Kasım 1987 · s. 12 · 5 dakikalık okuma
Biyoteknoloji Üzerine
Selim Çaldıranlı · Biyoteknoloji

Biyoteknolojinin faaliyet sahaları
Biyoteknoloji son beş—on yıldır sık sık duyulan bir kelime olmakla beraber tarihi çok eskilere kadar uzanır. Farklı kuruluşlar ve araştırmacılar tarafından biyoteknolojiye çeşitli tarifler getirilmiştir. OECD'nin 1982 yılında hazırlattığı bir raporda biyo-teknoloji: "Canlılar aracılığı ile mal ve hizmet üretmek üzere bilim ve mühendislik prensiblerinin (metodlarının) malzeme işlemlerine tatbiki" olarak tarif edilmiştir. Bu tarif çerçevesinde sütten yoğurt, peynir yapımı gibi yıllar öncesine uzanan bir faaliyet biyoteknolojinin sahasına girdiği gibi, ekmek mayası, organik asitler, antibiyotikler ve insana ait bazı hormonların (insülin, somatostatin, interieukin 2 vb.) bakterilere bol miktarda ürettirilmesi de biyoteknolojinin faaliyet sahası içerisindedir.
Kısaca özetlersek:
—Mikroorganizmalar kullanılarak bakır ve uranyum gibi metallerin saflaştırılması,
—Maden çıkarma ve işleme fabrikala-rındaki atık sulardaki metallerin mikroorganizmalar aracılığıyla metal sülfidler olarak çöktürüliip israfın önlenmesi. (Bakır, demir, civa, gümüş, kadmiyum, kobalt ve nikel bu şekilde çöktürülmektedir.)
—Endüstriyel atıkların temizlenmesi,
—Fermantasyon sanayi (Peynir—yoğurt, alkol üretimi)
—Tatlandırıcıların ve proteinlerin üremi.
—Antibiyotik, vitamin üretimi.
—Hayvan hücresi kültürleri kullanılarak aşı ve monoklonal antikor üretimi, gibi mevzular biyoteknolojinin faaliyet sahasını oluşturur.
Biyoteknolojinin hedeflediği çalışmaların insanlığa faydaları:
Bugün biyoteknolojiyi insanlığın hizmetine sunan veya onu kullananlar gelişmiş ülkeler, milletlerarası şirket ve kuruluşlarıdır. Bu ülke ve kuruluşlar pis sular dahil atıkların işlenmesi evde, işyerinde iyi vasıflı su ikmalinde biyoteknoloji kullanıyorlar. Beslenme yetersizliklerinin düzeltilmesinde, sağlık ve hayvan verimliliği ile alakalı problemlerin çözümünde, ürünün tarladaki ve harman sonrası dönemdeki kaybının azaltılmasında, besin depolama kalitesinin arttırılmasında biyoteknolojinin imkanları ve ürünleri oldukça faydalıdır.
Unutulmamalıdır ki, bu gibi problemlerin çözümünde biyoteknolojinin faydası onu üreten ve kullanan insanların düşünce yapısına, insana ve eşyaya bakış tarzına bağlıdır. İnsanoğlu biyoteknolojinin ürünlerini diğer insanları sömürmede ve dünya üzerinde kendi hakimiyetini kurmada kullanabileceği gibi, insanlığın açlık ve sağlık problemlerini çözme istikametinde ve izzetli bir hayat sürdürülmesini sağlıyacak şekilde çalışmalarını planlayıp yönlendirebilir.
Bu yüzden insanlığa hizmeti yüce bir ideal olarak gören ve eşyayı. Yaratıcısını hoşnut etmede bir araç olduğunu idrak eden insanların yetiştirilmesi daha fazla ehemmiyet arzetmektedir.
Ekolojik dengenin koruması nasıl temin edilecek veya bu çalışmalarla bozulma meydana gelmez mi?
Biyoteknolojinin gelişip boy attığı biyoloji kimya fizik vb. tabii bilimlerin verilerini kullanarak günümüz sanayi ve endüstri inkilabını kurup geliştiren zümre tarafından zaten dünyanın ekolojik dengesi bozulmuştur ve bozulma süreci devam etmektedir. Bozulma sürecinin azaltılması veya durdurulması bilimi yönlendiren ve onu çılgınca kendi menfaatleri doğrultusunda kullanan zümrenin yok olmasına veya insanlığın ortak malı olan bilime sahip çıkarak, onu yeniden süzgeçden geçirerek Yaratıcısını tanıma ve bilmede, insanlığa hizmetde kullanacak neslin yetiştirilmesine bağlıdır. Bu yapılmadan getirilecek çözüm ve alternatifler bu kaosu artırmadan başka hiçbir şeye yaramayacaktır.
Ülkemiz açısından bu sahada çalışmak için nasıl bir temel hazırlanmalı?
İlk önce bir teknolojinin çözüm getirebileceği ihtiyaç ve problemlerden ülkemiz açısından mühim olanların ve öncelik sıralarının tesbit edilmesi.
Bu mevzularda çalıştırılacak insanlarda aranılacak vasıflar, gerekli minimum sayı, bunların eğitimi, halihazırdaki yetişmiş insangücü ve gerekli finansman mevzuunda ön araştırma yapılması ve rapor halinde sunulması.
Kurulması düşünülen biyoteknolojiye dayalı iş sahalarının tesbiti. Gerekli ham-
maddesi ve ürünlerin kullanım sahaları, pazarlama durumu, oluşturacağı çevre kirliliği, tesirleri ve alınabilecek tedbirler.
Mevcut üniversite ve araştırma kuruluşlarının biyoteknoloji mevzuundaki mevcut seviyeleri, faaliyetlerinin tesbiti, buralardan azami istifade yollarının araştırılması, yurt dışından getirilecek teknolojiyi bilen kendi insanımızın tesbiti, yoksa yetiştirilmesi.
Savaş sırasında biyoteknolojik ürünlerin bir silah olarak kullanılması feci akibetlere sebeb olamaz mı?
Rekombinant DNA ürünleri açısından düşündüğümüzde şüphesiz evet; Bugün dünyamız füzelerle donatılmış ve adeta silah deposu haline getirilmiştir. Gayeleri dünyayı kendi hakimiyetleri altına almak olan devletler, biyoteknolojinin faaliyet sahasına giren rekombinant DNA tekniklerini kullanarak kolera, veba, tifo gibi mikropların genetik yapılarını değiştirmekte ve mevcut ilaçlara karşı dirençli mikroorganizmalar elde etmektedirler.
Herhangi bir savaş durumunda düşman ülkenin su depolarına genetik yapılarını değiştirdikleri mikroorganizmaları koyacaklar ve kendi asker ve insanlarına bunlara karşı tesirli, yeni imal ettikleri ilaçları içirerek o ülkeyi teslim almayı düşünmektedirler.
Laboratuvarlarda kullanılan ve hastalık yapmayan mikroorganizmalardan şimdiye kadar bilinmeyen hastalık yapıcı mikroorganizmaların hata ile üretilmesi ve bunların çevreye yayılması da bahis mevzu olabilmektedir. Nitekim birçok bilim adamı AİDS virüsünün bu yolla üretildiğine, Amerika'nın bu suçu üzerinden atmak için virüsün Afrika maymunlarından kaynaklandığını ortaya attığına inanmaktadırlar.
Dünyada fevkalâde bir hususiyeti olan biyoteknolojik bir hadise gerçekleşti mi? Nasıl?
Fevkalade bir hususiyeti olan hadise izafi bir kavram olup, bundan daha çok bilimlerin gelişmesinde önceki dönemlere nazaran insanı hayrete düşüren keşiflerin anlaşılması gerektiği kanaatindeyim. Mesela yarı iletkenler bulununcaya kadar yüzyıllar geçmiştir. Ama bulunduktan sonra hemen bilgisayarların inşaasına geçilmiş ve bilgi birikimi arttıkça daha kısa zaman içerisinde çok farklı ve yeni bilgisayar çeşitleri ve ürünleri ortaya konabilmiştir.
Bu açıdan bakıldığında biyoteknolojinin temelini oluşturan fevkalâde hâdiselerden biri. 1950'li yıllardan (canlıların yapımında kullanılan cihanşümul alfabe olan) DNA—RNA'nın yapısının aydınlatılmasıdır. 1917'lerden itibaren değişik canlılarda bu alfabeden oluşan bilgiler incelenmeye başlandı. Bu bilgilerin kullanımı ve aktarımında canlılar arasında benzerlikler olduğu ortaya çıkarıldı.
Bunlardan faydalanılarak mühim bazı ilaçları, ekonomik ve besin değeri olan bazı maddeleri bol miktarda, kısa zaman içerisinde daha ucuza mikroorganizmalara sen-tezletmek mümkün hale geldi. Bugün insülin. somatostatin. interleukin—2 gibi maddeler bu şekilde üretilmekte ve tedavide kullanılmaktadır. Aynen havadaki serbest azotu fikse eden bakteriler sadece baklagiller familyasına ait bitkilerde bulunabilmektedir. Azot fiksasyonu ile alakalı genler diğer bitkilere de aktarılarak verimsiz toprakların verimliliğinin arttırılması düşünülmektedir.
Ama hakiki mânâda dünyada fevkalade bir vasfı olan hadiseler varsa onlar da hergün gözümüzün önünde cereyan eden fakat bizim ülfet perdesi altında normal ve âdiyâttan saydığımız şeylerdir. Mesela tek bir hücreden yaklaşık 9 ay gibi kısa bir sürede mükemmel bir insanın yaratılıp anne rahminden dünyaya açılması
Hammede olarak su ve ot kullanıp ürün olarak süt veren ve her yıl bir benzerini oluşturan keçi koyun inek gibi hayvanlar.
Su. çamur ve ışığı kullanarak bizlere çeşitli meyveleri sebzeleri ve gıda maddelerini imal eden kloroplast taşıyan minicik hücrelerden bitkiler.
Bunlar yanında insanoğlunun yaptığı buluşlar, bunların basit birer taklidi olmaktan öte birşey değildir.
Selim Çaldıranlı