Sızıntı Arşivi

Haziran 1995 · s. 233 · 2 dakikalık okuma

Tarih Perspektifi

Sızıntı · Tarih

MEDENİ BATI’DA (1)

İNSAN HAKLARI

Fransa’nın denizaşırı sömürgelerindeki kölelerin statüsünü düzenlemek amacıyla, 1685 yılında, ibret verici bir kanun çıkarıldığı­nı...

Colbert tarafından ha­zırlanan 60 maddelik bu hukukî metin ile sömürgelerdeki kölelerin hakları­nın ve görevlerinin tanım­lanma amacının güdüldü­ğünü...

Bu kanunun 2. mad­desine göre kölelerin vaftiz edilmediğini ve 17–18. mad­delerle de ürettikleri ürün­leri pazarda satmalarının yasaklanıp, hiçbir şeye sa­hip olamayacaklarının belirtildiğini...

Yine kölelerin hür kişi­lere karşı bir suç işledik­lerinde derhal ölüm ceza­sına çarptırıldıklarını ve kaç­maya teşebbüs edenlerin kulaklarının kesilip omuzlarına leylak dövmesi vu­rulduğunu...

Bu kölelerin silah ta­şımalarının yasak olup gün­düz olsun, gece olsun bir araya toplanamadıklarını...

42, madde ise, beyaz efendilere, kölelerini zincir­lemek ve gerektiğinde on­ları sopalarla, kırbaçlarla dövmek hakkını tanıdığını...

İNGİLİZLERİ ÇANAKKALE ACISI

Osmanlı Devleti’nin inanılmazı başararak Çanak­kale’de İngilizleri yüz geri et­tiği büyük savaşın neticele­rinin İngiltere için çok bü­yük olduğunu...

Osmanlı Devleti’nin üç yıl sonra I. Dünya Savaşı’nda müttefikleriyle birlikte mağlubiyeti kabul edip müta­reke yapmak zorunda kal­dığında, İngilizlerin bu mü­tareke anlaşmasını, Çanak­kale’yi geçemeyen Agamemnon sancak gemisinde ve Çanakkale kara ve deniz harekâtının karargâhı olan Mondros Limanı’nda imza­latarak sembolik de olsa in­tikam almaya çalıştıklarını...

ABDÜLHAMİD’E HAYRAN BİR

YUNANLI TARİHÇİ

Yaptığı araştırmalar­dan sonra Osmanlı sanat ve medeniyetine hayran kalan Yunanlı yazar Michel de

Grece’nin, Sultan Abdülhamid Han’ın hayat hikayesini kaleme aldığı Son Sultan “Le Dernier Sultan” isimli ki­tabı ile ilgili kendisiyle rö­portaj yapan “Poit de Vue” dergisi muhabirine, II. Abdülhamid ve Osmanlı İm­paratorluğu hakkındaki görüşlerini:

“Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmasından esef duyuyorum, çünkü Osmanlı İmparatorluğu, dünyanın bu kesimini dengede tutan bir güç olmuştu ve sevilsin ya da sevilmesin, Osmanlı’nın çöküşünden beri Orta Doğu’daki çalkantılar durmak bilmiyor.

Abdülhamid Han tahta çıktığı zaman, oyunun kay­bedildiğini ve imparatorlu­ğun yıkılacağını anlar. Fakat müthiş bir mücadele örneği verir. O kadar ki, Avrupalı güçler, o tahtta kaldığı sü­rece imparatorluğu yok e-demeyeceklerini düşünür­ler. Bu sebeptendir ki, onu devirmeye çabalamışlardır. Onun tahttan indirilmesiyle ‘Pandora’nın kutusu’ açılmışçasına felaketler yağ­maya başlar diye açıkladı­ğı nı...

BİLİYOR MUYDUNUZ?