Sızıntı Arşivi

Aralık 1991 · s. 505 · 4 dakikalık okuma

Herşey Büyük Patlama İle mi

H. Hüseyin Korkmaz · İnceleme

"Büyük patlama (Big-Bang) teorisindeki bazı boşluklar gerçekte bu teorinin iflası ma'nâsını taşımamaktadır."

Big-Bang ilk ortaya atıldığı 1940’lı yıllarda saçmalık olarak kabul edilmişti. Ancak günümüzde bu terim ilmî lugatlann hemen hepsinde yeralan bir madde haline gelmiştir. 1960'lı yıllara kadar astrofizikte kendine pek destek bulamayan büyük patlama (Big-Bang) teorisi yeni gelişmelerle 60’lı yılların sonlarında popülarite kazanmış ve astrofizikçilerin hemen hepsi teorinin "bir tek kütlevi patlama" iddiasını kabul etmek durumunda kalmışlardır. Halen popülerliğinden bir şey kaybetmeyen büyük patlama ile ilgili yazılan son makaleler teoriye ters düşer gibi görünmektedir.

Gerçekte yeni gelişmelerdeki ihtilaflı hususlar, büyük patlamanın kendisinden ziyade patlama sonrasındaki astronomik izahlarla alâkalıdır. Yani patlamadan sonra açığa çıkmış olan, yoğun ve süper sıcaklıklı tanecik ve radyasyon bulutu şu anda mevcut yıldızlar ve galaksiler haline nasıl dönüştü? İşte problem buradadır.

Klasik açıklamalara göre büyük patlamadan hemen sonra kâinat genişlemeye ve soğumaya başladı. 300.000 sene kadar bir süre boyunca devam eden genişleme ve soğuma ile birlikte çok sıkışık, bir arada olan ve serbest dolaşan akıl almayacak sayıdaki elektronlar öyle yoğun bir bulut meydana getirdiler ki ışığı hapsettiler, cehennemi bir sıcaklık ve mutlak bir karanlık vardı. Nihayet elektronlar birleşerek atomu meydana getirdiler ve ışık dev bir flaş halinde boşandı. Astronomlar, -270°C'a kadar soğusa ve çok hassas radyoteleskoplar gerektirse de hâlâ bu ışığı (radyasyonu) görebilmekte ve "kozmik temel radyasyon" şeklinde adlandırmaktadırlar. Yeni araştırmalarda bu görüşte bazı hatalar olduğu ileri sürülmektedir. Işık başladığı zaman kâinatın, yoğunluğu biraz daha fazla olan bölgeleri -ki bu bölgeler daha sonra çekim gücü altında galaksileri ve galaksi gruplarını teşekkül ettirmek üzere birleştiler- kozmik temel radyasyonun daha sıcak bölgeleri olarak tesbit edilebilir olmalıydı.

Oradan buraya nasıl geldik? İlk yaratılışa ait fotoğraflar kâinatın yeknesak (uniform) olduğunu gösteriyor. Halbuki bir galaksi haritası onun yumrulu bir yapıda olduğunu açığa çıkardı.

Şimdiye kadar elde edilen analiz sonuçlarına göre kozmik temel radyasyon üzerinde farklı bölgeler tesbit edilememiş, dolayısıyla sonuçlar radyasyonun uniform (yeknesak, her yerinde aynı özellikleri taşıyan) olduğunu göstermiştir. Bu arada güçlü teleskoplar onlarca milyon ışık yılı uzaklıklarda umulmadık galaksi yığınlarının varlığını açığa çıkartmıştır. Böyle, yeknesaklığı bozan dev yapılar, Büyük Patlama'nın yeknesak yapısından nasıl meydana geldi? Karanlık madde adı verilen "görünmeyen madde" bu hususu izahta büyük rol oynuyor. Astronomlar görünmeyen madde hakkında bilgilerini dolaylı (endirekt) yollarla elde ettiler. Şöyle ki: Galaksiler kendi etraflarında ve birbirleri etrafında dönerken, bilinen fizik kanunlarına göre anormal derecede daha hızlı dönerler. Herhalde bu da görünmeyen maddenin varlığındandır. Bu görünmeyen madde ekstra gravitasyon sağlayarak cisimleri bir arada tutmaktadır. Bu ekstra çekim kuvveti, kainatın, başlangıcında, yeknesak büyüme hızından daha hızla büyümesine yardım etmiş olabilir. Bu izah bile son müşahadeleri izaha yeterli değildir. Harvard astrofizikçisi Margaret Celler, "şurası açık ki teorinin temelinde yanlış veya eksik bazı açıklamalar var" diyor.

Ancak büyük patlama teorisi, hâlâ geçerliliğini korumaktadır. Çünkü o, üç temel delile dayanmaktadır. 'Bu delillerden hiç biri, Büyük Patlama'nın dışındaki bir başka rakip teoriyle izah edilemiyor. Bu delillerden birisi kozmik temel radyasyon; onun yeknesak oluşu, ihtiva ettiği elektromanyetik dalga uzunluklarının karışımı, herkesin bildiği kadarıyla kainatın yoğun, sıcak ve küçük olduğu bir zamandan gelmiş olması gerektiğini gösterir. İkincisi: Kâinatın genişlemekte olduğu gerçeğidir. Maziye doğru gidildiğinde bütün galaksilerin bir tek noktadan gelmiş olması en mantıki açıklama şeklidir. Üçüncüsü ise: Hidrojen, kâinat maddesinin yüzde 75'ini ve helyum da yaklaşık yüzde 25'ini teşkil ediyor. Bu elementler, ancak Büyük Patlama kadar sıcak bir yerde teşekkül ettirilebilirler. Bu oranlar da Büyük Patlama teorisinin tesbit ettiği rakamlara tam uygunluk arzetmektedir.

Büyük Patlama bu haliyle nihaî ve esas gerçek demek değildir. Bazıları yarın bu gerçeklerin daha iyi bir izahını yapabilir ve bu da astronomları sevindirir. Büyük Patlama'yı destekleyenlerden biri olan Princeton Üniversitesi astronomlarından Bohdan Pacznaki: "Büyük Patlama nazariyesini çürütmeyi ben de çok isterdim. Bu beni derhal meşhur eder. Ancak bu teoriyi çürütecek bir delil yoktur" diyor. Büyük Patlama teorisi maddenin ezelî olmadığını açıklaması bakımından maddeci bakış açısına sahip bilim adamlarına hâlâ soğuk gelmektedir. Zira bu teori böylelerinin en önemli kozlarından birini (maddenin ezelî olmadığı) ellerinden almaktadır.

Çeşitli kurumlarda Büyük Patlama teorisini çürütmeye çalışan araştırmacılar herhalde; çürütebilirlerse bu kozlarını tekrar elde edebileceklerine inanmakta olsalar gerek. Bu araştırmacılar yeni gelişmelerle ortaya çıkan açıklama boşluklarından faydalanmaya çalışmaktadırlar. Bununla birlikte basında maddeci görüşe mensup muhabir veya "bilim dünyası" yazarları bu yöndeki haberleri çarpıtarak vermekte ve dikkat çekmeye çalışmaktadır (*). Her şeye rağmen Büyük Patlama (Big-Bang) teorisi hâlâ en yaygın şekilde kabul edilen ve en sağlam açıklamaları getiren teori olarak yerini korumaktadır.

* Bkz. Hürriyet 6 Eylül 1991 tarihli nüsha.