Şubat 1991 · s. 42 · 6 dakikalık okuma
His ve Düşünce Ufku

Sayın SIZINTI dergisi mensupları.
Öncelikle böyle güzel bir dergi çıkardığınız için hepinizi tebrik ederim Allah sizden razı olsun.
Önce kendimi tanıtayım; Adım; ALİ DİNLER. Adana Lisesi 3. sınıfta okuyorum. 17 yaşındayım. Beş seneden beri şiir yazmaya çalışıyorum. Size “Gurbet Treni”,”Anadolu’lu İhtiyar” ve “Filistin Yetimi” adında 3 tane şiir gönderiyorum Beğenirseniz şiir köşenizde yayınlamanızı rica ediyorum. Liselerde birçok Türkiye birinciliğim var. Fakat en sevdiğim dergi olan SIZINTI’da şiirlerimin yayınlanması beni çok sevindirir.
Bu mektubu lisedeki birçok arkadaşım adına size yazıyorum. Derginizi 3 senedir alıp okuyorum. Arkadaşlarıma ve okulda bazı öğretmenlerime dergim SIZINTI’YI tavsiye ettim. Bende olan sayıları onlara dağıttım. Hepsi SIZINTI’YI çok sevdiler. Bazı öğretmenlerim ve arkadaşlarım inşallah bu sene derginize abone olacaklar veya alıp okuyacaklar. Bu mektup onlar adına da size bir şükran mektubudur.
SIZINTI hamuruyla yoğrulduğum için çok mutluyum. Ben SIZINTI’yı yağan bir yağmura benzetiyorum. Bugünkü insanlarımız ise o yağmuru sevda ile içen bir kumdur,
Derginiz SIZINTI’nın en önemli özelliği; Sevgiyi, ilimle ve inançla birleştirebilen tek dergi olmasıdır. Şimdi kendime soruyorum, acaba S1Z1NTI’yı tanımasaydım nelerden mahrum olacaktım?..
Ölüme terkedilmiş bir cesede adeta kan veriyor SIZINTI. Tanıdığım hiçbir kitaba ve dergiye benzemiyor O…
Lisemizdeki yüzlerce genç arkadaşım adına size kucak dolusu sevgi ve selamlarımı sunuyorum.
ANADOLULU İHTİYAR
Ben Anadolu'lu ihtiyar
Başımda beyaz saçlarım
Yemen çöllerine karşı oturup
Veysel'i çağıracağım.
Ben yoksul dağ köylerinde garipsi gece
Hayat upuzun çizgi, toprak avuç kadar
Zaman bulutlar gibi sıyrılırken gizlice
Cennetleşir şu toprak, abideleşir dağlar.
Ben Trakya yaylasının zümrüt yeşili
Ben Ağrı Dağı’ndaki kar
Ben Burdurun halısı Isparta'nın gülü
Dağlarımdan bol çileli nehirler akar
Ben Türk bayrağında sembolleşmiş hilal
Davullar çalınır mâzimde her akşam
Işığım yanar gözlerimde al al
Geçer önümden Çanakkale, Sakarya, Yemen, Şam
Ben dünyanın incisi İstanbul’un süsü
On sekizdeki umutlarla çiçek açacağım
Ben Çukurova’nın beyaz örtüsü
Dalga dalga, bayrak bayrak savrulacağım.
Ben Kars ufuklarından doğan gün ışığı
Ben ninnilerin söylendiği masal beşiği
Ben Anadolu’da tarih denen kapının eşiği
Ben Anadolu’lu ihtiyar
Hayat denizine açılan sallar gibiyim.
Ali Dinler/ADANA
ÜMİTSİZLİK
Gözümüzü açınca bihaberdik dünyadan
Etrafa bakınca geçilmezdi riyadan
Bu süvari uyanmaz, asırlık bir rüyadan
Ümitlilere demiştik vazgeçin bu hülyadan.
Meğer toprağa ne tohumlar atılmış
Sadece üzerine kara küller saçılmış
Demek ki bizim gözler bu zahire takılmış
O anda bir şehsuvar; bakın! diye atılmış
“Güneş artık bulutlan bir bir deliyor,
Bir.. Sızıntı., yolu almış, durmam diye geliyor,
Bâd-ı sabâdır bu bahar türküsü söylüyor,
İnanmayanlar inansın, KIŞ artık son buluyor...!
Halil Masmas/İSTANBUL
Şiirinizi muhteva yönünden beğendik, fakat aynı şeyi estetik açıdan söyleyemeyeceğiz. Çünkü duygularınızı anlatırken şeklin dar kalıpları içerisinde sıkışıp kalmış, rahat kalem oynatamamışsınız. Bu da beraberinde birçok gereksiz kelimeyi getirmiş. Bu durumu gidermek için modern şairleri, meselâ Erdem Beyaızıd'ı okumanızı tavsiye ediyoruz. Bu tavsiyeler doğrultusunda yazacağınız yeni şiirlerinizi bekliyor. Sızıntı'dan kucak dolusu sevgi ve selâmlar sunuyoruz.
GECEDEN GELEN SESLERE
Akşam yine muzdarip gömüldü sulara
Mor gölgeli sularda yandı sonsuz alevler...
Havalandı emeller bezendi ışıklara.
Dinlediler denizin son şarkılarını.
Yıkık sahilde gece, köhne virane evler...
Mustafa liman/BALIKESİR
Şiirinize muhtava bakımından bizleri Ahmet Haşim'in ruh dünyasına götürdü. Bir gurup vakti sahilde olduğunuz yanan sulara yandığınız mısralarınızdan damlıyor.
Akşam yine akşam yine akşam
Bir sırma kemerdir suya baksam
mısralarında şairin terennüm ettiği sahile oturduğunuz besbelli. Şairi şair yapan bedii tefekküre sahip olduğunuz sularda sonsuz alevleri yakmanızdan anlaşılıyor.
Şiiri eşsiz tutan orijinaliteyi yakalamış gibisiniz. Yeni yeni taze imajlar şiire eşsizlik katmaktadır. Kuşlar da yorulur bilirsiniz. Bu nedenle eşref saatinizde az olsa da mükemmel şiiri yakalamaya çalışınız. Kelime seçimine özen gösteriniz. Çünkü kelime ve imajlar şiirin kanatlarıdır, onu yormamaya çalışınız. Kafiye endişesinden uzak menbaından çıktığı gibi saf duyguları terennüm ediniz. Kitab-ı kâinatı çokça temaşa ediniz. O zaman gözleriniz kâinatı içecek, dilinizden nağmeler dökülecektir. Bundan sonraki çalışmalarınızda başarılar diler yeni denemelerinizi bekleriz.
CESET VE RUH
Ceset dediğin neki: Bukalemundaki renk
Bütün güzellik ruhta, incelikler ve ahenk .
Selim Namıgil
Şiirinizin estetik açıdan ve muhteva olarak başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Yukarıdaki beytinizi okuyunca birden N. Fazıl'ı hatırlayıverdik.
-Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır
………………………………………………
Kaldırımlar, İçimde kıvrılan bir lisandır.
Yalnız size şunu tavsiye edebiliriz. Şiir yalnız mısra sonunda kafiye ve onun sağladığı ahenk değildir. Aynı zamanda musikidir şiir. Bunda kelime seçimi ve yerleştirilmesi çok ehemmiyetlidir. Mısra yapısında öyle ahenk oluşturmalısınız ki musikiyi temin eden sesler raks etmelidir.
-Her rengi istemez .gözümüz şimdi aldadır
İspanya dalga dalga bu akşam bu şaldadır
Misalinde görüldüğü üzere ritmi sağlayabilirseniz başarılı olacağınıza inanıyoruz. Yeni ve yalnız size has orijinal şiirlerinizi bekliyor selam ve saygılarımızı sunuyoruz.
BEKLENEN
Güneş battı! Karanlık her yer,
Soldu çiçekler gibi sinelerdeki tüm ümitler!
Sen gittin bu topraklar öksüz kaldı.
Ümitler vardı yarınlarda yarınlar yarım kaldı.
Çıktın geri gelmeyecek bir yolculuğa
Gözler nemli, içler elemli bakar ufuğa.
Hiçbir yerde yoksun nerelerdesin?
Kavuşamıyacak kadar ötelerde misin?
Ya Rab! Kanlı yaş döktürdü gidişi
Bu hazin gidişin yokmu gelmişi?
Karanlıkların önüne bir an olsun şafak sökmez,
Sabahı bekleriz lakin sabah gelmez!
Biliriz ki, “beklenen” artık uzaklardadır,
O, kimbilir hangi ufuklardadır?
Taşkın Takış/İSTANBUL
Şiirinizi çok beğendik “Yâ Rab!” diye başlayan mısranız bizi Abdulhak Hamid'in sitemli ruh dünyasına sürükledi. Son mısranızda Yahya Kemal'le buluşturdu bizi. Şiirinizde birçok şairin etkilerini görüyoruz. Buda gösteriyor ki, siz şiir kitaplarıyla pek haşir neşirsiniz. Fakat önemlisi büyük şairlerden etkilenmeniz değil kendi şiir çizginizi bulmanızdır. Bir de fazla kelimeleri şiirinizden yavaş yavaş atmalısınız artık. Bu da çok çok yazmakla olacak birşey. Sızıntı'dan kucak dolusu sevgi ve selâmlar.
Bize yazı ve şiir çalışmalarım gönderme zahmetinde bulunan, fakat sayfa sayımızın sınırlı olması sebebiyle yayınlayamadığımız, aşağıda isimleri yazılı okuyucularımıza “Sızıntı” ya olan sevgilerinden dolayı teşekkür ediyoruz.
Veli Karanfil/ Kayseri. Osman Keskin/Adıyaman.Selahattin Çetin/Antalya, Tahsin Akbaya/Antalya. Doğan Yüksel/ Niğde. R. Tana Alkan/Akşehir, M. Kemal Eranıl/Yozgat. Üzeyir Tunca/Afyon. M. Üftade/ Çorum, Maruf Tosun/Edirne, Serdar Acar/Manisa. Muammer Kürsat/ Malatya, M. Rüstem Aydın/Trabzon. Ali Kahveci/Çorum, Mustafa Ünal/İzmir, Nilgün Kula/ Antalya, Serdar Uysalar/Samsun. Nurullah Er/İzmir, Mehmet Erdem/Nazilli. Levent Erdem/Kırıkkale. Nevin Mutlu/Çorum, Kemal Şafak/İst. Erdem Başak/Balıkesir.Fatma H.Beyaz/İzmir,Hasan Saruhan/Ankara. Şule Karahanlı/Denizli.Uğur Nazlım/Sivas, Salih Şah İn/Samsun, M. Ali Kulat/Nevşehir, Ömer Yanmaz/Antalya, M. Sait_Çeti-nalp/Afyon, Unsal Türkyılmaz /Nevşehir, Mehmet Önder/Malatya, Ömer H. Ziya/Gölcük. Selçuk Biçer/İst.. Murat Akpınar/İst,, Murat Yiğit/ Bursa. M, Taha Şimşek/Manisa. G. Başkaya/Çorum. Fatih Başkaya/İzmir, Mustafa Kara m an /Kayseri. Ali Çevre/İst. Hüseyin Karaca/Malatya, Mustafa Yılmaz/Gebze. Mustafa Işıldak/Burdur. İpek Çelebi/Çankırı, Hüseyin Atmaca/Bilecik. Hüseyin Yüksel/ İzmir, Satılmış Aslan/ Beypazarı, Salim Necin igil/Eskişehir, Fatih Altunay/ İzmir. Şamil Sevinç/Balıkesir, Ömer Doğru/Akhisar, Tuncer Altun/Kars, Mustafa Kaya/Elazığ. M. Mehmet Yunus/ İzmir. Nihat Dursun/ Samsun. Âsim Asalıoğlu/Çorum. Halil Gökkaya/İst.. Ayhan Sipahi/Van. R. Mümin Ademoğlu/Ank., Mustafa Bozkurt/ Eskişehir, Kasım Esin/Halay. Afacan Tarhan/Aydın, Ayşe Dereli/İzmir, Meryem Atmaca/K. Paşa.
FATİHİM
Yirmi bir yaşında bir delikanlı,
Tertemiz kalbi, imanla dolu,
Anası atası soylu irfanlı,
Onun tarihi, şerefli, zaferli şanlı,
Yirmibir yaşında bir dekikanlı.
Henüz bıyığı yeni terlemiş,
O, dünyaya tekbir şey için gelmiş,
Bizans duvarını ustaca delmiş,
O gün gökyüzü biraz dumanlı,
Yirmibir yaşında bir delikanlı.
Toplar atıldı Bizansın duvarına,
Bu yakışırdı zaten Fatihimin şanına,
Geldi yüzbinlerce melek yanına.
Kelle koltukta yine de canlı,
Yirmibir yaşında bir delikanlı.
Gözleri yalnızca geleceği görüyor,
Bizansın umutlan birbir sönüyor,
Fatihimin yüzü yine gülüyor,