Kasım 1987 · s. 9 · 4 dakikalık okuma
Güneşlenmede Ölçü
Emin Manisalı · Dr. · Tıp

Yaz mevsimi, güneşin tesirini en çok gösterdiği mevsimdir. Bu mevsimde birçok kişi denizlere, kırlara koşup, mümkün olduğu kadar esmerleşmek istemektedirler.
Ancak, güneşte yanmanın iyi bir şey olup olmadığı hususu üzerinde hemen halen hiç kimse düşünmemektedir. "Güneş giren eve doktor girmez" sözü çok yaygındır. Veremin tedavisinin imkânsız olduğu devirlerde bu sözün ehemmiyeti büyüktü. Güneşin girdiği eve hastalık giremeyeceğine göre, güneşin girdiği vücuda da hastalık giremezdi. Bu yüzden yaz güneşinde en çok kararmış olanlar kendilerini hemen hemen bütün hastalıklara karşı sigorta ettirmiş sanıyorlardı.
Fakat, bunun böyle olmadığı, hatta durumun tamamiyle ters olduğu son araştırmalardan sonra iyice anlaşılmıştır. Avustralya'nın Oueensland Üniversitesi profesörlerinden Dr. Donald Robertson bu mevzuda şunları söylemektedir:
"Güneş ışınları hemen hemen bütün deri kanserlerinin başlıca sebebidir. Bu ışınlar cildin erken ihtiyarlamasına da sebeb olurlar. Bunun neticesi olarak da, güneşte çok kalan 30 yaşındaki bir gencin cildi, 40 - 50 yaşındaki bir insanın cildi gibi görülür. "
Bu sözleri söyleyen Avustralyalı doktorun memleketi, gerçekten de, güneş yanmaları mevzuunda en iyi müşahedelerin yapılabileceği yerlerdendir. Zira, Avustralya dünyanın en çok güneş alan memleketlerden biridir. Bu memleket derileri beyaz olan İngilizlerin çok bulunduğu memlekettir. Beyaz ciltler ise güneş ışınlarına en hassas olan ciltlerdir. İşte bu sebeptendir ki, Avustralya, cilt kanserinin en yaygın olduğu memleketlerden bîridir. Yine Avustralya'nın Sidney şehrindeki doktorlardan Frederick Anderson Dunher'in, 100 hastasından 60'ı muhakkak deri kanserinden tedavi görmektedir.
Bugün artık kesin olarak ispatlanmıştır ki denizciler, çiftçiler, çobanlar, yapı ustaları vb. meslekleri icabı güneş altında çalışanlar kansere en müsait kimselerdir. Bu gibi kimselerde deri kanseri, güneşe en çok maruz kalan burun, kulak, alt dudak, elin üzeri, gibi yerlerde görünmektedir. Kamyon şoförlerinde, tren makinistlerinde deri kanseri, bunların kamyon veya tren içinde kalan kol kısımlarında değil, kamyon veya tren penceresinin kenarına dayadıkları kısımlarında ortaya çıkmaktadır.
Güneşte cildin esmerleşmesinin sıhhat ile bir alakası yoktur. Güneşte esmerleşmek elemek, vücutta, ultraviyole ışınlarına karşı korunmak için tedbir alınması demektir. Bu ışınlara karşı koymak içindir ki, melânin denilen boya maddesi deri sathına doğru yükselir. Bu, normal şartlarda yaşadığımız zaman insanı deri kanserinden korumaktadır. Ama haddinden fazla güneş ışınına maruz kalınırsa, derimiz bu miktarlara karşı koyamaz. Böylece deri kanserine yakalanma ihtimali artmaktadır.
Ayrıca D vitamini eksikliğine bağlı olarak meydana geldiği bilinen çocuklarda raşitizm, büyüklerde ise aynı hastalığın değişik tezahürü olan osteomalasi olarak adlandırılan bir hastalıkta tedavide güneş ışığının faydalı tesiri herkesçe malumdur, ancak şu da ispatlanmıştır ki, Avrupalı bir bebeğin sadece yanakları yeterli güneş ışığı aldığı takdirde günlük ihtiyacına yetecek kadar (günde 10 mgr O 100 Iv) D vitamini sentez edebilmektedir.(1) Kaldı ki besinlerle yeterli D vitamini alınıyorsa, bu hastalık hiç meydana gelmemektedir. Hatta, eğer bebeği emziren anne yeterli miktarda D vitamini alıyor veya güneşe maruz kalıyorsa sütünde bebeğini raşitizmden korumaya yetecek kadar D vitamini bulunur. İnek sütü ise bu ihtiyacı karşılayamamaktadır.
Enteresan olan bir diğer husus da derileri daha esmer olan kişilerin yeterli D vitamini sentezleyebilmeleri için daha uzun süre güneş ışığına maruz kalmalarının gerektiğidir. Yaz mevsiminde çok fazla es-merleşen bir kişi için kışın azalan güneş ışığı çok az gelecek ve bu kişilerde D vitamini eksikliği daha kolay ve fazla meydana gelecektir.
Tropikal bölgelerde yaşayan zenciler güneş ışınlarının az olduğu ve insanlarının soğuk nedeniyle kapalı gezdiği Kuzey ülkelerinde göçtüğü zaman bu kişilerde kolaylıkla D vitamini eksikliği meydana gelir. Meselâ bugün raşitizm İngiltere'nin bilhassa kuzey yörelerinde yaşayan koyu renk derili göçmenler arasında (Pakistanlılar, Sudanlılar) oldukça sıktır.(2) Yukarıda söylendiği gibi tropikal bölgedeki insanların daha esmer olmaları o kişilerin haliyle daha fazla maruz kalmak zorunda oldukları güneş ışınlarından; derinin, dolayısiyla o insanların korunmasının amaçlandığı ilahi rahmetin bir tecellisinden başka ne olabilir.
Güneş bu zararları yanı sıra bir de güzelliğe dokunan zararlarını, yani güneş ışınlarının cildi ihtiyarlattığını söylemiştik. Gerçekten de güneşte çok kalmış bir cild kalınlaşır, sertleşir, kurur, esnekliğini kaybeder. Güneşte çalışanların ciltlerinin güneş gören yerleri suyu çekilmiş ve pörsümüş göründüğü halde elbise altında kalan yerleri ise canlı ve sıhhatli görünür.
Avustralya'yı dolaşan Helena Rubinstein: "Bu Avustralyalı erkekler niçin hep kendilerinden yaşlı kadınlarla evleniyorlar, anlamıyorum." demişti. Müşahede doğru idi. Fakat, Avustralyalı kadınların kocalarından yaşlı olmaları doğru değildi. Bunun sebebi, Avustralyalı erkeklerin şehirlerdeki bürolarda ve kapalı yerlerde çalışmalarına karşılık, kadınların günlerini plajlarda vb. yerlerde yanarak geçirmeleri idi.
Ancak bu söylediklerimize bakarak güneşten kaçmak normal değildir. Herşeyde olduğu gibi burada da tedbir ve ihtimam büyük fayda sağlar. Bu mevzuda,en mühim kaide, şiddetli ışınlardan kaçmaktır. Günlük aktivitelerimiz sırasında maruz kaldığımız ışınlar sağlığımız için kâfidir.
Birçok kimseler; suyun ışınlardan zarar görme ihtimalini azalttığını sanırlarsa da bu doğru değildir. Karda ve kumda ise ultraviyole ışınlarının yansıyıp insana zarar vermesi ihtimali daha çoktur. Yansıyan ultraviyole ışınlarının hayret edilecek bir nüfuz etme istidadı vardır. Bir insanın yağmurlu bir havada ultraviyole ışınlarından yanması da mümkündür. Keza, bir güneş şemsiyesi insanı ışınlara karşı %50—70 nisbetinde korur. İnce bir yazlık elbise %50, beyaz bir gömlek ise %80 nisbetinde korur. Güneş ışınlarının tehlikesini arttıran başka bir unsur da bazı güneş yağlarıdır. Zürih Cilt Polikliğinin hazırladığı bir rapora göre bazı antibiyotiklerle sülfamidier, bazı makyaj mamulleri, hatta kolonya, cildin ultraviyole ışınlarına olan hassasiyetini arttırmaktadır. Bu da deri kanseri ihtimalini arttırır.
Netice olarak diyebiliriz ki, güneşten hakkıyla istifade etmek için aşırılıklardan kaçınmak ve bazı kaidelere önemle uymak gerekir. Yoksa güneş insana bir fayda değil zarar kaynağı haline gelmektedir.
Dr. Emin Manisalı
Kaynaklar:
I—Davidson S.Passmore R.Brock JF, Truswell AS:Human Nutrition and Dietetics. Churchill Liuingstone, London 1979.
2—Stephens WP: Annual high—dose vitamin D Prophylaxis in Aslan immigrants. Lancet 2: 1199, 1981.