Sızıntı Arşivi

Mart 1994 · s. 43 · 5 dakikalık okuma

His ve Düşünce Ufku

Mehmet Erdoğan · Edebiyat

mar94

mar94

Hazırlayan

Mehmet Erdoğan

Hicran

Dönen şu seyyâre kimin?

Atom atom dönen iklim

Bir hicranın yankısı mı?

Bir ateşin tıpkısı mı?

Sensiz olmaz diyor gece

Kehkeşanlar bir bilmece

Dudağında her varlığın

Senin kutsî yüce adın.

Bir kışladır şu kâinat

Bir senedir her bir saat

Özlem sıla, arzu vuslat

Yüreklerde hicran kat kat.

Yakma bizi o hicranla

Kavuşsak bir gün ezanla

Eriyoruz damla damla

Her gün ruhu saran gamla.

Gelsem gündüze bürünüp

Yıldız misali dürülüp

Secdelere insem gelsem

Karanlığı delsem gelsem.

Beni kabul eder misin güzel?

Ey vuslatı cihan bedel

Kabul günüm olursa gün

Can evimde bayram, düğün.

Salih YİĞİT-Erzurum

Şiiriniz gayet güzel. Bazı dörtlükler teknik açıdan insicama tam uymasa da semantik yön bu eksikliği tamamlıyor. Aslında şiir bir aşkın, bir sevdanın terennümü olmalı. İçten gelmeli ve karanlıkları delmeli. Sizden daha nice karanlıkları delip secde ikliminde şeb-i ârusa kavuşan şiirler bekliyoruz. Selamlar, sevgiler.

HAFAKAN DÜNYASI

Uykusuz gecelerin meftunuyum. Dertsiz günlerimde ruhuma çullanır bütün sıkıntılar, stresler ve kaprisler... Geceye döner gündüzlerim. Sıkılırım dertsizlikten. Bunalırım çilesizlikten.

Ağlayan bir İslâm dünyası karşısında ağlar his dünyam. Tutuşur duygularım ocak ocak, bir nemrut aleviyle. Kazan kaynar ve pişer ciğerlerim. Her sisli dumanlı sabahta, yıkılarak süzülür gözlerim zamanın hicran çizgilerinde. Ellerini öperim ağıt yakan anaların, bir çökertici hasretle. Sevgiye susuz yetimlerin başlarını okşarım, bir bedelsiz şefkatle. Kefensiz göçüp gitmişleri örterim gözyaşından dualarla. Sabır ve tahammüle sığmaz manzaralar hafakan kusturur yaralı kalbime- Ah!.. Parçalanmadı gölgeler... Çatlamadı sineler bütün bu çatırtılar girdabında. Mahcubuz... Halbuki bir çığlık olup inlemeliydik. Kıyamet geçirmişe dönmeliydi nursuz ve ışıksız geceler.... İsrâfil, mühlet bitti ezanını okuyor zannetmeliydi şeytan. Heyhat ..

Doldu artık kan gölleri, mazlumların pörsük damarlarından. Kan görmek ülfet oldu. Kıtlık vurdu pınarlara. Akmıyor Kızdırmaklar şimdilerde. Sanki depremleri yeller almış sinelerden. Ve şok yemiş, sarsılmıyor duygular. Her noktada kış vurgunlarının donmuş cesetleri... Âdeta helâk olmuş kavimler gibi. Ama bunlar olsa olsa Nebi (sav)'nin şehitleridir ancak. Kırılan ümmet-i mahbube...

Çaresizlik! Ya el-Ensar!... Yetişin!... Dem, kurtarma demidir. Haykırıştarıyla yırtılırken kevn ü mekân. Yırtıyor varlık perdelerini sabih-i zaman, ta buudların verasından. Ensar olmak, ne çare!... Gelmez ki elden birşey, ağlamaktan öte. N'olurdu, ah keşke!... Ağlasaydık bari ölesiye...

Davacıyım! davacıyım gözlerimden, niçin hâlâ görüyor? Davacıyım kalbimden niçin hâlâ yaşıyor?... Davacıyım, duyarsız gönlümden... Çilesiz ruhumdan... Ka'besiz dualarımdan... Sisli düşüncelerimden... Samimiyetsiz sözlerimden... Ve bizarım, bizarım halimden! Birşey yapamamanın inkisarı içinde hep mutsuzum. Gülmek haram olmuş sanki. Öksüz bir yavru gibi yapayalnız hissediyorum kendimi.

Lavların sarmadığı bina kalmadı. Bir cehennem kaynıyor her ocakta. Yanıyor âlem-i İslâm!... Yanıyor elim kolum, başım ayağım... Ey genç itfaiyeciler, biraz daha çabuk!.. Biraz daha hızlı!.. Yetişin!... Mağaradan doğacağınız ilk şafağın davetçileridir hu feryatlar.

Bu feryatlarla ağlıyor iki gözüm... Ve ağlasın gök ve yer! Bulutlar döksün içini ırmak ırmak. Çağlasın pınarlarıyla toprak çağıl çağıl... Alsın rüzgar, çehrelerden bu soğuk ateşi. Zâlime mezar olsun, doldurduğu kan denizleri.

Evet... Cennet sömürenlerin de gelecektir bir gün cehennemi: inanıyoruz. Aç ve susuzlar; açlık ve susuzluk bitirmek üzere demek ramazan yakındır. Kurbanlar hazır; demek bayram pek yakındır. Evet gün, dinin olduğu gün bayram olacak ve bayramda dinsizliğin hesabı sorulacak!

Hep ağlıyoruz şimdi. Elbet bir gün biz de güleceğiz, ö gün. 'gülenlerin günü' olacak. Ve o gün, sadece 'GÜLEN" konuşacak. Hiç gülmemek üzere hep ağlayacak bugün gülenler. Ve elbet bir gün gerçek cennet son gülenlerin olacak!

Musa HOP/Bursa

MUTLULUK YOLU

Sevgiyi bir kez tadacak olsan

Hiçbir güç ayırmaz bil seni ondan

Şeytanı içinden bir de kovarsan

Mutluluk yolunu açmış olursun

Yoluna ışıklar saçmış olursun

Belki de şu esen rüzgârlar seni

Götürür bir yere yaprak misali

Bir de içindeki o sevgi seli

Coşarsa bentleri geçmiş olursun

Kurtuluş yolunu seçmiş olursun.

Ahmet OCAK / Adana

Tavsiyelerin kristalize edilişi şeklinde mısralarınız. Güzide duygu ve hisleriniz insanı çizdiğiniz dünyada kanatlandırıyor. İpek tellerden örülmüş şiirinizin birinci dörtlüğünün son mısrasını biraz kafiyeyi tam oturtmak, biraz da duygu ve düşünceye yoğunluk kazandırmak İçin değiştirdik. Son dörtlüğünüzdeki "Yıkmış ve açmış" kelimeleri kafiyeli olmadığından şiirin ruhuna uygun değil. Bu sebepten onları "Geçmiş, ve seçmiş" kelimeleriyle değiştirdik. Burada "geç" ve, "seç" kelimelerinde "eç" hecesinin tam kafiye ve "miş" ekinin de redif olduğunu da söylemeye gerek yoktur herhalde. Aslında siz biraz şiir üzerinde dursaydınız bunları kendiniz de düzeltebilirdiniz. Onun için biz, sık sık şiir üzerinde bir kuyumcu hassasiyetiyle çalışma yapmanızı tavsiye ediyoruz. Yine aynı tavsiyelerle yeni şiirlerinizi beklediğimizi bildirir selamlar sunarız.

DOKTOR

Aşk bilmez birini günlük severek

Sevdanın okuyla dağlandı yürek

Derdimin dermanı yar olsa gerek

Benim hastalığım gönülde doktor.

Abdullah İBİŞ/Ankara

Şiiriniz gayet güzel. Gönlü hasta olanlara hitap etmişsiniz şiir diliyle. Şu yirminci asırda kimbilir kaç kişi bu dert ile müteellim. Nakaratınız güzel bir birlik sağlamış şiirde. Adeta her dörtlük bu mısra ile aynı noktada temerküz etmiş ve aynı mana motifiyle aynı merkeze bağlanmış. Sizden daha nice güzide şiirler bekliyoruz. Sevgi ve selamlar.

ÜMİT IŞIKLARI

Seni bilmek ne güzel seni anlayabilmek

Hissetmek her nefeste, varlığını duyabilmek

Eşyaya mizan kuran akıl almaz hikmeti

Ne güzel senden bilmek bu yüzbinler nimeti

Sana avuç açarak merhamet diliyorum

Sana açılan eller boş dönmez, biliyorum.

Diyorsun ki: ''Boşa değil ateş, ucuz değil cennetim,

Korkun ama, gazabımı geçti benim rahmetim."

Ben baykuşlar öterken de şafaktan ümitvardım

Kördü geceler ama ışığı hep duyardım

Dönüşler hep sanadır, sana değil kimse denk

Sırlıdır hep işlerin, sırlarda gizli âhenk

Ey Rab, sana vasıl olan ışık yolların

Bendeleri nur izinde giden sadık kulların

Meftunlar sana. müştaklar kul olmak istiyorlar

İnan, gözyaşlarında boğulmak istiyorlar

Kubbelerinde ismini terennüm eden sesler

Misklerden daha tatlı, buram buram nefesler

Mücrim bilmez, kudsîler başka buud ve histe

Ruh insanları, dolaşırlar mânâda beste beste.

Feyyaz IŞIK

Şiiriniz gayet güzel. Bazı yerlerde Mehmet Akifin şiir tarzını çağrıştırıyor. Kafiye örgüsü sanki usta bir elden çıkmışçasına bir dantelâ revnaktarlığı taşıyor.

"Ben baykuşlar Öterken de şafaktan ümitvardım.

Kördü geceler ama ışığı hep duyardım." beytinde sanki Mehmet Akif'ten bir ses, bir soluk duyar gibi olduk.

Daha nice altın nakışlı şiirler bekliyoruz sizden. Selam ve sevgiler.

FİKİR İKLİMİ

Öteler muştulu bir hülya demi,

Fikir iklimin eritir ademi.

Ali DEMİREL/İstanbul

Kısa şiirinizden kısa bir bölüm aldık köşemize. Fakat mânâ yüklü. Veya mânâ yüklü bize göndereceğiniz şiirlere gebe. Selam ve sevgiler.