Ocak 1987 · s. 509 · 1 dakikalık okuma
Dırahşan Çehreler

Sinan Zülfikar
Zaman durmadan deveran ediyor; karanlıkları ışıklar takip ediyor, gündüzler gecelerin ardından süratle geliyor, tatlı günler de sıkıntılı günleri kovalıyor, bütün bu oluşlar içinde de Dırahşan Çehreler; etrafa neşrettikleri nurla, ışıkla, aydınlık yolda ümitle ilerliyorlar.
Çehreler... İnsanın mana ifade eden yönleri veya yüzleri... Hep bu çehrelerden anlarız insanların ümitli veya ümitsiz, huzurlu veya huzursuz, gülen veya ağla yan olduğunu, Öz olarak; insanların aydınlık dünyanın mı yoksa karanlık dünyanın mı temsilcisi olduğunu hep bu çehreler yansıtırlar.
Çehreler... Sıra dağların bağrındaki bülbülün; semadaki yıldızın ve nihayet kainatın... Çok sırlar ve manalar saklıdır bu çehrelerde. Nebi’ nin (s) “Tefekkür ediniz” sözüne inkiyad ettiğimizde; Varlığın, muntazam hareketleriyle itaatkar, muvazeneli hareketleriyle ölçülü, atıl kalan unsurlarının olmamasıyla iktisadlı olması ve bütün bu halleriyle de Hakk’a (c) şahitlikleri onların çehrelerinin ifadesi değil midir?
Çehreler de vardır; Nebi’nin (s), Huneyn’ deki “Bana geliniz” sözüne uyarak bindörtyüz sene sonra O’nun etrafında toplanan... Akşamlar olsun da, Hamzalarla birlikte olmayayım diyen bir Kutlu’nun da; “Hiç tereddüt etmeden söyleyeyim 0, şu anda için izdedir.” dediği Dırahşan Çehreler.
Çehreler... Kainatın çehresinin ifade ettiği manalarla rezonans halinde olan, bu Dırahşan Çehreler; Samimi yet ifade ederler, sada kat ifade ederler ve etrafındakilere de saadet bahşederler. Bir huzur iklim inin esintilerini hissedersiniz onların çehrelerinde. Öyle şevkle hareket ederler ki, ilkler gibi onları yarış içinde görünsün ve Dertli Şairin de;
Yırtılsın birbir zulmetler, belli olsun Akyol...
Gel, Kudsi emanetin dönmez davacısı ol!
Sensin asırlardan beri beklenen Kahraman.
Gel ki, gayri dizlerimizde kalmadı derman...
mısraların da ki samimi çağrıya koşanlar olarak bulursunuz.
Hani nerede bu Çehreler... Dikkat edin, en azından ferasetle baktığınızda bu çehreleri görmemeniz mümkün değildir.
Zaten, ondört asır öncesinden Nebi’nin (s), Uhud’ u ziyaretinden ve orada sadık dostlarıyla görüşmesinden sonra bu çehrelere yani, “Onlar henüz gelmediler, gelecekler.” dediği bu çehrelere bakışla şunu söylememiş miydi? “KARDEŞLERİME SELAM”