Nisan 1996 · s. 137 · 3 dakikalık okuma
Kitaplar Arasında
![]()
Kur’an tam 14 asırdır değişmez bir karakteri lif lif ortaya koyarak deşifre etmektedir. Bu karakter, fırsat bulduğu her anı değerlendirmesini bilerek, Kur’an’ın etrafında gürültüler koparmaya muvaffak olmuştur.
İslam
düşüncesinin gelişim-oluşum süreci içinde Islama, en acımasız tenkidler,
yozlaşmış yerli zihniyetler tarafından yöneltilmiştir. Her devrin fikir ve
düşünce hamlelerini üstlenen zihniyetler, zamanla bir yozlaşma ve kendine,
kendi kültürüne karşı bir yabancılaşma sürecine girince, içinde neş’et
ettikleri ve yaşadıkları kültürün de yozlaşmasına ve yok olmasına sebebiyet
vermişlerdir.
Kur’an’a yönelen bütün hareketlerin temel hususiyeti, Kur’an etrafında gürültüler koparmak, onun diriltici soluklarının duyulmasına mani olmaktır. Belki bunlar içinde en organizeli bir şekilde hareket eden, müsteşriklerin çalışmaları olarak zikredilebilir.
Yunan düşünce ve felsefesinin Hicri 2,3 ve 4. asırlarda tercemeciler, İslam ansiklopedistleri ve ihvan-ı Safa gibi okullar ve ekoller tarafından İslam dünyasına taşınmasından sonradır ki, Kur’an ve vahiy kültürü her cepheden taarruza maruz kalmıştır. Bu köklü ve çok yönlü taarruzlar neticesinde, Roma-Helen kültürü belli seviyelerde de olsa, İslam kültürü içinde teşekkül etmiş bazı kelam ve felsefe ekollerine sızabilmiştir. Bu kültür temaslarının tabii bir neticesidir ki, yabancı kültür unsurları sosyal, siyasal, kültürel ve psikolojik hemen her sahada İslami toplumların hayatlarına tesir etmiştir.
Bu gün İslam toplumları içten içe bir sorgulama ile karşı karşıyadır. “İslam dünyası kendini yenileyebilmeliydi. Sosyal siyasal ve kültürel yönden yeni hamleler yapmalıydı.” İşte bu düşünce ve hamleler, Kur’an ve sünnet etrafında yoğunlaşıyordu. Bazı entelektüeller Batı’ya, bütün vecheleriyle adaptasyondan yana tavır sergilerken, diğer bazıları da milli ve dini kültürün yeniden yorumlanmasından ve çağa hitap edecek şekilde gözden geçirilmesinden yana idi.
Kuran’a ve sünnete yönelen bu hareketler, takındıkları tavır, takip ettikleri üslup ve ortaya koydukları eserlerde Islama olan ki husumet ve çalışmalarını samimi bulmadığımız gibi, objektif ve otokritik mahiyetinde de kabul etmemekteyiz. Düşünce Kaymaları okununca, yer yer bazı isimler ve kitaplar üzerinde yoğunlaşarak ortaya koydukları fikir ve kanaatlerinin ne kadar zayıf objektif olmaktan ve ilmi hassasiyetten uzak bulunduğu, doğrudan art niyete ve önyargılara dayandığı bizzat görülecektir.
Kur’an’a ve sünnete yönelen bu mücadelenin kıyamete kadar süreceği muhakkaktır. Bu mücadeleye gerek dışarıdan ve gereksen içeriden katılan köhne zihniyetler şunu iyi bilmeliler ki, tarih boyunca Kur’an’a ve sünnete karşı üretilen komploların hiçbirisi muvaffak olamamıştır. Zira 14 asırdır bu dinin yüce sahibi, onu muhafaza etmiş, kıyamete kadar da muhafaza edeceğini vaadetmiştir. Bugün ortaya atılan hiçbir mesele, orijinal değildir. En azından 8-10 asırdır tartışılan, cevabı verilen meselelerden ibarettir. Ancak yeni neslin tam olarak İslam’ı bilmemesi, temel naslara ve eserlere inebilecek bilgiden mahrum olması, İslami bir muhitte neş’et etmemesi gibi amiller sayesinde bazı bozuk fikir ve itikatlar, belli bir kesim arasında hüsnü kabul görmüş ve yayılmıştır. Bugün binlerce üniversiteli vardır ki, henüz bir Kur’an meali dahi okumadan, Turan Dursun gibi müzevirlerin eserleriyle karşılaşmıştır. Kur’an’ı ve İslam’ı, bu iftira, yalan ve tezvir dolu kitaplardan tanımıştır. Bugün İslam’ı az çok bilen nesle büyük vazifeler düşmektedir. İşte bu nesil, İslam’dan uzak kalmış bu insanlarla da yakın ve sıcak münasebetler kurmaya, İslamı kendi kaynaklarından okumalarını temin etmeye ve onları İslam’ın engin ufkuyla buluşturma ve kucaklaştırmaya azami gayret etmeliler.
Kitabın üslubunda hakim olan genel hava, şahıs ve kitaplardan ziyade, görüş ve düşüncelere yön veren zihniyetler üzerinde yoğunlaşmıştır. Bir manada, Kur’an etrafında koparılan gürültülerin, dünü, bugünü ve yarınına temel ve İslami bir bakış açısı getirilmiştir, denebilir. Kitabı cazip kılan hususiyetlerden birisi de zengin bir kaynak ve literatüre sahip oluşudur. Kaynak aktarımında, otorite sayılabilecek, güvenilir ve emin olanlara müracaat edilmesi, kitabın beğenisini arttıracağını sanıyoruz. Ayrıca bugün oldukça konuşulan, basın ve medyanın aktüalitesine oturan meselelerin seçilmesi de takdirle karşılanmalıdır.