Sızıntı Arşivi

Haziran 1995 · s. 197 · 6 dakikalık okuma

Genleri Çözmek Herşey Mi?

Osman Selçuk · Biyoloji

Milyarlarca hücrenin mükemmel bir plân ve program dahilinde dokular, organlar. Sistemler şeklinde organize olduğu insan vücudu, çeşitli açılardan ele alınarak anlaşılmaya çalışılmaktadır. Mühendisler onu en mükemmel bir makine olarak tarif ederken, kimyacılar muhteşem bir kimyevi fabrika olarak görmektedir. Moleküler biyologlar ve genetik mühendisleri ise, insan vücûdunu, bilginin yapı ve fonksiyon açısından harika bir şekilde organize edilip işletildiği bir kütüphane olarak ele almaktadırlar.

İnsan vücûdunu oluşturan kütüphanenin birer kopyası her hücreye, nükleik asitler (DNA ve RNA) şeklinde yerleştirilmiştir. DNA ve RNA moleküllerinde kodlu bil­gilerin kullanılması veya kullanılmamasının yer, zaman ve şartlara göre ayarlanışı bam­başka mucizevî bir boyut... Nükleik asitler, biyolojik hayatın sırlarını taşıyan bilgi yüklü kimyevî moleküllerdir. Sağlam DNA mo­lekülüne sahip kimselerin vücut fonksi­yonları hatasız şekilde çalışmaktadır. Hatalı veya eksik kodlu DNA molekülüne sahip kimselerin bünyelerinde çeşitli rahatsızlıklar ortaya çıkabilmektedir. İlâhî kader prog­ramının küçük bir temsilini andıran DNA molekülünün bilgisi, protein sentezi yoluyla icraata dökülmektedir.

Dünyanın en büyük araştırma pro­jelerinden olan İnsan Genomu Projesi (kro­mozom ve genleri ayrıntılı şekilde haritalama), DNA ve proteinlerden yapılmış kromozom denilen bilgi paketlerinin sırlarını çözmeyi hedeflemektedir.

İnsandaki mevcut 23 çift kromozomun herbiri üzerinde bulunan genlerin yerlerini ve birbirlerine olan uzaklıklarını tesbit etme işlemi, “kromozom haritalaması” olarak adlandırılır. Genlerin yerlerinin tayin edilmesinde çeşitli fizikî ve biyokimyevî metodlar kullanılmaktadır. İnsan genomu projesini yü­rütenlerden biri olan Dr. Collins’e göre, kromozom üzerinde bir genin yerleştiği noktayı belirlemek, bir ülkenin doğusu ile batısı arasında, hangi şehirde, hangi ilçede ve caddede olduğunu bilmediğimiz bir evin herhangi bir odasındaki yanmayan bir ampulü bulmaya çalışmak gibi bir şeydir. Bu da kromozom haritalamasında kullanılan teknik ve stra­tejilerin oldukça karmaşık ve hassas ol­duğunu gösterir. Ancak bir genin yeri tesbit edildikten sonra özel işaretleyicilerle o gen üzerindeki bilgi akışını kontrol etmek ko­laylaşmaktadır.

İnsan genomu (insan kromozomlarının bütününü) haritalama işi tamamlandığında, tahminî 4000’i aşkın genetik hastalığa sebeb olan gen veya genlerin belirlenmesinde ve bu hastalıklardan korunma veya tedavide büyük ilerlemeler kaydedilecektir. Bugün ya­pılabildiği kadarıyla da olsa, mevcut kro­mozom haritaları, insan sağlığı, ziraat, çevre ve biyoteknoloji alanlarında genlere dayalı çalışmalar yapmak isteyen araştırmacılarla büyük kolaylıklar sağlamaktadır.

Meselâ, pankreas hücrelerinde insülin üreten genlerdeki bir arıza, yeterli miktarda insülin üretimine engel olmaktadır. Bu in­sülin geninin yerinin ve şifresinin bilinmesi, insan insülin geninin bakterilere aktarılması­nın ve bakterilerin insülin sentez etmesinin yollarını açmıştır. Şimdi pek çok şeker has­tası, bakterilere sentez ettirilen insülini kul­lanmaktadır. Şimdiki hedef ise, insandaki arızalı insülin genini sağlam olanla değiştir­mektir. Değişik usullerle yapılan bazı çalış­malarda kısmî başarılar elde edilmiştir. Bu­gün insan vücûdunun herhangi bir kısmından alınacak küçük bir doku parçasından (birkaç yüz hücre), o insana ait birçok genetik husu­siyet anlaşılabilmektedir. İnsanın genetik özelliklerinin eksiklik ve fazlalıklarını, özel referans DNA dizileriyle ortaya konabilmektedir.

İnsanlar, genom projesinin sağladığı bil­giler ışığında yapılan genetik testlerle, potansiyel olarak ne gibi kalıtsal hastalıklar ta­şıdıkları hangi kabiliyetlere ve bozukluklara yatkın oldukları hakkında fikir sahibi olmaya başlamışlardır.

İnsan genomunun haritalanması işve­renlere, işe alacakları kimselerin, potansiyel olarak kalıtsal hastalıkları taşıyıp taşıma­dıklarını önceden bilme ve bu hastalığa sahip olma riskinde olan kişilerin kuruma geti­recekleri maddî yükü önceden tahmin etme ve ona göre işe almada yeni standartlar ge­tirilmesi imkânını sunmuştur.

Genetik testlerin, işe alınmalarda kul­lanılması şart olduğu takdirde, kalıtsal has­talıkları taşıyan kimseler işe alınmada güç­lüklerle karşılaşabileceklerdir. Bu noktadan insan genomunun haritalanması düşüncesi, bir kısım tartışmaları beraberinde getir­mektedir. Meselâ yukarıdaki durum dikkate alındığında, genetik testler sonucunda işine son verilen bir kimse yeni bir işi nasıl bu­lacaktır? Genetik testler sonucu ekonomik maliyeti çok yüksek genetik hastalıklara ma­ruz çocuk doğurma ihtimali olan insanlar, ya özel sigorta kurumlarınca sigorta edilme­yecek veya sağlıklı insanlara kıyasen daha fazla para ödemek zorunda kalacaklardır.

Psikolojik açıdan düşünüldüğünde in­sanların genetik testlerle kendilerinin sosyal ve ekonomik statülerinin belirlenmelerine ra­zı olmaları mümkün görünmemektedir. Ay­rıca ne kadarımız genetik testler vasıtasıyla kendi kusurlarımızı görmek isteriz? ABD’de Time dergisi ile CNN televizyonunun or­taklaşa yaptıkları bir ankette insanlara ge­netik testler kullanarak gelecekte ne gibi has­talıklara duçar olabileceklerini veya yatkın olduklarını öğrenmeyi mi yoksa öğren­memeyi mi istedikleri soruldu. Ankete katılanların % 49’u bunu öğrenmek istemedik­lerini bildirdiler. Aynı ankette, böyle genetik testlerin insanların sigorta ücretlerini takdir etme konusunda bir kriter olarak kullanılıp kullanılmaması sorulduğunda % 90’ı olum­suz cevap vermiştir.

Suç işlemiş insanlar üzerinde yapılan bir genetik analiz, bu insanlarda belli bir genin özellikle bulunduğunu ve bu geni ta­şıyan insanların, suç işleme meylinde ol­duklarını ortaya çıkarırsa, bu ne kadar ger­çeği yansıtacaktır. Bu analizlerin doğruluğundan nasıl emin olacağız? Belli bir genin, suç işlemiş insanlarda daha fazla bulunması, suç işleme olayı ile nasıl ilişkilendirilecek ve bu ilişki gerçekten sebep-sonuç ilişkisi sa­yılabilir mi? Ancak, bu tip genetik analiz­lerin yetersizliği ortaya çıktıkça eğitimin, anne babanın, dinin, içinde yaşanılan top­lumun bu irsî eğilimleri ıslah etme ve yön­lendirmedeki rolü daha iyi anlaşılır hale gelecektir. Çünkü insanın biyolojik yapısının yanında ruhî yapısı ve özellikleri vardır. Biz insan olarak ne sadece biyolojik, ne de ruhî özelliklerimizin ürünüyüz. Gerçekte ikisinin bir arada etkileşmesinin sonucunda hayatı­mızı sürdürebilmekteyiz.

Şu anda tıbbî açıdan teknoloji bize, ha­mileliğin 9-12 haftaları arasında fetusun chorion villüs örneklerinden yapılan DNA ana­lizleriyle yaygın ve sık görülen birçok genetik hastalığın (talassemi, down sendromu, sistik fibrosiz, vb.) önceden belirlenebilmesi imkânını sunmaktadır.

Doğum öncesi genetik testler sonucun­da anne karnındaki çocuğun bu hastalığı ta­şıdığı tesbit edildiğinde, isteyen aile, işin dinî ve ahlâkî yönünü de dikkate alarak veya al­mayarak gönüllü düşük yapma ve ikinci defa sağlıklı fetus oluşturma imkân ve tercihine de sahip olabilmektedir. Günümüzde genetik testler nişanlılık döneminde veya hamilelik öncesinde yapılarak ailelere koruyucu temel­li genetik danışmanlık verilmektedir. Tabii ki, her bir teknolojik imkânın iyi veya kötü yönde kullanılabildiğinin sayısız örnekleri gü­nümüzde mevcuttur. Böyle bir imkânın kötü yönde kullanıldığına dair çarpıcı bir örnek Amerika’da yaşanmıştır. Kalifornia’da bir kuruluş, kendi bünyesinde çalışan hamile bir bayanın fetusunun muayenesinde yavrunun kalıtsal bir hastalığı taşıdığını tesbit edince, ülkedeki pahalı sağlık sigortası ücretleri yü­zünden, bayana çocuğu aldırmasını söy­lemiştir. Aksi takdirde, şirketin, böyle bir çocuğun tedavi masraflarını ödeyemeyeceğini ifade etmiştir. Sonunda kadın düşük yapma­yarak bu hastalıklı çocuğu doğurmuştur. Te­davi masrafları çok ağır olan ve hem çocuk hem de ailenin manevî bir ızdırap kaynağı olan bu durumlarda ne yapılması gerektiği, doktorlar, ilahiyatçılar ve içtimaiyatçılar ta­rafından ele alınmalıdır.

Her insanın en büyük ideali sağlam ve sağlıklı nesiller dünyaya getirmektir. Günümüzde, DNA teknolojisi bize kalıtsal has­talıklardan korunma yönünde hem doğum öncesi teşhis imkânları hem de koruyucu ağırlıklı tedavi yollarını sunmaktadır. Ancak bu imkânları kullanırken insanî ve ahlâkî de­ğerlere saygılı kalarak çözümler üretme ve uygulamalar geliştirme ana hedef olmalıdır.

İnsan genom projesinin sağlamış ol­duğu bilgi birikimi, kötü niyetli kimselerin elinde bir tehlike teşkil ederken, faziletli ve ahlâklı insanların elinde insan sağlığını koru­ma ve daha da iyileştirme yönünde kullanı­labilecektir. Meselâ, bu bilgi birikimi Nazi dönemi ırkçılık düşüncelerini yaşatmak is­teyenlerin elinde çok tehlikeli olabilecektir. Hayvan ıslah eder gibi insanların da ıslahına çalışılacaktır. Damızlık hayvanları seçme ve koruma gibi üstün özelliklere sahip kadın ve erkeklerin çok çocuk yapma imkânları teşvik edilir hale gelebilecektir. Nitekim Time der­gisinin bildirdiğine göre, 1992 yılında Çin hükümeti, ülke çapında buna benzer bir du­yuruda bulundu.

Şu anda genetik mühendisliği alanında devam eden çılgınca yarış, ürünlerini top­luma sundukça, insanlar birçok problemle karşı karşıya kalmaya devam edecektir. Bu problemlerin son bulmasını beklemek yerine, onlara sürekli uygulanabilir çözümler ge­tirme gayretinde bulunmak daha akıllıca bir davranış olacaktır. Çünkü bizler bu alanda olabilecek muhtemel gelişmelerin sınırlarım tespit etmede oldukça zorlanmaktayız. An­cak şunu söyleyebiliriz ki, Atoma hükme­debilme çağı başladığında, kimileri bu gücü kitlelerin imha edilmesinde, kimileri de in­sanlığın hizmetinde kullanmışlardı. Dünya­mız bugün de benzeri bir durumun eşiğinde. Öteden beri bilgi ve teknoloji, inançlı, vic­danlı ve faziletli kimselerin ellerinde insanlığın hizmetinde; bir kısım faziletten ve insanlıktan uzak olanların elinde de insanın aleyhinde kullanılagelmiştir. Güzel günler görmek isteyen insanlık, bilgi ve teknolojinin iyi ve faziletli insanların kontrolünde kal­masına çalışmalıdır.