Sızıntı Arşivi

Şubat 1980 · s. 7 · 4 dakikalık okuma

Hilkatin Esrar Dolu Sinesi

Arif Yılmaz · As. · Tabiat

Yaşayan hayvanlar âlemine şefkat ve ibret gözüyle baktığımız zaman onlardaki eşsiz sanat ve güzelliklerden ve hikmetlerden çok dersler alırız. Bunlardan dikkati çeken ilk husus hepsinin yaşadığı mahal ve vasata göre silahlandırılması, rızıklandırılması, uygun elbiseler ve önüne gelen rızktan azami derecede istifade edebilmesi için uygun cihazatla donatılmasıdır.

Derin denizlerin hiç ışık sızma yan karanlık diplerindeki fener balıklarının beslenebilmesi için onlara fosforlu kimyevi reaksiyonlarla çalışan muazzam bir fener verilmiştir. Bu fenerle hem yolunu aydınlatır hem de fenerin ışığına gelen küçük canlılar la beslenir, ağızları da çok büyük olan bu balıklar beşinin az olduğu bu derinliklerde ağzını geniş açarak büyük bir su hacminin içindeki az gıdaları da kaçırmadan yakalayabilir.

Yine denizlerde yaşayan değişik türdeki elektrik balıklarının da bazısı 50 amperlik 200 voltluk bir akım çıkararak düşmanlarından korunur ve aylarını rahatlıkla yakalar, bu akım bir atı öldürmeye rahatlıkla yetecek güçtedir, elektrikli balıkların bazı tür erinde de 370–550 voltluk akımlar çıkar; bu akımla yine aylarını felç ederek kolaylıkla yakalarlar. Bazılarında ise devamlı elektrik dalgaları yayılır ve hayvanın etrafında- devamlı bir elektrik alan meydana gelir, eğer balık herhangi bir mâniaya veya ava rastlarsa bu elektrik alandaki çizgilerin kesikliğe uğradığını fark eder ve ona göre durumunu ayarlar.

Renkli mercan kayalıklarında yaşayan balıkların çok müthiş renk değiştirme kabiliyetleri vardır, öde ki kahverengi bir kayanın altında kahverengi olan balık, sarı bir kayanın altında sarı, biraz sonra kırmızı bir kayanın altına geçince de kırmızı olmakta ve böylelikle düşmanlarından korunmaktadır.

Karada yaşayan hayvanlarda da çok çeşitli korunma silahları ve uygun beslenme cihazları mevcuttur. Mesela; bir aslana et yiyebilmesi için kuvvetli köpek dişleri ve avını yakalayabilmesi için de kuvvetli pençe ve tırnaklar verilmiştir; ceylana da ot yiyebilmesi için uygun kesici ve azı dişleri ile otu en iyi şekilde sindirebilmesi için geviş getirmeye uygun dört odalı bir mide ve aslandan kaçabilmesi için de uzun ve çevik bacaklar verilmiştir. Böcek yiyen kirpiye sert böceklerin kabuklarını kırabilmesi için sivri kesici dişler verildiği gibi yırtıcı hayvanlardan korunması için de çok sağlam dikenlerle mücehhez bir elbise ve tostoparlak olma kabiliyeti ihsan edilmiştir; as lan dahi tostoparlak olmuş bir kirpi karşısında aciz kalmaktadır.

Kirpiye dikenli elbiseyi veren Zat, ayı ve tilkinin de üşüyeceğini bilmiş ve onlara da kalın bir kürk hediye etmiştir. Balina gibi denizde yaşayan memeli hayvanlarda kürk, yüzmeye mani olacağından denizde üşümelerini önlemek için deri altında çok kalın bir yağ tabakası ile donatılmışlardır.

Acaba kirpi, tilki ve balina arasındaki elbise ihtiyacı farkını bilen birisi mi var? Yoksa bu aciz hayvanlar kendileri mi bu elbiseleri yaşadığı hayata en uygun şekilde dikerek giymişlerdir?

Et yiyen hayvanların barsaklarının kısa oluşu ile ot yiyen hayvanların barsaklarının uzun oluşunun sebebi, etin kolay sindirilmesi ve otunda zor sindirilmesidir. Acaba sığır otun zor sindirildiğini biliyor da mı barsaklarını uzun yapmış? Yoksa o sığırı yapan Sanatkâr onun ihtiyacını bilipte ona göre mi barsaklar hediye etmiştir?

Hem karada hem de suda yaşaya bilmesi için uygun deri ve akciğerle teçhiz edilen kurbağaya aynı zamanda böcekleri yakalayabilmesi için uzun ve dışarı fırlatılabilen yapışkan dil de verilmiştir. Yarasalara da havada uçan böceği dahi fark edebilecek bir radar sistemi takılmıştır. Kışın soğuk tan kendisini koruyamayacak ve yiyecek bulamayacak hayvanlara da açlık ve soğuktan ölmemesi için kış uykusuna yatma hissi verilmiştir. Kış uyku suna yatmadan önce ayı ve sincap gibi sıcakkanlı hayvanların deri altında enerji deposu olarak yağ birikir ve uyku halinde bu yağ bütün kış boyunca çok hafif çalışan metabolizmayı idare eder. Soğukkanlı kurbağa, kerten hele ve yılan gibi hayvanlar ise su dibindeki çamur içinde ve toprakta ki taş oyuklarında sıfıra yakın bir metabolizma ile hiç besinsiz bütün kışı geçirirler. Çünkü metabolizma p kadar yavaşlar ki kalpleri dakika da bir iki defa ya atar ya atmaz. Kur bağalar çamur içinde deri solunumu ile idare ederken yılan ve kertenkeleler de taş altlarında dakikada bir iki soluk alma ile sarfiyatlarını en düşük seviyede tutarlar, dolayısıyla çok az bir enerji ile kışı uyku halinde hiç gıdasız geçirirler. Acaba onların kışın gıdasız kalacağını bilen ve vücut fonksiyonlarını minimuma indirerek çalıştıran, herşeyi bilen ve yapan sonsuz kudreti olan birisi midir? Yoksa bu biyoloji, fizik ve kimya bilmeyen hayvanlar kendi kendilerine mi bu işi yapıyorlar?

Dünya üzerinde hiçbir yer yoktur ki orada, o yere uygun canlı bulunmasın. Toprakta yaşayan bakteri ve solucanlardan tutun da, havada yaşayan bakterilere, mağara ve yeraltı sularında yaşa yan balıklara ve taşların üzerinde yaşa yan yosunlara kadar her yerde bir canlılık vardır. En mühimi de nerede olursa olsun o vasatta en güzel şekilde yaşayıp, korunabilecek ve beslenebilecek canlılar yaratılmıştır. Toprak içinde çamur yiyerek geçinen solucanın sindirim sistemini, çamurdaki organik mad deleri süzerek sindirecek şekilde yapan ile ineğin midesindeki otun sindirilme sini kolaylaştırarak süt haline gelmesi ne yardım eden bakteri eri oraya yerleş tiren de muhakkak ki aynı şefkatli ve merhametli Zat olsa gerektir.

As. Arif Yılmaz