Sızıntı Arşivi

Temmuz 1996 · s. 282 · 4 dakikalık okuma

His Ve Düşünce Ufku

Mehmet Erdoğan · Edebiyat

ÖLÜM

Kimi ömür haftalık,

Bazen de sığmaz asra.

Bir kaza bir hastalık,

Kurtuluş yoktur asla.

Ne vakit nerede sır?

Cevapsız sorudur bu

Aklına sorsan ,kısır,

Sualin zorudur bu.

Sen ne kadar kaçsan da

Bulur yakalar seni

Ummadığın bir anda

Ayırır candan teni.

Kalbin çözer düğümü

Sonra yok korkmak kaçmak

Ariflerin ölümü

Sonsuza yelken açmak.

Sevim Erol / İstanbul

Necip Fazıl’ın rakseden mısraları gibi ne güzel bir ritim bu. Biraz daha üzerinde çalışsaydınız kristalize olmuş mısralar “Şiir benim” tayfını sunacakmış göze gönle. Buna rağmen birkaç rütuş yaptık şiirinizde. Sizden şiir dünyanızda tam yoğurup, ilham suyu ile beslenen, sabrın gün ışığında olgunlaşıp zaman eleğinden geçen ve bir buket, bir demet şeklinde gözü gönlü ferahlatan şiirler bekliyoruz. Selam ve sevgiler.

SEVMELİ

Bu şanlı ülkenin gül çocukları

Hep dost olmalı

Bu gül ülkesinin öz çocukları

Kardeş kalmalı

Koşmalı, ulaşmak, doğmalı, dolmalı

0 mutlu geleceğe

Ve gülmeli ve sevmeli

Her an ve herkesi.

Niye yaşıyoruz ki biz?

Hala silememişsek içimizden kini

İnsanlıktan, dostluktan bahsedebilir mi?

Tatmayan sevgi zevkini

Genci, yaşlısı, fakiri, zengini

Herkes ama herkes

Herkes birbirini

Doyasıya sevmeli, ölesiye sevmeli.

Mutlu Gavcar/Kütahya

Göndermiş olduğunuz o güzel mektubunuz ve şiiriniz bizi mutlu etti güzel dost. Pırıl pırıl nasiyeniz canlandı gözümde. Ayrılığın hüznü burktu gönlümü Ama siz Anadolu’ya tohum saçan ümit tomurcukları, hiçbir zaman unutmayın ki, hepiniz kalbimin ta derinliklerinde yaşıyorsunuz. Kucak dolusu selamlar, sevgiler.

MEZAR

Bir mezar düşünün ki, ne taşı ne toprağı

Ne de üstünde ateş kırmızı gülleri var.

Sade taştan bir ruhun simsiyah külleri var

Bir mezar düşünün ki, ne taşı ne toprağı,

Ne bir ağıt yakanı, ne de ağlayanı var,

Yalnızlıklara çarpıp, akan çağlayanı var.

Bir mezar düşünün ki, ne taşı ne toprağı,

Ne de selvileri var, günden güne boy atar,

Bir mezar düşünün ki, içinde aşkım yatar,

Taner Laçin/Eskişehir

Güzide bir şiir... Mezar içinde aşkım gizleyecek kadar güzel. Diriliş emaresi olan işte bu aşktır. Başkalarını şaşırtan bir diriliş sırrını taşıyan, gözden ırak bir tohumun çatlayışı, bir filizin dudaklarını hayata yaşamak için uzatışı... Demek uğraşınca dört senenin mahsulü göz ve gönül dolduran meyveler şeklinde insanlığa sunulabiliyor.Sizden “sabırla pişmiş aştan” yer gibi sıkıntı ve çile yudumlayarak, bu güzel üslup ile gelecek nesillere şiir bengisuları takdim etmenizi tavsiye ediyoruz. Selam ve sevgiler.

BESMELE

İşin rast,gidecekse,

Kıvama erecekse

Noksansız bitecekse

İlk öncesi Besmele

Evinden iniyorsan

İşine gidiyorsan,

Rızkını istiyorsan,

Birinci söz Besmele

Yaratan’ın emrini,

Muhammed’in sesini

Yunus’un nefesini

Duydun ise Besmele.

Yolcunun arkadaşı,

Dertlilerin sırdaşı,

Tüm duaların başı,

Besmeledir Besmele.

Kurumuş yapraklara,

Çatlamış topraklara,

İnanmış dudaklara,

Ne yakışır Besmele

Gönlünde varsa hüzün,

Yarım kalmışsa sözün,

Kararsa bile yüzün

Tek ilacı Besmele.

Her sonun vardır ilki

Kul isen şunu bil ki

En hayırlı söz o ki,

Sonda dua Besmele.

Şahin Konal/Bursa

Şiiriniz Halk Edebiyatı şiir tarzında kaleme alınmış. Halk ozanlarının bu tarz şiirleri insanların anlayışına kolay geldiği için beğeniyle okunması pek şaşırtıcı bir şey değil. Fakat biz yeni arayışlar içinde olmalıyız. İnsanımızın bedii duygularını geliştirmek için yeni söyleyiş ve sanatlı deyişler denemeliyiz. Bunun için de özlü yazmaya dikkat etmeliyiz. Düşün ün elinizde bir ok var, onunla hedefi vurmanız gerekli. Yoksa hayatınız sona erecek. Böylesine bir titizlikle kabiliyet okunuzu hedefe fırlatmalısınız .Eğer böylesine titiz ve hassas olmazsak “sanat hedefine” okunu hiç de istemediğimiz yaban düşünceliler isabet ettirecekdir. Bu da bir dava adamının davası adına ölümüdür. Sizden daha özlü ve üzerinde daha fazla durulmuş şiirler bekliyoruz. Selam ve sevgiler.

KAR TANESi

Göklerden inen;

Beyaz ve temiz kar tanesi.

Yağışın, inişin, gelişin;

Sevgi dolu yüreklerin nuru.

Evham içindeki uslara,

Fırtınayı andıran sessizliğin;

Korkusuz gönüllerin huzuru.

Yağ üzerimize.

Yağ ki, temizlensin;

Bu el, bu kalb, bu dil.

Hatta bu köy, bu kasaba, bu il.

Kuraklığın toprağı çatlattığı gibi,

Karanlıktan çatlamış,

Fikirlerin, üzerine yağ.

Yağ ki, insanlığımız arınsın.

Şefkat, sel olup aksın da,

Ne bir dilenci kalsın.

Ne de, sefil bir çocuk.

Nermin Arar/Samsun

Şiiriniz serbest tarza güzel bir misal. Bazı yerlerde “dil, il” gibi kafiyeler fıtri bir uyum sergilemiş. Yalnız “us” kelimesi yerine “his, duygu, akıl, düşünce” kelimelerinden birini koyabilirdiniz. Zira sık kullanılan bir kelime değil us. Akıl kelimesi karşısına sırf Arapça düşmanlığı olsun diye kasıtlı çıkarılmış bir kelime... Zaten pek tutmadı ve “uslu” kelimesi dışında kullanımı az. Yeni şiirlerinizi bekliyoruz. Sevgi ve selamlar.

CAN DOSTUM

Gözün ulaşılmayan doruklarda olmalı, her zaman varılmayan ufukların, ulaşılmayan serhatlerin yolcusu olmalısın.

Bakışların ürkek, nefesin titrek olmasın. Okyanusların ötesinde güneş elinde üşümesin. Islak şehrin sokaklarında bir akşam üstü gezersen bir şeyleri an, kendi iç dünyanda bir hayal alemi kur ve bu alemin en mesut kişisi sen ol.

Şanlı Kur’an tutkun, Rasulullah kılavuzun, onun ashabı dostun olsun. Allah’ın hakimiyeti, insanlığın mutluluğu ve kurtuluşu için mücadele ve aksiyon ruhu ve arzusunu artırman tek temennimizdir.

Unutma ki, ölüm ezelden ebede nişanlımızdır.

Tekin Özgül/Tokat

Dilekleriniz kısa ve özlü cümlelerle ele alınmış. Bu tarz makalelerde bazen devrik cümleler de kullanılabilir. Çünkü yazıdaki monotonluk bazen kural dışı orijinal çıkışlarla kırılabilir. Sizden ahengi yeni söyleyişlerle bütünleşmiş güzide yazılar bekliyoruz. Selam ve sevgiler.