Sızıntı Arşivi

Temmuz 1996 · s. 285 · 2 dakikalık okuma

Sizlerle YüzYüze

Sızıntı · Edebiyat

Değerli Sızıntı

Dört yıldır derginize aboneyim. İlk başlarda sevdiğim arkadaşlarım kırılmasın diye derginize abone olmuştum. Fakat zamanla bende Sızıntı tutkusunun başladığına şahit oldum. Derginizi satır satır okumaya başladım. Hatta maaş bekleyen memur gibi aybaşlarını bekliyorum. Sizin güzelliklerinizin ancak okunarak anlaşılabileceğine inanıyorum.

Sızıntı dergisini çıkarmada vesile olan ve emeği geçenlerden Allah ebediyen razı olsun.

Hakan Köse, Keban/Elazığ

Sevgili Sızıntı.

Seni ilk tanımam ortaokul son sınıfta oldu. Değerli bir arkadaşım Sızıntı’yı bana “al oku, sana hediyem olsun” diyerek uzatmıştı. Her ne kadar o zamanlar yazılarını anlamasam dahi o sıcacık resimler/18, muhteşem dili ve aşina olduğum “Başyazı” beni mest etmeye başladı.

Hele hele o güzel sloganı: “Madde ile ruhun bütünleştiği dergi”, “Karanlık dünyaları aydınlatan ışık” ne güzel haykırıştı!

...Buram buram “mana” koktuğu belliydi.

...Ayrıca bilim ve teknikle ilgili buluşlar dergimizde en orjinal şekliyle yer alıyordu. Edebiyatı yağmur yüklü bulutçuklar gibi hisli, tarihi ise bizi eskilere götüren mükemmel manzumeler...

...Sızıntı’ya en çok “şükran” duyduğum konu, evrimle ilgili hazırlamış olduğunuz “Evrim özel Sayısı”dır. Kafamda evrimle ilgili boz bulanık soru işaretleri vardı. Sızıntı bunların hepsini “izale” etti; kendine sonsuz müteşekkirim.

Sızıntı şimdilerde 17’sini bitirmiş 18’ine adım atmak üzere “Delişmen Delikanlı” gibi haykırışları daha gür çıkacaktır.

Günümüzde ihtiyaç duyduğumuz sevgi ve hoşgörünün bayraktarlığını yapacak her ne kadar sevgi bilmezlere ve önyargılılara karşı Albert Einstein “önyargıyı parçalamak atomu parçalamaktan daha zordur” dese bile bizler “Sızıntı” ailesi olarak “sevgi ve hoşgörü” yumağını örmeye devam edeceğiz. Bir kutlunun ifadesiyle

“Aç herkese açabildiğin kadar sineni, ummanlar gibi olsun! İnançla geril ve insana sevgi duy; kalmasın alaka duymadığın ve el uzatmadığın mahzun bir gönül...”

“Sızıntı bizlere hayatımızda “dost” oldu, “ışık” oldu, yol gösterdi. Mevlana Celaleddin Rumi Hazretleri gibi; gündüz ortasında fenerini alarak soranlara da “Ben ‘Dost’um benimle derdimi paylaşmak isteyen ‘dost’ arıyorum” diyordu sanki sevgili Sızıntı bizlere.

Sözlerimi Şair Bestami Yazgan’ın dörtlüğü ile bitirmek istiyorum.

“Bağımıza gazel düştü güz oldu,

Geçti bu vakitler hemen tez oldu,

Derdim binbir iken bin beşyüz oldu,

Çekemem bu derdi gardaş, bölek seninle.”

Sızıntı’ya nice güzel günlere...

Abdurrahman Büyükkeskin, Korkuteli/Antalya

Aydınlık geleceğin mutlu yıllarına...

Dergimiz artık dünyanın her yerinde okunan ve aranan bir dergi olma özelliğine sahip. Fakat onu siz yerin derinliklerinde, metroda okumanın zevkini ancak onu okuyanlardan sorun.

Karanlıklarda metroda seyahat ederken adeta sizi aydınlık iklimine kavuşturan, gül bahçelerinde dolaştıran aydınlık dolu Sızıntı’yla beraber olmak istiyorsunuz.

Dünyanın dört bir yanında solmaya yüz tutmuş gül bahçelerini sevgi seliyle sulayan ve o gül bahçeleri arasında sevgi ve hoşgörü köprüsü olan Sızıntı’yı takip etmekten kendimi bahtiyar hissediyorum.

Hoşgörü iklimindeki yayınına ve ona emeği geçen yayıncılara hayat boyu başarılar dileğiyle.

İmdat Yıldız, Bükreş/Romanya