Sızıntı Arşivi

Mayıs 1995 · s. 173 · 2 dakikalık okuma

Düşlerde Dönüşler Dönüşlerde Düşüşler

Musa Hop · Edebiyat

Erâcifi temizlemeye gücün yetmiyorsa, onu kendi üzerine bulaştırmamaya bak! Her taraf çöplük ve her yer ba­taklık ise, yapılacak en isabetli ha­reket, çamurlara batmamak ve nefsini kirlen­mekten korumak olacaktır. Çünkü; daha ken­dini kurtarmaktan aciz olan, mümkün mü ki bir başkasını da kurtarsın! Aksi halde, ne pis­likler yok edilebilir, ne de sen pâk kalabilirsin!.. Bununla beraber, takatin çizgisindeki va­zifeleri omuzlamaktan kaçınmak da dûnhimmetlik değilse ya nedir! Kasdî bîgânelik ve ira­dî tembelliğin, ihanetten nasipsiz olmadığı mu­hakkaktır.

Yerinde, gözünü kırpmadan ölüme yü­rüyebilmek büyük bir cesaret ve şeref olsa da, bazen sessiz-sedasız da olsa yaşamak, ölmek­ten daha firasetli ve daha basiretlice olur. Ki.. gün gelir; çatlar tohum.. baş çıkarır rüşeym.. umutlara gamzeler çakar filiz.. ve semalara tebessümler yağdırır bir Ulu Çınar... Tıpkı, Söğüt’ün bağrında altıyüzyılı kucaklayan bir mukaddes ağacın çekirdeğini sırtlamış bir çilekeş tırtıl gibi. Veya denizlerin uçsuz bucaksız de­rinliklerinde, bir kuytu köşede, koynuna aldığı bir çakıl taşını, kanlı sancılarla inciye çeviren ırgat istiridye misali...

Varsın, dışardan kıyametleri koparsın tu­fanlar.. yer yerinden oynasın.. Öldürücü sayhalarla boğsun âfâkı karabulutlar.. ve çamur­lar, sel olsun; silsin süpürsün, alsın götürsün... Sıhhatli tek bir tohum bile yeter, çölleri, çorak­ları çemenzara çevirmeye ve orada gülü yetiştirmeye...

Bu sebeple kimi zaman olur ki, kur­tulmak, kurtarmaya çalışmaktan daha doğ­ru ve yerinde olur. Zira, ‘kurtaracağım’ derken garkolup gidenlerin sayısı hiç de az değildir. Nitekim, bir dostum vardı. Hep başkalarının derdine düşmüştü. Ne acıdır ki, kendini unuttu -belki de unutturuldu-ve sürçüp düştü. Ve hâlâ yerlerde perişandır.

İtfaiyecim!

Kâinatı, alev alev saran cehennemi yan­gınları söndürmeye koşarken, üstünü başını kontrol etmeyi ihmal etmeyesin. Zinhar! Ge­diklerden kıvılcım almayasın. Sen daha çok alevleri göğüsleyeceksin. Şehadete susamışlığın müsellemdir. Lâkin, yaşanacak günler ke­mer kuşanmış atını sana doğru mahmuz­larken.. reva olmaz! Daha yaşın çok erken. Haklısın, bu davaya Mus’ablar da gerek. Ama seni kendi ellerimle toprağa vermek, inan ki bana çok giran gelir.

Yiğidim!

Sen, çetin yokuşların, zorlu cenklerin ada­mısın. Seçilmiş ve vazifelendirilmişsin. Maddî manevî bir boşluktan yara alışın, koskoca Ümmet-i Merhûmenin inkisarına zemin hazır­layacaktır. Bütün bir cihanla kıyasıya hesap­laşmaya girdiğin şu günlerde enerjini tam al, pazunu kavi tut, kılıcını keskin bile, eğeri sağ­lam vur ve küheylanının dizginlerine hakim ol!.. Kaypak yamaçlar ayağını kaydırabilir, dik­kat et. Düşlerin değişmesin; dönüşlerde düşmeyesin...

Sen böyle dolu dolu hissiyatınla;

Var git, yolun açık, gazan mübarek olsun Yiğidim!...