Sızıntı Arşivi

Ocak 1987 · 2 dakikalık okuma

Ölçü veya Yoldaki Işıklar

Sızıntı · ÖLÇÜ

Yüksek düşünce ve yüksek mefhumlar mutlaka, zihinlere nüfûz edecek, gönüllerde heyecan uyaracak ve ruhlarda kabul göreceke âli bir üslûpla anlatılmalıdır. Yoksa bir kısım lafızperestler, mânânın sırtındaki yırtık ve perişan urbaya içindeki cevhere talip olmayabilirler.

* * *

Edebiyat olmasaydı, ne hikmet o debdebeli yerini alabilir, ne felsefe gelip bu günlere ulaşabilir ne de hitabet kendinden bekleneni verebilirdi. Ne var ki, hikmet, felsefe, hitabet de kendi sahalarıyla alakalı zengin malumatı, bitmeyen bir sermaye olarak edebiyatın önüne sermiş ve ona ölümsüzlük kazandırmışlardır.

* * *

* * *

Kaynağı duru ve sâfî olduktan sonra, her sanat dalı, her sanat eseri ayrı ayrı iklimlerin ayrı ayrı güzelliklerini ve o iklime ait çiçek ve meyveleri, onlardaki tad ve kokuları ifade etmeleri bakımından hemen hepsi de güzel, sevimli ve yerindedirler.

* * *

Edebiyat vak’ası da tıpkı diğer sanat çeşitleri gibi, sezi-eşya ile bütünleşme-hedef-zaman üstü olma hâl, keyfiyet veya buutlarıyla ölümsüzlüğe ulaşır. Bunun için de, her sanatkarın, bütün görülüp sezilenleri aşarak gönlünü ötelerden gelen esintilere hazırlayıp açmasında zaruret vardır.

* * *

Maksatları ifadede kullanılacak manzum ve mensir her söz, düşünce pırlantasına mahfaza olmalı; onun yerine geçmemeli ve ona gölge etmemelidir. Bu mahfaza zebercedden de olsa, muhteva, maksat ve hedefi gölgelediği ölçüde söz, tesir ve ihsas gücünü kaybeder ve böyle bir sözün uzun ömürlü olmasına da imkan yoktur.

* * *

Lisân, bir düşünce ve bir anlayışı ifade vasıtası olmanın yanında, sanat, güzellik, edep mevzularıyla da sımsıkı alakalıdır ve herhalde edebiyat da onun bu yanının fadesidir.

* * *

Edebiyatda esas unsur manadır. Bu itibarla da söylenen sözlerin kısa, fakat zengin ve dolgun olmaları önemlidir. Bu hususu bazı kimseler, eskilerin beyan ve bedi mevzularında ele aldıkları, teşbih, istiare, kinaye, telmih, cinas, iade gibi söz ve mana sanatlarıyla anlatmak istemişseler de; bence, en derinsöz, ilhamla coşan heyecanlı ruhlarda, varlığı sarıp sarmalayıp gönlüne yerleştirmesini bilen engin hayallerde, dünya ve ukbayı bir hakikatın iki yüzü gibi birarada mütalaa etmeye muvaffak olmuş inançlı ve terkipci dimağlarda aranmalıdır.

* * *