Nisan 1996 · s. 138 · 5 dakikalık okuma
His Ve Düşünce Ufku
İSTANBUL
Sana aşık olmuş sırılsıklam gökte güneş
Gece mehtabında göz kırpıyor yıldızlar
Gök sarılıp sıkmış mavisini
Sonra sen damlamışsın cennet hah çelerine eş
Her gün seni anar toprağında nice kul
Böyle satın ne olur sonsuza dek İstanbul
Nazlı nazlı süzülür gemilerin boğazda
Mehtap, ışıklarıyız sudaki aksine bakar
Kışta ürkek bir ceylan salkım saçaksın yazda
Zaman durur göğsünde, sular manaya akar
Her gün seni anar toprağında nice kul
Böyle salın ne olur sonsuza dek İstanbul
Güneş senin üstüne ayrı bir renkle doğar
Ay göklerde yorulup sende bulmuştur huzur
Ezelden kudret eli, başka bir ilahi nur
Göğüne koymuş onları, gezdirip diyar diyar
Her gün seni anar toprağında nice kul
Böyle salın ne olur sonsuza dek İstanbul
Maziden dolu dizgin nice kutsi hatıra
Dört nala kıta aşar Fatih gelir hatıra
Hep senin için yanar gök yüzünde yıldızlar
Her gün seni anar toprağında nice kul
Böyle sahn ne olur sonsuza dek İstanbul
Sessiz sakin süzülen nice semavi sesler
Yedi kat göğe çıkar isminle beraber olur
Zulmet ağını yırtınca büyük, ulu nefesler
Adına hürmet için asüman seferber olur
Her gün seni anar toprağında nice kul
Böyle salın ne olur sonsuza dek İstanbul
Şeref Yılmaz/İstanbul
İstanbul hakkında nice şiirler kaleme alınmış. Hala da alınmakta.. Nedimden Yahya Kemale ondan Necip Fazıla kadar ne kalemşörler övgüyle şiirlerine nakşetmişler bu güzel beldeyi. Fakat daha nice şiirlere değer bu kudsi diyar. Ne kadar mirasyedilerden ve vatan düşmanlarından zarar görse ve yalnızlığa itilse yine güzel yine güzel.
Şiirinizde farklı imajlar mevcut. “Gök silinip sıkmış mavisini ve sonra sen damlamışsın cennet bahçelerine eş, kışta ürkek bir ceylansın, salkım saçaksın yazda” gibi söyleyişler bunlardan sadece birkaçı. Sizden bu güzel üslubunuzla bizlere nice şiirler göndermenizi tavsiye ediyoruz.
HAYAL
Kanatlarım olsa rüzgardan...
Uçsam sonsuza!
İçimde ulaşma tutkusu var olan diyarlara
Sevdalı kardelenlerin açtığı dağ başlarına
Yanakların güneş batışı misali pembeleştiği
Başların secdede donup kaldığı
Mübarek anlara...
Ayşe Şahin/Bursa
Şiiriniz kısa ve özlü. Yeni söyleyişleriniz dikkat çekici. “Sevdalı kardelenler, çanak ların güneş batışı misali pembeleşmesi, başların secdede donup kalması” bunlardan bazıları... Sizden daha muhtevalı ve altın .ritim çizgisine ulaşmış yeni şiirler bekliyoruz Selam ve sevgiler
YALVARIŞ
Yiğidim geçme dur, dur biraz bu topraklarda,
Yıllarca seni gözledik eski şafaklarda
Baykuşlara kaldı bitmek bilmeyen geceler,
Şu nasır tutmuş dudaklar hep seni heceler.
Bin türlü elem birikti sinelerimizde,
Kaç nesil kaybettik geçen senelerimizde.
Gel anlatsın olup biteni şu eski çınar,
Kökünde çığlık..... Gövdesinde cehennem yanar.
Koca geçmişin o kaldı tek şahidi zaten
Bir grup tarihsiz intikam aldı tarihten
Kitapsız ulemaya kaldı koca meydanlar,
Ve her birinden ruhumuza inkisar damlar.
Gelmeyecek mi beklenen fasl-ı bahar daha?
Kaç bin elemden hiçbiri olmadı münteha.
Yıllarca hep seni tüttü şu eski buhurdan,
Ne bize ne sana gitmek düşer bu diyardan
İbrahim İmamoğlu/İstanbul
Şiiriniz gayet muhtevalı. Üzerinde bir kuyumcu hassasiyetiyle çalışılmış mısralar takdire şayan... Dördüncü, altıncı ve sekizinci beyitler buna örnek gösterilebilir. “Nasır tutmuş dudaklar” hayale ayak veya el imajı verdiği için kuru, susuz yahut çatlak çatlak sıfatıyla ele alınsaydı belki daha uygun olurdu. Sizden daha hassas ve daha özenle ele alınmış şiirler bekliyoruz. Selam ve sevgiler.
NEBİ’YE HASRET
Anam, babam, tatlı canım sana fedadır
Ayağımda prangalar mücrim kapında gedadır.
Zülfünün her teline hasretimi bağlasam
Koyup başımı dizine doya doya ağlasam.
İstemem cennetlere, hurilere boğsalar beni
Saçının tek teli de olsa seni isterim seni...
Zamanın çelikten mesafelerini kırsam
Vuslatınla cüş ü hurüş sonsuza dek haykırsam.
Seni seviyorum... Seni seviyorum,
Sabri İrim/İzmir
Şiiriniz hasret ibrişimiyle örülmüş. Kısa olmasına rağmen muhtevalı ve olgun. “Zülfünün her teline hasretimi bağlasam” yeni söyleyişlerinizden en güzeli... Sizden daha ustaca yazılmış ve üzerinde bir kuyumcu hassasiyetiyle çalışılmış şiirler ümit ediyoruz Selam ve sevgiler.
İMDAT SÜVARİM
Bir rüzgar eser ufukların ardından
Müjdeler bin emareyle baharı
Kara toprak bir yük gibi sırtından
Sıyırıp atar dolu, buz ve kan
Çoktan beridir uğursuz ağaçlar
Hayat sürdüler kutsal bahçelerde
Uçmadı buradan yıllarca kuşlar
Akmadı bir yudum su çeşmelerde
Şahlansın imdat süvarim kır atın
Bugün kanat açmalı bulutlara
Daima dik ve önde o pak alnın
Gönülden koşmalısın umutlara
A. Osman Dönmez/Manisa
B.
Şiirinizde tema gayet güzel. Fakat kafiye örgüsü tam ritmini bulmamış Bahar ve kar kafiye örgüsüne tatlı bir ilmek atarken, sırtından ve ardından kelimeleri redif uyumundan öte gitmemiş. Bahçelerde ve çeşmelerde kelimelerinde hem redif hem yarım kafiye mevcut. Ağaçlar ve kuşlar bu çizgiye ulaşamamış... Bulut ve umut kelimeleri arasındaki hem redif hem tam kafiye uyumu, kır atın ve alnın kelimeleri arasında yok...
Siz eğer bu şiirin üzerinde daha hassas ve sabırlı çalışsaydınız bu eksiklikleri de kolaylıkla giderebilirdiniz. Sizde bu kabiliyet var dostum. Selam ve sevgiler.
SIR
Açma derdini kimseye zira herşeye
nigehban olan Allah var,
Gözyaşlarınla beraber açıl ona açılabildiğin
kadar...
İbrahim Güleç/G. Antep
Mısraları kırılmış bir beyitten bir dörtlük oluşturmuşsunuz. Servet-i Fünun ile başlayan bu tarz denemeler bugün yerini serbest şiire bıraktı. Muhtevası güzel olan şiirinizi ilk adım olarak kabul ediyor ve sizden daha nice şiirler bekliyoruz. Selam ve sevgiler.
AŞK VE İRŞAD ERLERİ
“Aşk acısı tecellidir aşığa, onu arzular
Lezzet bulur onda, şifa ve teselli bu illeti aramaz
Cenneti arzulamaz, başka ödül de aramaz”
“Doğuştan bir mana ve nüve olarak her
ruhun önemli bir yanını teşkil eden aşk, gerçek
ton ve rengini hakiki aşka inkılab etmekte
bulur, ebedilik kazanır.” Aşktır seyirciyi
tribüne çeken, aşktır futbolcuya futbolu oynattıran,
aşktır Süleymaniye’yi Sinan’a yaptıran,
aşktır Yunus’u diyar diyar gezdiren, aşktır
aşılmazları aştıran, geçilmezleri geçtiren.
Aşık, aşkın, ma’şukla paylaşmak ister.
Maşuğa ait emarelerin şafağına uyanan aşıklar,
dudaklarında kıpkızıl kan, sinelerinde
alev alev bir tufan, kendilerini bir ateş çemberinin
içinde bulur ve o aşk ile yanar, kavrulur
kül olur ve savrulurlar.
İlhan İleri
Yazınızın en güzel bir bölümünü köşemize aldık. Aşk ve aşığı tasvir eden cümleleriniz gerçi klasik söyleyişlerle örülmüş ama güçlü bir ses ve nefes olarak ruhumuza sindi. Sizden bu güzel üslubunuzu “söylenmemiş sözlerin hasreti dudağımda” diyen şairin hasret duyduğu orijinal bir imaj, tema, üslup ufkunda ele almanızı bekliyoruz. Selam ve sevgiler
