Ağustos 1982 · s. 27 · 3 dakikalık okuma
Devamlı Bir Denge

Ayakta durabilmek ve yürümek hepimize çok tabiî bir olay gibi geldiğinden umumiyetle bunun çok kolay olduğunu zannederiz. Oysa insana benzer tarzda (Android) iki ayağı üzerinde dik duran ve yürüyebilen makinalar yapmayı deneyen otomat yapımcılarına göre hiç te öyle değildir.
İnsan biçiminde otomatlar yapan teknisyenler tutunma ve denge çokgeninin elden geldiğince büyük olmasını sağlamak için ekseriyetle mankenin ayaklarını çok büyük ve geniş yaparak her ayağın içine de ağır akümülatörler yerleştirirler. Böyle bir çözüm yolu ağırlık merkezinin çok aşağıya düşmesini sağlar. Fakat o zaman da Android'in şartlan insan şartlarından çok değişik olur; çünkü İnsanın ağırlık merkezi bir metreye yakın yüksekliktedir ve ayakların dayanma tabanı gözönünde bulundurulacak olursa, ağırlık merkezinin bu kadar yüksekte olması inanılamayacak bir şeydir.
İnsanda denge nasıl sağlanmaktadır?
Vücudumuzu taşıyan ana yapılara şöyle bir göz gezdirecek olursak, başlıca kemik, kas, eklem ve bağlardan oluşan hareket sistemi elemanları ile karşılaşırız.
Omurga adı verilen, kafatası tabanından kuyruk sokumuna kadar uzanan omurga sütunu 33 küçük omurdan meydana gelmiştir. Bu parçaları birbirine bağlayan sarı bağların gerginliği sonucunda meydana gelen elastikiyet kuvveti ve sırt kaslarının tonusu (gerginliği) gövdenin öne doğru düşmesine engel olurlar. Ayrıca bu sütun dümdüz olmayıp boyun ve bel bölgesinde açıklığı arkaya, göğüs bölgesinde İse açıklığı öne bakan kavisleri sayesinde ağırlığın taşınması, dengenin sağlanması göğüs boşluğunun ön-arka çapı boyunca genişleyerek buradaki organlara yer hazırlamasında rol alır.
Eğer bu eğrilikler olmasaydı, yürüyüş sırasında ağırlığa karşı topraktan gelen tepkinin büyük bir kısmı doğrudan doğruya kafatası tabanına iletilir, her adım atışımızda kafa ve beynimiz büyük bir sarsıntıya uğrardı. Hatta sıçrama sırasında omurganın üst ucu, kemikleri parçalayarak kafa içerisine sokulabilirdi.
Kalça ve diz eklemlen İse özel yapıları İle vücudun eğilme, doğrulma, dönme hareketlerinde rol alırken o şahsın kendine has yürüyüşünü de belirlemiş olur.
Gövdenin bütün ağırlığını üzerine alan ayak iskeletine gelince; bacak kemiklerine nazaran dik bir durumda bulunması basıncın daha geniş satha dağılmasına yarar. Aynı zamanda ayak ucuna doğru kemiklerin çoğalması ve yaygın bir hal alması da dayanma alanını büyütür.
Kemikler arasındaki eklemler elastikî ve yaylı ayak kubbesinin meydana gelmesine yardım ederler. Bu eklemler olmasaydı elastikiyetini ve şekil değiştirme kabiliyetini kaybeden kubbe, bastığımız çeşitli zeminlere uyma vasfına sahip olamazdı.
Düz vaziyette ayakta dururken tabanın tamamı yere dokunmaz, temel destek noktaları üç tanedir. Birisi topuk kemiğinin, diğer ikisi birinci beşinci ayak tarak kemikleri başcıklarının alt yüzündedir. Buralarda deri kalın ve deri altı yağ dokusu daha fazladır.
Ön kısımları ile yere temas eden parmaklarımızın, yürürken gövdemizin öne doğru itilmesini destekleyici fonksiyonu önemlidir. Herhangi bir sebeple parmaklarını kaybeden insanlar ayakta durmakta ve bilhassa yürümekte büyük zorluk çekerler.
Denge ve hareket hadisesinde piramidal sistem (iradî hareketlerimizle ilgili sistem), ekstrapiramidal sistem (otomatik hareketleri İdare eden sistem), alt motor nöron sistemi (omurilik ön boynuzundaki sinir hücrelerinden oluşur), beyincik ve vestibüler sistem (iç kulakta denge ile ilgili yapılar), spinal segmental refleks sistemleri ile devreye giren sinir sistemi İse mükemmel işleyen bir sinyal merkezi gibidir.
Buraya kadar denge durumunun mekanik yönü İle ilgili olarak sadece İskelet yapısının birkaç vasfına ve sinir sistemi bölümlerinin isimlerine temas edildi. Halbuki kemikler, eklemler, kaslar ve sinirlerin fonksiyonlarına uygun ince yapıları, biçimleri, yerleştirilişleri ve hepsini idare eden merkezî sinir sistemi sinyalleri ile koordine çalışmaları, ayrı birer tetkik mevzuudur. Belki de sırları, bilinen yönlerinden çok daha fazla olarak..
Bütün makinalar kendisi için hazırlanan programa göre işler, öyleyse şu fevkalâde beden yapısının gerçek programı nedir?
TUBA PINAR