Sızıntı Arşivi

Şubat 1995 · s. 22 · 3 dakikalık okuma

Dostlukta Şefkat Cenneti

Musa Hop · Edebiyat

“Geçenlerde eski bir lise arkadaşıma rastladım. Çamurda çırpınıyordu. Elimi uzattım, tutmadı. Buruk buruk uzaklaştım.” Böyle yazmıştım bir zamanlar hatıratıma. Nasıl da gaddarmışım! “Cehaletin gözü kör olsun” derler ya. Şimdi çok pişmanmışım, ne yazar! Onu kurtarıncaya dek beklemeli değil miydim?.!

Dost deyince içimi okur. Vefasızlık denilince ruhum kaynar. İhanet denilince de ciğerim yanar, dilim tutulur. Lanet okurum kendime ve benim gibilere. Niçin vefasızlıklardan dert yanar herkes? Ah bir bilebilseydik sırrını nice kurbanlarımız dirilecekti yeniden. Lakin...

Sineni herkese ve her şeye karşı olabildiğince açabilmen, Allah’tan gayrına sımsıkı kapatabildiğin ölçüdedir. Yeryüzünde kabulün, göklerdeki kabulüne vabestedir. Özde, Allah’ı en çok sevecek ve O’na karşı vefalı olacaksın. Tâ ki Şefik-i Habib de seni sevsin.

Dost, aranarak bulunmaz; yetiştirilir. Şu arkadaşın bu tarafı eksik, bunun şu yönü pürüzlü, berikinin... diye başlarsak, hiç bir arkadaşımızla dost olamayız. Sen öyle hakiki bir dostluk sergile ki, vefalı dostlar çıksın tanıdıklarından. Çünkü çok ileridir dostluk, arkadaşlıktan.

Sen vereceksin. Sen arayacak, sen soracaksın. Düştüklerinde el uzatacaksın. Bazen kırıcı olacak belki, lakin sen incinsen bile hiç kırılmayacaksın. O bağıracak, sen susacaksın. O gönül koyacak, sen ise gönlüne koyacak ve katiyyen yıkılmayacaksın. İlk mektup gönderen, ilk selam veren ve ilk kucaklaşan sen olacaksın!

Lokmayı paylaşmayı öğrenmeden, Allah için sevişmenin Sahabîcesini îsar buudunda yaşamadan, ‘Muhibb-i Sadık’ olunamaz! Kendine vefalı bir dost arzuluyorsan, önce kendin ahlaklaşacaksın dostluk vasıflarıyla. Aksi halde vazgeç bu sevdadan.

Dostluk, öyle dünyevi bir meta değil ki pazarlarda, parklarda ve sokaklarda satılsın. Zaten menfaat caddesinde kurulan dostluklar, çile yokuşunda sona erer.

Gönüldaş arayıp durma boşuna. Hemen kendinle barış. Sonra çevrenle tanış, anlaş ve paylaş. Muhakkak kazanacaksın! Fakat kazanacağım diye de kendini yiyip bitirme. Her arkadaşla dost olamazsın.

Her tebessüm edene, her ‘dostum’ dediğinde el uzatır ahidleşirsen, hangi birine karşı mükemmel sadakat gösterebileceksin?! Kendi isteğinle, kendini ihanete kurban etme! Sakın, takat getiremeyeceğin yüklere ‘evet’ deme!. Sonra, verilen bu çetin sözler altında ezilen sen olursun. Çünkü hakkıyla vefakâr olmak herkesin harcı değildir ki! Geceni gündüzünle harman edeceksin... Fedakarlıkta hayretler kuşağını beline kemer diye takacaksın.. samimiyette kalpleri itminanla doyuracaksın. İşte uhrevi kardeşliğin tatlı ve zorlu güzergahı!.

Dünyevi dostluklar, imanla manevi bir boyut kazanır ve ancak öylece velâyete açılan bir koridor haline gelir. Allah için sevmek, o kişiyi “râdıyeten-merdıyye” (o Allah’dan razı, Allah da kendisinden razı) kanatlarıyla cennete girmesine sebep olur. Bir kalbi kazanmak ne kadar paha biçilmez olsa da, o kalbin sevgisini devam ettirebilmek, ondan daha da ehemmiyetli ve değerli olduğu muhakkaktır.

Uzanan ellerinle her lahza isteyip duruyorsun. Ne olursun, bir kerecik olsun versen ya... Dostluklar, dışlaya dışlaya değil, ‘içleye içleye’ gelişir ve koparılamaz kalbi bir zincir olur. Bir ‘muallim’ ol ve göster nasıl can yoldaşı olunurmuş. Sen kendinden razı değil, etrafındakiler senden razı oluncaya kadar.

Dert yanıp durma öyle yanımda. Yediğim sillelerden dönmüşüm ben de şaşkına. Sendeleyip duruyorum bir o yana bir bu yana. Ama.. Söz vermişim bir kere, dost satmak haramdır benim kitabımda. İhanet de ne demek?!. Çıkarıp atmışım lügatimden o kelimeyi. Kim överse övsün, kim yererse yersin; alışmışız bu mihnetkeşliğe.

Vefâlı ruhlara vefakâr dost gerektir. Vefâlıya vefâlı olmak bir vefâlı olsa da, vefâsızlara karşı bile vefâlı davranmak, en şefkatli bir vefâkarlıktır. Nazını çekemiyorsan, niçin berabersin öyleyse?!

Bununla birlikte dostluk, ciddiyet ister, sadakat ve sebat ister. Dostluklarımızdaki sevgi, şefkat derinliğine ve inceliğine ulaşamazsa devamsız olacaktır. Muhabbet kaynaklı vefa, er-geç biticidir. Fakat şefkatten nebeân eden vefâ, vefâsızlık etmez. Hele hainlik asla! Şefiklerin dostluğunda sadakat vardır. Ve bütün dünyevi menfaatlerin bittiği yerde şefkatli vefanın vefası başlar!