Sızıntı Arşivi

Eylül 1992 · s. 11 · 4 dakikalık okuma

Hayvanlarda Doğum ve Rahmet

Kamer Durmuş · Tabiat

eyl92-42.jpg

Sizi yaratmasında da "muhtelif cins ve şekillerde" üretip yaydığı hayvanlarda da gerçekten tasdik edecek bir kavim için "Allah'ın kudret ve vahdaniyetine delâlet eden ibret ve "alametler var. (Casiye-4)

eyl92-43.jpg

Canlılar âlemindeki sayısız hikmetler, ibretli ve enteresan hâdiseler, tesbih taneleri gibi birbiri peşisıra dizilmiştir. Esas mühim olan husus, bizim gafletten uyanıp her vakit tecelli eden mana dolu ince hikmetlerini layıkıyla anlayabilmemizdir.

Çoğalma ve üreme, her canlının neslini sürdürebilmesi için mutlaka gereklidir. Döllenme ve yavrunun meydana gelmesi bütün memelilerde aynı değildir. Bazıları yavrularını, en iyi bakıldığı zaman aralıklarında meydana getirirken, bazıları da kontrollü yani gecikmeli olarak meydana getirirler. Bilmeden uyguladıkları bu gecikme, embriyonun beslenmesi için en uygun iklim ve beslenme şartlarının yakalanmasında gereklidir. Doğum, yılın uygun zamanında olur. Yumurtanın rahime yapışmasının gecikmesi ve doğum olmadan yeniden döllenmesi, yavrunun, en elverişli ortamda doğması ve büyümesi gayesine yöneliktir. Acaba bu durum bir uyarıcı tarafından mı sağlanmakta,

yoksa hayvan kendisi mi ayarlamaktadır? Fok balıklarında gebelik, doğum, yavrunun memeden kesilmesi, tekrar eşleşme ve döllenmiş yumurtanın döl yatağına gecikmiş olarak yapışması şeklinde bir çoğalma çemberi vardır. Anne fok, altı hafta boyunca yavrusunu emzirir. Bu süre içinde yeterli beslenmediği için vücudundaki depo besinler azalır. Bundan dolayı anne fok zayıf düşer. İkinci yavruya bakabilecek durumda değildir. Bu arada, bol besin alır ve ikinci yavruyu gecikmeli olarak doğurur. Eğer doğumu normal zamanda yapsaydı, anne fok zayıf düştüğü gibi, yavrusu da zayıf düşüp ölecekti. Yüce Yaratıcı'nın burada tecelli eden mânâ dolu rahmeti, anne ve yavrusunun hayatlarını sürdürmesi için imdatlarına yetişir.

Kangurularda, yeni doğan yavru tüysüz ve sağır olup, beyin, duyu ve üreme organları tam gelişmemiştir. Doğumdan yaklaşık beş dakika sonra koku hislerini kullanarak el ve ayaklarıyla, kendisi için hazırlanmış anne kangurunun kesesine tırmanarak yerleşir. Burada kendisini besleyecek dört meme ucundan birine yapışır. Yavrunun vücudundan kılların çıkması üçüncü ayda, gözlerinin açılması dördüncü ayda gerçekleşir. Bu arada dişi, tekrar hamile kalabilir. Yeni doğan yavru da aynı şekilde kese içindeki yerini alır. Bu esnada bir önce doğan yavru gelişip serpilir. Gelişen yavrular sırasıyla keseyi terk ederek hayatlarını devam ettirirler.

eyl92-44.jpg

Bazı hayvanlarda en basit doğum kontrol usullerinden birisi, doğumları seyrekleştir-mektir. Hamilelik müddeti, mesela, kafesteki gergedanda 18 ay, Asya filinde 17-23 ay ve Afrika filinde 22 aydır. Bundan başka dişi filler doğum yaptıktan sonra 8-10 ay erkeği yanlarına yaklaştırmazlar. Böylece doğumları her 3-4 yılda bir meydana gelir.

Bazı dişi tavşanlar, gebeliğin bitmesine üç dört gün kala çiftleşerek, ikinci defa gebe kalırlar. Adeta çift döllenme yapmış olurlar. İki gebelik üst üste gelirse tavşanlar 39 gün arayla iki kere doğum yapabilirler. Bu durum, düşmanı bu kadar çok olan bir hayvanın üremesini, hızlandırarak doğumu artırır ve neslinin azalmasını önler.

Hayvanların belirli mevsimde yavrularını meydana getirmesi, beyinden salgılanan 0xytocin hormonuyla sağlanır. Bu hormon ilkbaharda salgılanır. Bütün memelilerde ilkbahar, üreme duygularını ortaya çıkararak eş aramalara sebep olur. Bu ilahî lütuf ile yavruların büyük bir çoğunluğu, her yerin Rezzâk isminin tecellileri ile dolduğu bahar ayında dünyaya gözlerini açar.

Hayvanlarda doğum her zaman kolay değildir. Birçok maymunda yavruların, doğum esnasında boğulduğu görülmektedir. Yunus balıklarında (Tursiops truncatus) yavrunun önce kuyruğu, sonra başı doğar. Bu ters doğum hâdisesinde de hikmetler vardır. Yavru yunus, soluk almadığı sürece suyun dibine batmaya meyleder. Çünkü henüz ciğerlerinde hava yoktur. Bu, doğumu kolaylaştırır. Yavru, doğar doğmaz, anne olanca hızıyla yavruyu su yüzüne çıkararak onun nefes almasını sağlar. Bu arada yardımcı diğer bir dişi yunus balığı, yavrunun soluk almasına yardımcı olur. Bu, doğum yapanın annesi yani yavrunun büyük annesi olabilir. Eğer kara memelilerinde olduğu gibi yavrunun önce başı doğmuş olsaydı, doğum bitinceye kadar soluk alamıyacak ve boğulacaktı.

Yunus balıklarının yavruları süt ile beslenir. Yunus sütü, insan sütüne göre beş kat daha fazla protein (%12) ve çok fazla yağ (%50) ihtiva eder. Yavru, iki ayda doğum ağırlığının iki katına ulaşır. Bu hız insan yavrusuna göre üç kat daha fazladır.

Gri fok balıklan, çok gelişmiş olarak doğarlar. Doğduklarında ipek gibi ve uzun tüylerle örtülüdürler. Süt dişleri analarının kamında iken düşer. Doğumdan hemen sonra daimî kalan dişler çıkar. Fok yavruları, tüylerini ana rahminde kaybederler ve ömür boyu taşıyacakları kürkleriyle doğarlar. Yavru doğduktan kısa bir süre sonra meme emmeyi öğrenmiştir bile. Anne fok, memelerini yavruya doğru yönelterek yatar. Meme başlan yağ içinde gizlenmiş olduğundan, yavru onlara birkaç dil darbesi vurarak dikleşmesini ve rahmet pınarlarından süt akmasını sağlar.

Balina yavrularının ağzı, sütle birlikte suyun girmesini önleyecek şekilde vantuzludur. Yavru, meme başına ağzını koyar koymaz süt, akmaya değil adeta fışkırmaya başlar. Süt, doğrudan doğruya yavrunun boğazına gelir. Ağzına gelsey-di,dışarıya akabilirdi. Ağızları açılmadığı için annenin sütü yavrunun midesine zahmetsiz bir şekilde ulaştırılır.

eyl92-45.jpg

Deniz samurlarında yavru, denizde yüzen yosunlar üzerinde meydana getirilir. Birçok memeli yavruları gözleri kapalı doğduğu halde, deniz samuru yavruları gözleri açık doğarlar. Bunların iyi gelişmiş süt dişleri ve bir kürkleri vardır. Fok balıkları doğar doğmaz yüzmesini bilmezken, deniz samurlarının yavruları doğar doğmaz yüzmesini bilirler.

Acaba İri hayvanların gebeliğinin uzun sürmesi, iri ceninin ana kamında beslenmesinin daha zor olduğundan mıdır? Sanıldığı gibi değildir. Çünkü cenin, kendisini taşıyan hayvanın yanında küçük kalır. Evet mavi balina yavruları 7 m. uzunlukta ve iki ton ağırlığında iken anneleri 60-80 ton ağırlığındadır. Kara sıçanı gibi küçük türlerde yavrular, annenin ağırlığının % 28-43'ünü teşkil ettiği düşünülürse, balinanın karnındaki yavruyu beslemekte güçlük çekmeyeceği anlaşılmış olur.