Temmuz 1990 · s. 272 · 1 dakikalık okuma
Doğ Ey Güneşim
DOĞ EY GÜNEŞ’İM
Haktan gelen rahmet yüce devletsin
Şefkat dolu sinen bize nimetsin
Asırlar geçti kayboldu güneşin
Anlatır seni garibler kardeşin
Hatırlarız unutulan kadrini
Müjdeledin sevdik gariblerini
İlmin iraden gücün ışık ışık
Varısın bu gönüller sana asık
Söylenir âlemde sıdkın emanetin
Delili bunlar sendeki risaletin
Acizdir beser karsısında her an
Yeter davana delil sade Kur'an
Sardın çevreni kışta bahar gibi
Bize armağansın rahmet sahibi
Akla sen verdin hakikat dersini
Terbiye eyledin insan nefsini
El ettin sevginle yarıldı kamer
Gökler hâlâ senin vecdinle döner
Daim kalblerin mahhubu canı
Basların tacı ruhların sultanı
Kutlu sesinle ölüler dirildi
Kovdun vahşeti kemale erildi
Değil kalbler, zikretti seni taşlar
Sevdi inandı arsa değdi baslar
El attın yanmış ağaçlar yeşerdi
Mu'cizen ne güzel yemişler verdi
Ne kutlu armağan mi’racın senin
O güzel tapınma bas tacın senin
Allah a götüren sah yolu açtın
Hep bize ağladın neye muhtaçtın
Yüce halvette ümmetim dedin hep
Sır mıdır ey resul sır mıdır sebep
Ondört asır çiçek açtı varlığın
Şimdiyse zulmündeyiz barbarlığın
Su halimizle ümmetim der misin
Yoksa ebedi bize küser misin
Ne olur ey resul bir y önel bize
Olsun kardeşlerin kutlu el bize
Bugün zaman sana dünden de muhtaç
Doğ ey güneş bize tekrar kucak aç
M. Garib