Sızıntı Arşivi

Haziran 1995 · s. 234 · 4 dakikalık okuma

His Ve Düşünce Ufku

Mehmet Erdoğan · Edebiyat

VİSAL

Beni zaman kuşatmış, mekan kelepçelemiş

Ne sanattır ki; her şey her şeyi peçelemiş...

Perde perde verâlar, ışık başka, nur başka;

Bir anlık visal başka, kesiksiz huzur başka;

Renk, koku, ses ve şekil, ötelerden haberci;

Hayat mı bu sürdüğün, kabuğundan ezberci?

Yoksa göz, görüyorsun sanmanın öfkesi mi?

Fezada dipsiz sükût, duyulmazın sesi mi?

Rabbim, Rabbim, Yüce Rab, âlemlerin Rabbi Sen!

Sana yönelsin diye, yaradansın kalbi Sen!

Senden uzaklık ateş, Sana yakınlık ateş.

Azap var mı âlemde; fikir çilesine eş?

Yaşamak zor, ölmek zor, erişmekse zor mu zor;

Çilesiz suratlara tüküresim geliyor!

Evet! Ben bir kapalı hududu aşıyorum

Ölen ölüyor, bense ölümü yaşıyorum!

Sonsuzu nasıl bulsun, pösteki sayan deli!

Kendini kaybetmek mi, visalin son bedeli

Mahrem çizgilerine baktıkça Örtünen sır;

Belki de benliğinden kaçabilene hazır.

Hatıra küpü devril, sen de ey hayal; gönül!

Sonu gelmez visalin gayrından vazgeç gönül!

Elveda toprak, güneş, anne ve yâr elveda.

Serap Tosun/Kırıkkale

Şiir mısra kurma kabiliyetiyle başlar. Eğer şair bu engeli aşarsa beyit, sonra dörtlük gayretleri ile şiirin altyapısını oluşturur. Bazen bir mısra dahi şair hakkında olumlu veya olumsuz bir fıkır verebilir. Sizin şiiriniz her ne kadar N. Fazıl Kısakürek’in tesiri altında kaleme alınmış ise de özgün bir kabiliyetiniz olduğu şiirin çeşitli mısralarından kolaylıkla yansıyor. Kendi şiirinizi, sadece size ait olanı, bir başkasını hatırlatmayanını yazdığınız gün şiirde ustalık ufkuna ereceksiniz. Size bu uğurda gayret etmenizi ve denemelerinizi bize göndermenizi tavsiye ediyor, selam ve sevgiler sunuyoruz...

YALNIZ

Dostlar gidince tek tek, yavaş yavaş,

Oldun mu hiç gecelerle arkadaş?

Rüzgârla sarmaş dolaş,

Yürüdün mü sahilde?

Dalga orkestrasından,

Senfoni dinleyerek,

Kalbinin ortasından,

Bir sızı, inleyerek,

Varlık cenderesinde

Yokluğunu sezdin mi?

Sohbet ettin mi ayla?

Kanatlı ak bir tayla,

Yıldızları gezdin mi?

Şu koca kâinatta,

Yalnızlığı anlayıp,

Gördüğün her bucakta,

Bir dost eli arayıp,

Hak kapısını seçip

Yalnız O’nu bildin mi?

H. Sofioğlu

Şiiriniz akıcı, duru ve manalı. Bu tarzda şiirler serbest şiire ve onun kabiliyet madenine bir işarettir. Biz bu şiiri sizin kabiliyet cev­heriniz hakkında bir ipucu kabul ediyoruz. Hele hele “Sohbet ettin mi ayla

Kanatlı ak bir tayla

Yıldızları gezdin mi?” bölümü sizdeki ka­biliyet özüne güçlü bir işarettir.

Üzerinde iyi çalışılmış, şiir estetiğini ya­kalama gayreti ile ele alınmış şiirler bekliyoruz sizden. Selam ve sevgiler.

HAK ERLERİ

Hastalığımız atalettir

İlacımız şahadettir.

Abdülkadir Kuşku / Erzurum

Güzel iki mısra... Cımbızla çekip aldık şi­irinizden... Daha güçlü bir söyleyiş bekliyoruz sizden... Duru ve berrak söyleyiş sehl-i mümteniye açık şiirler güzeldir, hoştur. Ama söy­leyiş basitliği şeklinde anlaşılmamalı...

Edebî söyleyiş şiirde şarttır. Sanat icazın temelidir. Sanattan uzak bir şiir, basit söyleyişten başka hiçbir değer taşımaz. Sizden Kırık Mızrap’ın şiiri şiir yapan sesini yakalamanızı, ke­lime seçimindeki hassasiyeti elde etmenizi te­menni ediyoruz... Selamlar ve sevgiler.

BIRAKIN

Bırakın yazayım.

Elim titremeden,

Gözüm dinmeden,

Saçım ağarmadan,

Güllerim bitmeden,

İçime sümbüller öreyim.

Bırakın yazayım.

Ruhum gitmeden,

Üstüme toprak acısı binmeden,

Fikrimin gülü solmadan,

Hasret rüzgârı esmeden,

Hüzün tomurcuklanmadan,

Bırakın yazayım.

Günah’ın Pençesi doğrulmadan,

Ben yazmak istiyorum.

Onur Erol / İzmir

Şiirinizde, coşmuş bir sinenin yapmak is­tediği şeyi, serbest bir ritimde dile getirmişsiniz. “Ebed arzusu doymadan” mısrası ile ne kastettiğiniz anlaşılıyor fakat şiirinizdeki üslûbunuza uygun düşmediğinden dolayı çıkar­dık. Sizden daha nice şiirler bekliyoruz.

KURTULSUN

Ömürlük konağım gurbet ellere

Düzülür sözlerim dertli tellere

Tay olmuş gözyaşım deli sellere

Savrulsun rüzgâra külüm savrulsun.

Bahtiyar Bekirov

Şiirinizin en güzel dörtlüğünü aldık kö­şemize. Söyleyişiniz tatlı ve akıcı. Mana yüklü mısralarınız. Fakat kâfiye kaygısı, söyleyiş gü­zelliği endişesi safiyeyi, özü, manayı terk ettirmemeli bize. Bu sebepten şiir mimarisinde esas olarak mesaj kaygısı ön plânda olmalı... Sizden bu ölçüler çerçevesinde yeni güzide şiirler bek­lediğimizi bildirir, sevgiler ve selamlar sunarız.

AFFEYLE ALLAH’IM

Affeyle Allah’ım! hatamı bildim.

Halimi gayrıya açar olunca.

Mahlûktan medet yok kapına geldim!

Nihayet çaresiz, nâçâr kalınca

İtibar eyledim paraya pula

İmdat olmaz imiş kullardan kula!

Halimi şüphesiz biliyor idin

Fakiri imtihan eyliyor idin

Kimbilir ne hikmetler diliyor idin

Nazar et bana, ben kaçar olunca

Şükür beni çektin bu doğru yola

Saptırma yolundan sağa ve sola

Aratma kuluna kral, kağanı

Yumuşak döşeği, atlas yorganı

Kovar mısın sen de Mehmet Kovan’ı

Kapım çalıp da açar olunca

Kovarsan sultanım halimiz n’ola

Neyi kim arar da nerede bula

Mehmet Kovan / Ordu

Şiir konu olarak güzel. Kelimelerin kul­lanılış yerleri ve fikir örgüsü de fena değil. Fakat Allah’ın rahmetinden bahsedilen bu şiirde daha yumuşak kelimeler kullanılabilirdi.

NAAT

Senin aşkına medyun bir mecnunum Efendim

Mahzunum hasretinle cemali füsun Efendim

Vuslata müştaktır bu fâni bedenim Efendim

Lûfteyle de bir gel ne kederim kalsın ne derdim

Ne olurdu bir görse idim o nurlu yüzün

Gönlümde ne dert kalırdı ne de hüzün

Seni bir göreyim gönlüm istemez cennet

Seni görmek, sana sarılmak ne büyük nimet

Veysel misali kavruldu da kavruldu yüreğim

Ya Rab nasip et Habibini ben de göreyim.

Tarık Bor/ Urla

Şiiriniz Divan Edebiyatında çok meşhur olan “Naat” türünde ele alınmış. Belki aruz vezniyle kaleme alınmamış ama güzel bir ritmi, akıcı bir üslûbu var. Asıl bizi etkileyen şiirin temasıdır. Sizin bu güzide temayı daha başka şiirlerinizde de denemenizi temenni eder sevgi ve selamlar sunarız.