcak hava sizin şiirinizde de mevcut. Bu kabiliyet ocağından bizlere daha nice şiir cevherleri takdim etmeniz dileğiyle, sevgi ve selâmlar....

ÖLÜME ADIM ADIM

Ben.

Bu havayı tanıyorum.

Şimdi ılık, akşama soğuyacak biliyorum

Ben.

Bugünü başka yenle yaşadım, hissediyorum

Bulutlar yine ağlayacak, kan ve gözyaşına

Yine feryad-ı figan inleyen insanlar olacak..

Herkes. bir hengame içerisinde.

Ben

Bu havayı tanıyorum.

Bu havayı başka yenle yaşadım, biliyorum.

Hayaller, ümitler, gözyaşlarıyla yüzlerde

Donmuş olacak yine.

Çocuklar gülerken ağlayacaklar!..

Bilmedikleri korkular içerisinde.

Ve....

Herkes, bir duyarın dibinde, hapishanede

Özgürlüğü bekleyen

Mahkûmlar gibi çökmüş olacak.

Bunu da biliyorum...

Yaşlı nine/erin, elleri semaya uzanacak.

Yaşlı gözlerle.

Ben,

Bu havayı tanıyorum.

Çünkü ben bu havayı uzaktan da olsa

SOLUYORUM....

Esila Songül Atıcı / İzmir

Bir sis içinden söyler gibi söylemişsiniz, türkü­nüzü.. Bir sıkıntı ve çile iklimini tanıtmak için ilmek ilmek dokumuşsunuz mısralarınızı. Bu havayı uzaktan da olsa solumak bile bahtiyarlıktır. İnsanların çektikleri sıkıntıları hissetmek, toplumun gelişim çizgisinde sürüklendiği kaosları ve bunun çilelerini bağrında duymak ne güze] bir gönül inceliği ve yürek hassasiyetidir. Toplumun her kesiminin bu ızdıraptan aldığı payı vicdan rebabında “tın tın” diye hissetmek ne kutlu bir seviye. Zaten bizler kendi dünyasında çektiklerimizi başkalarının hâli ile kı­yaslayarak onların derdine ancak bu şekilde ortak olabiliriz.. Yoksa duyarsız insanlardan teşekkül eden toplumlar birbirlerini duyarsızlık ve vurdumduy­mazlık paletleriyle ezer geçerler de arkalarına bile bakmazlar.. Bu şiir bana Kırık Mızraptaki “ızdırap” ve “ızdırap İnsanı” isimli güzide şiirleri tedâî ettirdi. Serbest tarzda yazmış olduğunuz şiirinizde akıcı ve duru. bunun yanında yer yer girift söyleyişler var.. “Tanıyorum” ve “biliyorum” gibi kelime tekrarlan şiirde bütünlük oluşturması açısından uygun düş­müş.

Sizden sevinç ve ümit ufkuna kanatlanmış- ve bizlere hayalın güzel yanlarını da fısıldayan, büyülü söyleyişlerle ruhumuzu mest eden şiirler bekliyo­ruz...

UZAKLARDA

Dağ doruklarında biz korkumuzu bıraktık

kör gözlü gençlik çağlarında

urgan urgan seğirttik

duruverip dervişleyin

eski zaman höyüklerinde

mübarek ve uğultulu

kırık türküler gibi aktık

yol boylarında biz sevdamızı bıraktık.

Kurşunî binitlerle ıslıklı

Torosvarî tünellerden destursuz

gönlümüzü yalnızlığa iteleyerek

kara haberler gibi aktık

mavi-siyah deryalarda biz rüyamızı bıraktık

.şiirler demlenip türkü buğulanarak

ulam ulam sevdalara belenip

sıvı kurşunlar gibi aktık

upuzak diyarlarda

biz ömrümüzü bıraktık.

Ametay Banar / Ankara

Şiirinizde farklı bir ses ve gayret izleri mevcut.. Üzerinde çalışıldığı belli... Bunun yanında okuduğu­nu/ da çıkıyor ortaya.. “Dağ doruğunda korkuyu bı­rakmak, urgan urgan seğirtmek, eski zaman höyük­leri, kırık türküler. kurşunî binitler, şiirler demlenip, türkü buğulanarak” gibi deyim, terkip ve mısralar bu gayret ve yakalanan güzel sesin örnekleridir. Sizde şiir gücü var dostum. Bu cevheri iyi kullanın. Ku­yumcu hassasiyetiyle seçtiğiniz ve kıvamına soktu­ğunu/' mısralarını/, buna güzel bir örnek. Daha bir ' gayretli olun. Asla yılmayın. Bu kabiliyetinizi kö­reltmeden ol alın şiir menzilinde. Sık sık denemeler yapın. Ama çabuğa getirmeyin çalışmalarını/ı. İyice demlendirin ki türküler buğu buğu yükselsin mısralarınızın beyitlerinizden... Kucak dolusu ' sevgi ve selâmlar sunuyoruz...

VAN GÖLÜ

Um Gölü bütün letafetiyle karşımda dururken.

Onu çevreleyen sıradağlar var.

Yüce dağ başından bu sabah esen

İçime gülümseyen soğuk karlar var.

Süphan dağı suları değimle uyanırken

Başını dolayan beyaz örtüler var.

Rüzgâr uyuyan suları uyandırırken

Yüce dağda farklı bir metanet var.

Göl semadan ayı içine çekerken ı

Açık maviliklerde türlü akisler var.

Engin güzelliğini seyre dalarken

Beni bağlayan garip duygular var.

Abdullah Sevinç / Van

Şiiriniz duygu ve his yüklü. Duru bir söyleyişi­niz var. Birlikte aynı iklimden yasemenler devşir­mek ne güzide bir kenetlenme ve yekpareliktir... İmajlarınızdaki karların gülümsemesi, rüzgârın uyu­yan suları uyandırması, gölün ayı içine çekmesi gibi imajlar bir gayretin akis akis yansımasıdır mısralara... Yalnız teknik açıdan biraz daha çalışmalıydı­nız şiir üzerinde. Meselâ “Yüce dağda farklı bir me­tanet var” ifadesi mısradan ziyade bir nesir cümle­si... “Beni bağlayan garip duygular var” da öyle.. Bu tarzda eksiklikleri gidermenin tek yolu. seçilen keli­me ve terkiplerin şiir müzikalitesi taşımasına dikkat etmektir..

Sizden daha nice şiir çiçekleri geleceğini ve ko­kusuyla bizleri nice Anadolu illerine taşıyacağını ümit ediyor sevgi ve selâmlar sunuyoruz...

VİSALE DOĞRU BİR ADIM