Kasım 1986 · s. 405 · 2 dakikalık okuma
Edebiyat Denince

M. Garib
İnsan güzelin peşindedir. Yollar, o güzele gitmek için o güzele götürmek için vardır. Ona giden, ona götüren en güzel yol da söz ve yazı yoludur. İnsan gönlü, seferine oradan çıkar.
Nice amaçlar için kullanılan söz, bitmez tükenmez bir imkânlar dünyasıdır. İnsan, kültürünü ona borçludur, medeniyeti onunla kurar ve yine onunla korur. Başka kültür ve medeniyetleri de onunla aylar, onunla değiştirir, onunla parçalar ve yok eder.
İnsan, tabiatı kendine katan bir varlıktır. Onu kendisine daha faydalı, kendisi için daha güzel hale getirerek, bütün sırlarını, güç ve kuvvet kaynaklarını didik didik etmektedir. Onun dilini kendi diline tercüme ederek, kanun ve prensiblere ulaşır. Bunları da hayatına tatbik eder. Bu tatbikat tekniği, bu kanun ve prensiblerde ilmi ifade etmektedirler. Çoğu zaman insan için bir uçak kuştan daha şaşırtıcı, daha güzel, madeni bir takım sesler kuş ve su seslerinden daha hoştur. Çünkü onları kendisi bulmuştur. İlim ve teknik, insanın, tabiatı tabiatla bulması ve anlamasıdır. Bunu da söz ve yazı ile başarabilmiştir.
İnsan insanı kendine katan varlıktır. Onu daha güzel hale getirmek için bütün sırlarını, güç ve kuvvet kaynaklarını, hatta zaaflarını araştırır. Onunla anlaşmak için ortak bir dil kullanır. Onu ortak bir hayata çağırır. Birlikte bu hayata yön ve biçim kazandırarak, devlet ve milletler halinde büyük varlıklara ulaşır. Yaşadığı bu hayatın muhtevasını oluşturan, onu canlı ve anlamlı tutan şey de kültürdür, irfandır. İşte bu irfan hayatının dokuyucu mekiği söz ise, doku ve desenleri de edebiyattır. Edebiyatın özü de inançtır. Edebiyat, insanın, tabiat ve insanı insanla bulup anlaması ve anlatmasıdır. Bunu da söz ve yazıyla yapmıştır.
Gönülleri yapan da yıkan da sözdür. Bir güzele düşmüş gönül e güç veren, o gönlü teselli eden yine sözdür.
Gönüller koz asının ipek böceği sözdür. O kozada söz inançtır, sevdadır. Söz gönlün yüzüne tutulan aynadır. Her insan kendi içini ve kendi dışını sözlerle görür ve bulur. Hasretini çektiği güzeli onunla arar, onunla yakalar.
Ne var ki insan bencildir. Bu bencillik ferd, aile, kavim, cemiyet ve millet seviyelerinde tezahür eder. Bunlardan her biri kendi seviyelerinde, güzele tek başlarına sahip olmak isterler. Her biri güzeli tek başına kendisinin avladığını iddia eder. Bu rekabet bu yarış km doğurur, düşmanlık doğurur. Aranan göze/in insanlık destanı olan edebiyat bütün bunların hikâyeleriyle doludur. Hâlbuki güzel tektir. Bütün arayan yolcularına ufukları açıktır. Yolları ve kapıları, sevdalıların nefesleri sayısıncadır. Bütün yüzlerde ve gönüllerde onun şiirinin kafiyelerini okuyabilir gerçek âşıklar. Hakiki edebiyat, gerçek âşıkların gönül destanıdır. Söz, o kapının kuludur. Yol, o erlerin yoludur. O yol ki insanı güzelce ve güzelliklerle alıp mutlak güzele erdirir. Gönlümüz edebiyat denince bunu anlıyor.