Sızıntı Arşivi

Temmuz 1990 · s. 267 · 3 dakikalık okuma

Evrimin Aşamadığı Moleküller:Proteinler

N. Özgüneş · Doç. Dr. · Biyoloji

Canlı organizmasının te­meli olan proteinlerin taşı­dığı önemi hepimiz aşağı yukarı biliriz. Ancak vücu­dumuzun asıl ihtiyaç duy­duğu moleküller proteinler değil, bunların “yapı taşı” olan amino asitlerdir. Can­lı vücudu, gerekli amino a-sitleri yiyeceklerle alırsa, bunların yüzlercesini çeşit­li sıralarda birbirine bağla­yarak kendi DNA progra­mında kodlanmış olan özel proteinleri yapar. Zaten yiyeceklerle aldığımız hayvani ve nebati proteinler de olduğu gibi kullanılmaz. Bunlar önce, sindirim kana­lında, bulundurdukları ami­no asitleri serbest hale geçi­recek şekilde parçalanır ve açığa çıkan amino asitler barsak hücreleri tarafından emilirler. Daha sonra orga­nizmamız bunları kendine has gerekli proteinleri yap­mak üzere yeniden sıraya koyarak kullanır.

Vücudumuzda yapılan proteinlerin birçoğu fevka­lâde hususiyetler taşır. Meselâ, bağ dokumuzun esas proteini olan kollojen bun­lardan biridir. Kollojen, bağ dokusunda organizmayı bir arada tutan kuvvetli lifler şeklinde bulunur. Aynı çap ve boydaki bir çelik çubuk­la karşılaştırılırsa, kollojen liflerinin daha sağlam ol­duğu görülebilir.(1) Ger­çekten de, bu lifler kendi ağırlığının 10.000 katını ta­şıyabilen hârika yapılardır. Yine kollojen gibi çu­buk şeklinde bir protein molekülü olan elâstin ise,kollojeninkine oldukça ben­zer amino asitleri bulundur­masına rağmen, tamamen başka hususiyetler taşır. Bu molekül birkaç yöne esneyebilmesi yüzünden vücudu­muzda bulunan bağlara çok uygundur. Ayrıca kan da­marlarının duvarlarında yer alarak bunların esnekliğini sağlar.

Protein molekülleri “en­zim” olarak iş gördüklerinde çok daha hârika hususiyet­ler sergilerler. Enzimler, can­lıların yapısında bulunan ka­talizörlerdir. Yani, canlı ya­pısındaki reaksiyonları hız­landırır ve normal vücut sı­caklığında meydana gelmesi­ni temin eder. Ancak enzim­lerin bu konudaki inanıl­maz üstünlüklerini anlayabil­mek için onları laboratuvarlarda kullanılan katalizörler­le karşılaştırmamız gerekir. Laboratuvarlarda kullanılan kimyevî katalizörler, işleme giren moleküller arasında hiçbir ayrım yapmadan, aynı tipteki birçok reaksi­yonu hızlandırabilirler. En­zimler ise, moleküller arasın­daki en ufak farkı bile ayırdedebilen son derece “seçi­ci” katalizörlerdir. Her bir enzim, “izomerler” gibi ya­pıca birbirine çok benzeyen molekülleri bile birbirinden ayırdederek sadece belli bir molekülü kullanan reaksi­yonları hızlandırır. Enzim­lerin bu seçiciliğinin ve başka bazı faktörlerin bera­berce iş görmesi sonucun­da, sağlıklı bir organizmada “rastgele” hiçbir olay gö­rülmez. Ancak gerekli olan reaksiyonlar yürür. Enzim­lerin, diğer katalizörlere bir diğer üstünlüğü de yürüttük­leri olayların hızlarında or­taya çıkar. Laboratuvarlar­da, haftalarca süren deney­lerle ancak başarılabilecek bir dizi reaksiyon, enzimler tarafından birkaç saniye içinde bitirilir. Enzimlerin sağladığı hızı gösteren çar­pıcı bir kaç örnek verelim: DNA çift sarmalarının açıl­ması gibi zor bir işlem, vü­cudumuzda saniyenin mil­yonda biri kadar kısa bir zamanda başarılır (2). So­lunum hâdisesinde karbon­dioksitle suyun birleşmesini veya karbonik asidin parça­lanması reaksiyonumu katalizyen karbonikanhidraz en­zim saniyede 500.000 mo­lekülü parçalar veya birleş­tirir.

Böylesine önemli işleri hızla ve hatasız yürüten bu moleküllerin yapısı nasıl ku­rulmaktadır? Bu, cevabı hâ­lâ verilememiş bir sorudur. Protein zincirinin, ribozom denilen hücre içi yapılarda genetik şifreye göre hazır­landığını biliyoruz. Ancak, proteinin biyolojik aktivite gösterebilmesi için, bu zin­cirin, belli bir şekilde kıv­rılıp, bükülerek üç buutlu aktif yapıyı kurması gere­kir. Problemin Önemini da­ha iyi anlıyabilmek için aşa­ğıdaki hesaplamayı incele­mek yeterlidir. 100 amino asitden meydana gelen çok basit bir proteinin yapı­sının, “deneme—yanılma” metodu ile yani tesadüfen kurulabilmesi için gereken zamanın, en az “1050 sene” olduğu hesaplanmıştır. Halbuki canlı bir organizmada, meselâ bir bakteri olan E. coli'de, bu İş için harcanan zaman sadece 5 saniyedir (3). Halbuki canlıdaki pro­tein moleküllerinde çok da­ha fazla aminoasit (500—3000) bulunur. Bunların na­sıl özel şekilde dizileceği ve her canlının proteinleri­nin kendine has bir yapı göstereceği DNA programıy­la kodlanmış olup sadece tek yumurta ikizlerinde bu program tıpatıp aynıdır. Za­ten organ nakillerin de ki en büyük problem olan doku uyuşmazlığı da buradan kaynaklanmaktadır. Canlıla­rın cansız inorganik madde­lerden tesadüfen meydana geldiklerini iddia eden orga­nik evrim teorisini iflâs et­tiren ve evrime aşılmaz bir engel olarak karşı koyan da yine bu hârika protein mo­lekülleridir. Proteinlerin bir araya gelerek cüce organik­ler, hücre, dokular ve canlı sistemleri gibi derecelere yükselmesi ve beyin gibi bir organımızı da düşünce ve ha­fıza gibi sırlı hâdiselere yol açan sebeblerden sadece biri olması, nasıl bir ilim ve kud­ret karşısında olduğumuzu bize bir kere daha hatırlat­maktadır.

Referanslar:

l)Albert Lehninger, “Principles of Biochemistry” 1982, Worth Publishers, Inc. New York, 158 say.

2)Lubert stryer, “Biochemistry” 1988, W.H. Freeman and Company, New York, 6. sayfa

3)1. referans, 179. sayfa.