Mayıs 1996 · s. 186 · 5 dakikalık okuma
His Ve Düşünce Ufku

BEN İNSANI GÖRDÜM
Merhametin gazabını aştığı noktada
Ben insanı gördüm.
Çiğdem olmuş sözleri
Parlar.
Dikenler ayrıklar üstüne.
Sevginin nefretini aştığı noktada
Ben insanı gördüm.
Kanatlanmış kollarında gücü,
Alın teri yağmur yağmur çiselenir,
Kuru dallar üstüne.
Kanın kanını aştığı noktada
Ben insanı gördüm.
Bir alev otağıdır yüreği.
Sevdalar kaynar damarlarında
Vahşet üstüne.
Özün kibrini aştığı noktada
Ben insanı gördüm.
Öyle içten, öyle sade
Bir mum gibi ışır, erir
Gölgeler üstüne.
Günün geceyi yırttığı noktada
Ben insanı gördüm.
Hakikatin seherinde dua eder
Gözleri
İnik perdeler üstüne.
Alnın huzura değdiği noktada
Ben insanı gördüm.
Arınmış yüzü kokar gül gül.
Dökülür,
Toprak üstüne.
Ve insanın insanı aştığı noktada
Ben bir tek can gördüm.
Yürekte, iliklerde zerre zerre
Çoğalır bir sonsuzdan bir sonsuza;
Söylenir Allah diye.
Nihal KAYA / İstanbul
Şiiriniz bir aşk ve vecdin panoraması. “Ben insanı gördüm” nakaratında adeta kanatlanan mısralar e ufuk insanın iklimine katar katar turnalar gibi yol alıyor.
“İnsanlardan bir insan ol” kudsi sözünü akla getiren şiirinizde Yüreğin bir alay otağ olması, Alın terinin yağmur gibi çiselemesi, Arınmış yüzün gül gül kokması” gibi imajlar orijinal. Sizden daha akıcı, berrak, muhtevası olgun ve doyumcu şiirler bekliyoruz
Selamlar ve sevgiler.
“KALAN” LI ŞİİR
Mevsimler değişti geldi zemheri
Bahardan geriye hüzündür kalan
Silindi tüm eşya zihnimde bir bir
Bir tek hafızamda yüzündür kalan
Kâinatın dinmez demdemesinde
Sözündür güzelim sözündür kalan
Bülbül ah ederken her nefesinde
Güllere hediye nazırdır kalan
Şimdi her mekanda duyulur nağmen
Çalınır kalp ile sazındır kalan
Damaklar bilemez senin tadını
Gönüller bilir ki hazındır kalan
Dolaştığın yerler taş taş öpüldü
Dudaklarda gayri tozundur kalan
Elifi nakşettin içerimize
Hokkandır, boyandır, yazındır kalan
Sen gittin seninle her kemal gitti
Gamdayım bağrımda hüzündür kalan.
Akif Gültepe / izmir
Gazel tarzında yazılmış bir şiir. Yalnız ilk iki mısra kendi aralarında kafiyeli olmalıyken şair tarafından değişiklik yapılıp küçük bir orijinallik sağlanmış. Muhteva gayet güzel, kafiye tarzı hassasiyetle ele alınmış. Sizde şiir adına çok ümit var dostum. Bol bol deneme yapın ve bizlere gönderin. Sevgi ve selamlar.
HEDEFTEKİ OKA
Ok hedefe giden yolda
Deler geçer engelleri
Zaman, erinde mum gibi kolda
Geride kalan günlerin eser yelleri.
Ok düşünür mü başkaları hedefte
Hedeftir onun duygu ve düşüncesi
Ne değerler vardır sadefte
Ednalarla kıyastadır onun bilmecesi.
Ok olmalısın hedefte yiğidim
Bu bizim inancımızın gereği
Yıllardır hedefteki yitiğim
Gel artık, sonsuz nurun direği.
Dağ, taş, dere, ova, oba
Bütün arz hedef meydanları
Isıtmıyor yıllardır ısınmayan soba
Hadi merhamet et, ısıt onları.
Ahmet Çimendiker / İzmir
Şiiriniz güzel. Fakat duygu ve imaj birlikteliği biraz eksik kalmış. Dağınık imajları biraz daha seçip şiirinize en uygunlarını alırsanız sizdeki dehanın muhataba daha iyi yansıtılmasına sebep olur bu. Böylece mesajınız bir ok gibi hedefi onikiden vurur. Kabiliyetinizin kıymetini bilip “Şiire devam” diyoruz. Selam ve sevgiler.
YAŞAM
Çırpınışmış biçare yaşam
Oysa yaprak da çırpınır
Rüzgarın karşısında
Fakat...
İnsan suya girince çırpınır
Balık sudan çıkınca
Çırpınmak yaşamsa
İnsan suda yaşamalı
Ey azizim
Dağa taşa bak
Bırak suları yerinde kalsın
Sen suları ıslatamazsın
Toprak ol, azizim toprak
Sular seni ıslatsın.
Yaşar Ciğer/Edirne
Değişik bir şiir. Abdürrahim Karakoç’ un “Suları Isıtamadım” isimli şiir kitabını çağrıştırarak güzel bir mesaj vermişsiniz. En vurucu mısralar bir tevazu dersi veren:
“Toprak ol, azizim toprak
Sular seni ıslatsın” bölümü...
İnsan ve balık misaliniz gerçi alışılmış, klasik bir örnek ama şiire çok iyi oturmuş ve değişik bir renk katmış. Yeni şiirlerini bekliyoruz. Selam ve sevgiler.
KEŞKE
Yıllarca, asırlarca hüsrana uğramış beşerin devlet adına, millet adına, din adına tarih ve medeniyet adına bir şey yapmamanın acı bir faturasıdır keşke...
Hallettiği ve halledeceği hiçbir şey olmayan sarsık ve yıkılmış insanların iltica kampıdır.
Gözlerinden ışıldayan hayat parıltılarının aheste aheste yok oluş ızdırabı; yaşama zevkiyle çarpan kalplerin kasvete boğulması ve akabinde bu dünyada bin bir defa ölüp dirilmenin ebedi mahvoluş serüvenidir keşke..
Bin bir füsunla başlarını döndüren dünyaları ellerinden alındığı vakit -oyuncağı alınan bir çocuk gibi- çığlıkları göklere yükselip yapacak hiçbir şeyi kalmayan ehl-i dünyaların mahkeme- i kübrada defterlerinin sol taraftan verilmesinin dayanılmaz iniltisidir keşke...
Dünya ve ukba muvazenesi kuramayan, katreyi çağlayanlara tercih eden, geçici lezzetleri bütün bütün tadıp kalp ve ruh alemini doyuramayan serserinin cehennem tarifçesidir keşke...
Uzun ve meşakkatli yolu tamamlayamayan talihsizin ümitsizce geriye bakmasıdır.
Dünya ve ahiretini zindan eden zavallının fayda vermeyen son haykırışlarının zindan yolunu tuttuğu kara deliktir. Karıştırılan tarih sayfalarında parmak uçlarını kirleten sahte kahramanların faydasız uyanışıdır keşke...
Mehlika Sultan’a aşık yedi gencin gerçek sevgilinin peşinde koşamamanın üzüntülü bir hatırasıdır keşke...
Musa nebinin asasıyla ikiye böldüğü denizin turlu sulan arasında kalan Firavun’un tanrılık safsatasının fiyaskoyla sonuçlanması ve kabul olmayan tövbesinin ebedi cehennem ikametgahıdır keşke..
Zahirde sivri sinekle yaptığı mücadelede yenik düşen Nemrut’un kafasına vurulan tokmakların hissedilmeyen acısıdır.
Anlaşılmaz bir inad ve ardından kin ve adavetin kök saldığı Ebu Cehil tohumlarının etrafı saran inkar kokularıdır.
Gözleri yaşartan Ebu Talip dramının Hak Nebi tarafından Allah’a sunulan cevapsız bir dilekçesidir.
“Benim bildiğimi bilseydiniz çok ağlar az gülerdiniz, yediğiniz lokmalar boğazınızdan geçmezdi, çocuklarınızı, yumuşak yataklarının bırakıp dağlara çıkardınız” deyişi ve ardından ah “keşke” kuru bir ağaç olsaydım da insanlık vazifesi üzerimde olmasaydı çığlıkları ve insanın -Nebi dahi olsa- Allah katında acziyetinin serzenişidir keşke...
Ebuzer Kalender/Kastaınonu
Çok güzel bir odakta toplanmış cümleler.Derli toplu bir söyleyiş ve hedefi onikiden vuruş. Sizde hem şiir gücü , hem düzyazı kabiliyeti mevcut. Fakat işlek bir zekanız olduğu için çoğu kez ruhunuzun emrine girip, şiir yazmakta zorlanıyorsunuz. Bu, büyük şairlerin ilk dönemlerinde sık sık görülür Bu tarzda kabiliyeti olan şairlere zor olanın üzerine yürümeleri tavsiye edilir. “San’atın onda dokuzu gayret onda biri ilhamdır” M. Akif özdeyişi çerçevesinde bir tavsiye... Keşke şairimiz bu tavsiyeler ışığında için deki büyük adamı azmini yitirmeden, bütün zorluklara rağmen Kırık Mızrap şairi gibi bize yansıtabilse... Sevgi ve selamlar..
