Haziran 1995 · s. 234 · 4 dakikalık okuma
His Ve Düşünce Ufku

VİSAL
Beni zaman kuşatmış, mekan kelepçelemiş
Ne sanattır ki; her şey her şeyi peçelemiş...
Perde perde verâlar, ışık başka, nur başka;
Bir anlık visal başka, kesiksiz huzur başka;
Renk, koku, ses ve şekil, ötelerden haberci;
Hayat mı bu sürdüğün, kabuğundan ezberci?
Yoksa göz, görüyorsun sanmanın öfkesi mi?
Fezada dipsiz sükût, duyulmazın sesi mi?
Rabbim, Rabbim, Yüce Rab, âlemlerin Rabbi Sen!
Sana yönelsin diye, yaradansın kalbi Sen!
Senden uzaklık ateş, Sana yakınlık ateş.
Azap var mı âlemde; fikir çilesine eş?
Yaşamak zor, ölmek zor, erişmekse zor mu zor;
Çilesiz suratlara tüküresim geliyor!
Evet! Ben bir kapalı hududu aşıyorum
Ölen ölüyor, bense ölümü yaşıyorum!
Sonsuzu nasıl bulsun, pösteki sayan deli!
Kendini kaybetmek mi, visalin son bedeli
Mahrem çizgilerine baktıkça Örtünen sır;
Belki de benliğinden kaçabilene hazır.
Hatıra küpü devril, sen de ey hayal; gönül!
Sonu gelmez visalin gayrından vazgeç gönül!
Elveda toprak, güneş, anne ve yâr elveda.
Serap Tosun/Kırıkkale
Şiir mısra kurma kabiliyetiyle başlar. Eğer şair bu engeli aşarsa beyit, sonra dörtlük gayretleri ile şiirin altyapısını oluşturur. Bazen bir mısra dahi şair hakkında olumlu veya olumsuz bir fıkır verebilir. Sizin şiiriniz her ne kadar N. Fazıl Kısakürek’in tesiri altında kaleme alınmış ise de özgün bir kabiliyetiniz olduğu şiirin çeşitli mısralarından kolaylıkla yansıyor. Kendi şiirinizi, sadece size ait olanı, bir başkasını hatırlatmayanını yazdığınız gün şiirde ustalık ufkuna ereceksiniz. Size bu uğurda gayret etmenizi ve denemelerinizi bize göndermenizi tavsiye ediyor, selam ve sevgiler sunuyoruz...
YALNIZ
Dostlar gidince tek tek, yavaş yavaş,
Oldun mu hiç gecelerle arkadaş?
Rüzgârla sarmaş dolaş,
Yürüdün mü sahilde?
Dalga orkestrasından,
Senfoni dinleyerek,
Kalbinin ortasından,
Bir sızı, inleyerek,
Varlık cenderesinde
Yokluğunu sezdin mi?
Sohbet ettin mi ayla?
Kanatlı ak bir tayla,
Yıldızları gezdin mi?
Şu koca kâinatta,
Yalnızlığı anlayıp,
Gördüğün her bucakta,
Bir dost eli arayıp,
Hak kapısını seçip
Yalnız O’nu bildin mi?
H. Sofioğlu
Şiiriniz akıcı, duru ve manalı. Bu tarzda şiirler serbest şiire ve onun kabiliyet madenine bir işarettir. Biz bu şiiri sizin kabiliyet cevheriniz hakkında bir ipucu kabul ediyoruz. Hele hele “Sohbet ettin mi ayla
Kanatlı ak bir tayla
Yıldızları gezdin mi?” bölümü sizdeki kabiliyet özüne güçlü bir işarettir.
Üzerinde iyi çalışılmış, şiir estetiğini yakalama gayreti ile ele alınmış şiirler bekliyoruz sizden. Selam ve sevgiler.
HAK ERLERİ
Hastalığımız atalettir
İlacımız şahadettir.
Abdülkadir Kuşku / Erzurum
Güzel iki mısra... Cımbızla çekip aldık şiirinizden... Daha güçlü bir söyleyiş bekliyoruz sizden... Duru ve berrak söyleyiş sehl-i mümteniye açık şiirler güzeldir, hoştur. Ama söyleyiş basitliği şeklinde anlaşılmamalı...
Edebî söyleyiş şiirde şarttır. Sanat icazın temelidir. Sanattan uzak bir şiir, basit söyleyişten başka hiçbir değer taşımaz. Sizden Kırık Mızrap’ın şiiri şiir yapan sesini yakalamanızı, kelime seçimindeki hassasiyeti elde etmenizi temenni ediyoruz... Selamlar ve sevgiler.
BIRAKIN
Bırakın yazayım.
Elim titremeden,
Gözüm dinmeden,
Saçım ağarmadan,
Güllerim bitmeden,
İçime sümbüller öreyim.
Bırakın yazayım.
Ruhum gitmeden,
Üstüme toprak acısı binmeden,
Fikrimin gülü solmadan,
Hasret rüzgârı esmeden,
Hüzün tomurcuklanmadan,
Bırakın yazayım.
Günah’ın Pençesi doğrulmadan,
Ben yazmak istiyorum.
Onur Erol / İzmir
Şiirinizde, coşmuş bir sinenin yapmak istediği şeyi, serbest bir ritimde dile getirmişsiniz. “Ebed arzusu doymadan” mısrası ile ne kastettiğiniz anlaşılıyor fakat şiirinizdeki üslûbunuza uygun düşmediğinden dolayı çıkardık. Sizden daha nice şiirler bekliyoruz.
KURTULSUN
Ömürlük konağım gurbet ellere
Düzülür sözlerim dertli tellere
Tay olmuş gözyaşım deli sellere
Savrulsun rüzgâra külüm savrulsun.
Bahtiyar Bekirov
Şiirinizin en güzel dörtlüğünü aldık köşemize. Söyleyişiniz tatlı ve akıcı. Mana yüklü mısralarınız. Fakat kâfiye kaygısı, söyleyiş güzelliği endişesi safiyeyi, özü, manayı terk ettirmemeli bize. Bu sebepten şiir mimarisinde esas olarak mesaj kaygısı ön plânda olmalı... Sizden bu ölçüler çerçevesinde yeni güzide şiirler beklediğimizi bildirir, sevgiler ve selamlar sunarız.
AFFEYLE ALLAH’IM
Affeyle Allah’ım! hatamı bildim.
Halimi gayrıya açar olunca.
Mahlûktan medet yok kapına geldim!
Nihayet çaresiz, nâçâr kalınca
İtibar eyledim paraya pula
İmdat olmaz imiş kullardan kula!
Halimi şüphesiz biliyor idin
Fakiri imtihan eyliyor idin
Kimbilir ne hikmetler diliyor idin
Nazar et bana, ben kaçar olunca
Şükür beni çektin bu doğru yola
Saptırma yolundan sağa ve sola
Aratma kuluna kral, kağanı
Yumuşak döşeği, atlas yorganı 
Kovar mısın sen de Mehmet Kovan’ı
Kapım çalıp da açar olunca
Kovarsan sultanım halimiz n’ola
Neyi kim arar da nerede bula
Mehmet Kovan / Ordu
Şiir konu olarak güzel. Kelimelerin kullanılış yerleri ve fikir örgüsü de fena değil. Fakat Allah’ın rahmetinden bahsedilen bu şiirde daha yumuşak kelimeler kullanılabilirdi.
NAAT
Senin aşkına medyun bir mecnunum Efendim
Mahzunum hasretinle cemali füsun Efendim
Vuslata müştaktır bu fâni bedenim Efendim
Lûfteyle de bir gel ne kederim kalsın ne derdim
Ne olurdu bir görse idim o nurlu yüzün
Gönlümde ne dert kalırdı ne de hüzün
Seni bir göreyim gönlüm istemez cennet
Seni görmek, sana sarılmak ne büyük nimet
Veysel misali kavruldu da kavruldu yüreğim
Ya Rab nasip et Habibini ben de göreyim.
Tarık Bor/ Urla
Şiiriniz Divan Edebiyatında çok meşhur olan “Naat” türünde ele alınmış. Belki aruz vezniyle kaleme alınmamış ama güzel bir ritmi, akıcı bir üslûbu var. Asıl bizi etkileyen şiirin temasıdır. Sizin bu güzide temayı daha başka şiirlerinizde de denemenizi temenni eder sevgi ve selamlar sunarız.