Sızıntı Arşivi

Mayıs 1995 · s. 171 · 3 dakikalık okuma

Yenilenebilen Kaynaklara doğru

Osman Selçuk · Ekoloji

Artan dünya nüfusuna pa­ralel olarak tüketim de artmakta ve yenilene­meyen kaynaklar sürekli azalmaktadır. Diğer taraftan hızlı endüstrileşme ile kar­şılaşan dünyamız büyük bir çevre kirliliği problemi ile yüz yüze kalmıştır. Organik olmayan kaynaklardan insan­lığın kullanımına giren her madde, bu tahribatın tesirini bir kat daha artırmaktadır. Tükenmeye yüz tutan yeni­lenemeyen kaynaklar ve bunların kirlenmesi endişesi bi­lim adamlarını, geleceğin dünyasını yenilenebilir ve tabiî olan kaynaklardan kur­ma arayışına sevketmiş bu­lunuyor.

İlk zamanlar fantezi ola­rak telakki edilmekle birlikte, yenilenebilir kaynakların (zi­raî ürünler gibi), yenilene­meyen kaynakların (petrol gibi) yerine ikame edilmesi düşüncesi artık pratiğe aktarılmaya başlanmıştır. Bu­nunla ilgili projelere daha fazla önem verilmekte ve bu projeler kolaylıkla finans bul­maktadır.

Bu meyanda, hava kir­liliği yapmayan ve petrolün yerine ikame edilmek üzere “motorlu taşıtlarda yakıt ola­rak etanolun kullanılması projesi” ABD hükümetince kabul edilmiş bulunuyor. Etanolün bir kısım ziraî atık­lardan veya normal kullanımı haiz ziraî ürünlerden elde dilmesi planlanmaktadır.Ancak bu gibi biyolojik ya­kıtların (organik ürünlerden elde edilen yakıtlar) diğer ya­kıtlarla rekabete girmesinde en büyük problem şimdilik fiyat olarak görülmektedir. Bununla beraber laboratuar çalışmaları neticesinde etanolün daha ucuza elde edi­lebileceğinin işaretleri alın­mıştır. ABD’de bazı otomo­bil firmaları bu alternatif için hazırlıklarını yaptılar bile. Cyresler firması 1994 model bazı otomobillerini, her iki tür yakıtı kullanabilecek şe­kilde, hem de arada fiyat far­kı olmaksızın imâl etmiş bulunuyor. ABD Tarım Bakan­lığı uzmanları, değişik yakıt­ları kullanabilmek üzere di­zayn edilmiş 10 adet arabayı test etmekle meşgul.

Şimdi ABD’de araştır­malar için tahsis edilmiş ser­mayenin bir kısmı etanol elde etme projelerine ayrılmış du­rumda. Buğday ve çeltik sa­manı, şeker pancarı yaprak­ları, şeker kamışı posası ve mısır koçanı, yakıta ve diğer ürünlere dönüştürülmede ilk adaylardır.

Daha şimdiden bir şir­ket, yapısı genetik olarak dü­zenlenmiş mikroorganizma­lar kullanarak şekeri etanola dönüştürebilme tekniği ge­liştirmiş ve bu tekniğin pa­tentini de almayı başarmıştır.

Kolay yenilenebilen kaynakları kullanabilme hu­susunda ümit verici bir diğer gelişme de ağaca alternatif kağıt endüstrisi ile ilgilidir. Araştırmalar “kenaf” adlı lif bitkisinin kağıt üretiminde kullanılabilecek bir özellikte olduğunu bildiriyorlar. Kağıt üretiminde yenilenmesi yıllar alan ağaçların yerini, hızlı büyüyen ve kolay yenilenen bu bitkinin alması durumun­da global olarak dünyamızın elde edeceği fayda çok bü­yük olacaktır.

Son zamanlarda mısır nişastasından ‘süper emici’ olarak adlandırılan ve ağırlığının 1400 katı kadar sıvıyı emebilen, istenirse toz olarak, istenirse de ince bir ta­baka olarak kullanılabilme özelliklerine sahip bir madde elde edilmiştir. Çevre kirlili­ğinde önemli unsurlardan bi­ri olan plastik poşetler yerine kullanılmak üzere nişastadan elde edilen ve mikroorganizmalarca parçalanabilen bir çeşit plastik elde etme pro­jesi de hazırlanmıştır.

Günümüz ilim adamlarının bir başka başarısı da soya fasulyesi ile ilgili. Soya, bilim adamlarınca fark edildiğinden beri, ürünleri tarım ve endüstriyel sahada olduk­ça fazla kullanılma imkânı bulmuş bir bitkidir. İşte bun­lardan biri: Bugün, ister renk­li ister siyah olsun, artık ga­zete mürekkebi çoğunlukla soya yağından elde edilmekte ve gazeteleri soya mürekkebi ile basma gittikçe yaygınla­şan bir uygulama haline gel­mektedir.

Bu tür organik ürünleri kullanıma sokmanın çok ya­rarları vardır. Herşeyden ön­ce bu ürünler kullanılıp atık olarak çevreye karıştığında, topraktaki veya sulardaki mikroorganizmalar yardımıy­la parçalanabildiğinden çevre kirliliğine yol açmamaktadır. İkinci olarak, bu ürünler, tü­ketilmeleri durumunda ko­layca tekrar elde edilebilmek­tedir. Ayrıca, tesiri her gün biraz daha kendisini hisset­tiren bazı zararlı ürünlerin ye­rine ikame edilebilmeleri mümkün olduğundan onların yol açtığı zararları da ortadan kaldıracaktır.

Bir taraftan sürekli tah­rip ettiğimiz, bir taraftan da doymak bilmez iştahlarla kaynaklarını tükenmeye mahkûm ettiğimiz dünyamız için bu alternatifler ümit ışıkları vadetmektedir. Bizim, Yüce Yaratıcı’nın hazinelerinin ge­niş olduğuna inancımız tam­dır. O, bir kapıyı kapatırken başka kapılan aralar. Yeter ki biz doğru kullanmasını bilelim.