Sızıntı Arşivi

Eylül 1988 · s. 329 · 2 dakikalık okuma

Kelimelerin Sırlı Dünyası

Muvaffak Ayvaz · Dr. Müh. · Dil

Düşüncelerimizi kelimelerle ifade edeni Bu bakımdan onlar bizim hem cinslerimizle anlaşma ve irtibatımızı temin eden en önemli vasıtalardır. Fikirler onunla intikal eder, duygular onlarla dile getirilir, Atamız Adem (a.s.)’e ilk belletilen de maddi ve manevi yönleriyle isimler ve kelimelerdir.

Asırların elleri üzerinde taşınırken törpülenmiş, cilalanmış ve en mütekâmil ve olgun manalarıyla zamanımıza ulaşmışlardır. Bu yönüyle çok şümullü ve doludurlar. Bazen tek kelime bizi alır, hayalimizi kanatlandırıp dünyanın dört bir yanını, geçmiş ve geleceği o an içinde dolaştırır.

Mefhumlarla bütünleşmişler, adeta cilt ve vücut gibi birbirinden ayrı düşünülemeyecek bir bütünlük kesbetmişlerdir. O bakımdan mefhumu, yeni başka bir kelime ile ifade etmek istediğimizde bu gayri tabii hal uzun müddet devam etmez ve bir müddet sonra mefhumun da bizim için ölümü kaçınılmaz olur.

Evet, insanların ölümü gibi diller de ölür. Ciltsiz vücut hayatiyetini koruyamaz. Sun ‘i cilt vazife görmez. Bu değişiklik, kelimenin bir mana ifade etmemesi sonucunu doğurur. Ölü diye addettiğimiz dillerin kelimeleri donuk, hareketsiz, canlılık emaresi göstermeyen harf yığınlarıdır.

Nasıl, atomları istenen nispetlerde biraraya getirsek dahi hayatlar vücutlar oluşturamayacağımız gibi keyfi kelimelerle de yaşayan bir dil meydana getiremeyiz. O da adeta fıtri kanunlar gibi kendi kaidelerini bize zorla kabul ettirir. Uymak istemezsek o da bizi bırakıp gider, bize refakat etmez.

Bu tabiiliği ve fıtriliği içerisinde ona uzanan, onunla oynayan naehil eller dili bin bakıma öldüreceğinden cezaya müstahaktırlar. Çünkü umumun, geçmiş ve geleceğin hukuklarına tecavüz edilmiştir. Maddi çevreyi -velev dar dairede olsun- kirletenler nasıl ki ekolojik dengeyi az da olsa bozuyorlarsa, manevi atmosferi oluşturan mefhumlar topluluğunun alem ve sembolleri olan kelimeler de öyle “kirletilmeye” gelemezler. Bu kirlilik eğer zamanında önlenmezse kanser uru gibi etrafını yutar ve o dil iş görmez hale gelir.

Dil ile oynayanlar mazur görülemez, mesele bütün bir milleti ilgilendirdiği için, ona uzanan elleri durdurmak her hukuku korumakla vazifeli devletin vazifesidir. Ama o da kurumlarıyla, bizde olduğu gibi onu katledenlere çanak tutuyorsak vahimdir ve onu korumak vazifesi ferden ferde herkese düşmektedir.

Doç. Dr. Muvaffak Ayvaz