Sızıntı Arşivi

Eylül 1988 · s. 327 · 3 dakikalık okuma

Enfeksiyonların Tedavisinde Yoğurt

Selim Çaldıranlı · Dr. · Gıda Müh.

Antibiyotikleri yaklaşık 50 yıldan beri bakteriyel enfeksiyonların tedavisinde kullanmaktayız. Ancak, penisilinlerin ve türevlerinin yaygın kullanılması, bir takım çözülmesi güç problemleri netice verdi.

Misal olarak, Kuzey Londra hastanesinin Geriotrik bölümünde yatan 76 yaşındaki Mary isimli hastanın hikayesine bakalım. Mesane iltihabına yakalanan hastaya 2 tane geniş spektrumlu antibiyotik verildi. Hasta tedavi sonunda enfeksiyondan kurtuldu. Fakat aynı zamanda sindirim ve boşaltım sisteminde yaşayan çok hassas ve sağlıklı bir denge içinde hayatlarını sürdüren 400—500 bakteri çeşidi de büyük zarar gördü ve denge bozuldu. Neticede Clastridium diffıcile isimli nadir bakteri Mary’nin bağırsağında çoğaldı ve iltihaba ve şiddetli ishale sebep oldu. Tekrar hastaya başlangıçta verilenden daha fazla antibiyotik verilmesine rağmen tedavi edilemedi. Kısa sürelerle devam eden ishal yaşlı kadınlarda ölüme sebep olabilir. Mary’nin doktorları bakteriyoterapi uygulamaya karar verdiler. Bakteriyoterapi; hastaya vücuttaki zararlı bakteriyi ekarte edip onun yerine çoğalabilir diye aynı bakterinin zararsız şeklini vermektir. Üç gün süre ile günde bir defa, bir bardak süt içinde yaklaşık 10 milyon bakteri hastaya verildi. Mary’nin bağırsağındaki toksik bakteri sayısı giderek azaldı, emniyetli bakteri çeşidi onun yerini aldı, daha sonra her ikisi de kayboldu.

Mary bundan sonra 2 gün devam eden orta şiddette bir enfeksiyon daha geçirdi. Ama daha sonra hiç diyareye (ishale) yakalanmadı. Harrow yakınındaki klinik araştırma merkezinde çalışan Dr. Peter Borriello, emniyetli Clostridium bakterisini tedavide kullanan ekipten biri olup hadiseyi şöyle izah etmektedir. Besin ve bakterinin barsak duvarına tutunup çoğalacağı yer için girilen rekabeti emniyetli bakteri kazanmıştır.

Enfeksiyonla mücadelede kimyevi antibiyotik kullanmaktan ziyade yaşayan ve rekabet eden organizmadan kullanma birkaç avantaja sahiptir. Mesela, vücudun tabii müdafaa mekanizmaları harekete geçer. Bakteri, rekabeti engellemek için kendine has antibiyotik maddeleri ürettiği için, iyi bakteri vücudun geri kalan kısmını etkilemeksizin gerekli yerlerdeki daha zararlı tiplerin çoğalmasına mani olabilir

Bakteriyoterapinin tarihi Pastör’e kadar uzanır. Pastör, tavşanlara zararsız basillus ve ölü anthrax bacillus karışımını enjekte etti. Hayvanlar yaşadı. 1885’de İtalyan Arnaldo Cantani, insan üzerinde bakteriyoterapinin ne gibi tesirleri olabileceğini tarif etti. Tüberkülozlu bir hastanın akciğerleri üzerine zararsız mikrobu püskürttü. Akciğerlerdeki tüberküloz basili sayısında ve hastalığın ciddiyetinde azalma görüldü. Nihayet Nobel ödüllü bilim adamı Elie Metennikoff 1920 yılında yoğurtta bulunan bakterinin hayatı uzattığını iddia etti.

Lactobacillus, yani yoğurt bakterisi Metenikoff’un iddia ettiği uzun ömürlü olmanın sihirli değneği değilse bile; Lactobasilluslar zaman zaman küçük rahatsızlıklarda faydalı olduklarını ispat ettiler.

Yoğurttaki, sütteki veya saflaştırılmış kapsül formundaki laktobasillus, Fransa, Rusya, Doğu Avrupa ve Japonya’da küçük mide rahatsızlıklarını önlemede ve tedavisinde kullanılmaktadır. Sağlıklı besin dükkânlarında (İngiltere) satılan lactobasillus kültürleri diş çürüklerinden ileri gelen sayısız hastalıkları iyileştirmede ve sivilceleri yoketmede kullanılmaktadır.

Geçen yıl Lancet gibi tıbbi dergilerde birkaç makale yayınlandı. Bu makalelerde, ekseriyetle antibiyotiklerle tedavi sonucunda ortaya çıkan sürekli diyarenin emniyetli Clostridiuma benzer şekilde, Lactobacillus ile tedavi edilebileceği bildirilmektedir.

Lactobacillus ihtiva eden canlı yoğurt uygulaması da bazı hastalıklar üzerinde tecrübe edildi (sistot, pamukcuk ve diğer vajinal hastalıklar)

Normal sağlıklı vaginada Lactobacillus hakim bakteri olmasından lactabasillus’tan zengin yoğurtla tedavisinin dengeyi düzelttiği anlaşılır.

Hastanelerde yapılan tecrübeler (Standard antibiyotik tedavisi ile lactobacillus uygulaması bir arada vajinal enfeksiyonların tedavisinde kullanıldı) enfeksiyonların daha hızlı şekilde kaybolduğunu, iyi düzeyde iyileşmesinin sağlandığını ve enfeksiyon tekrarlama miktarında düşüş olduğunu gösterdi. Enfeksiyon amilinin bilinmediği yakaların % 95’inde Lactabacillus tedavisi faydalı bulundu.

Bir zamanlar pek çok doktor ve ilim adamı bakteriyoterapinin gerçek olmadığını, onun ancak büyücülerin dünyasında geçerli olabileceğini ileri sürdüler. Fakat Dr. Barriella, bakteriyoterapinin bir ümit kapısı olduğuna inanmaktadır. Çünkü bugünkü tıp metotlarının çaresini bulamadığı; geleneksel antibiyotiklere artan bakteriyel direnci çözmede bu bir çıkış kapısı olabilir.

Mesela, dirençli bakterilerle meydana gelen tedavisi zor enfeksiyonlarda hastaya aynı bakterinin daha az zararlı türleri verilebilir. Umumiyetle bunlar antibiyotiklere hassastırlar. Daha sonra daha az zararlı bakteriler popülâsyona hakim olduğunda antibiyotiklerle bu bakteriler kolaylıkla öldürülebilir. Hastaya emniyetli bakteri verme, hastane enfeksiyonlarına hassas olan yeni doğan bebekler ve yaşlılar için koruyucu bir tedbir olarak faydalı olabilir.

Kötü şekilde yanan kişilerin derilerinde meydana gelen enfeksiyonları kontrol etmede kullanılabilecek bir tedavi yolu olması da mümkündür.

Yanık satıhları zararsız bakterilerle enfekte etme, ilaçlara dirençli daha zararlı bakterilerin yerleşmesine mani olan tedavi- de bu tür bir değişiklik dişçilikte de tecrübe edilmektedir. Bakterilerin çoğu diş çürümesine sebep olur. Bundan dolayı bu zararsız suş rekabete girip diş çürüten zararlı bakterileri ağızdan koymaya çalışır. Belki de ilim adamları genetik mühendisliği tekniklerini kullanarak hususi bakteriler imal edecekler. Bu bakteriler insana verildiğinde bütün kötü bakteriler vücuttan uzaklaştırılabilir.

Selim Çaldıranlı