Sızıntı Arşivi

Ocak 1987 · s. 495 · 2 dakikalık okuma

Çağlayan

Ataullah Şahin · Edebiyat

ÇAĞLAYAN

Ataullah Şahin

Kıvrım kıvrım yolladan denize akmaktasın
Sen aktıkça büyürsün, sen katıkça coşarsın
Durdurmaz akışını ters yönden esen rüzgar
Sen hızla akmana bak mavi denize kadar
Rüzgar essin ötelerden, denize mevce gelsin.
M.Atay

Çağlayan, üç asrın ızdırabıyla ruhlarda çöreklenen duyguların, sinelerde korlaşan ateşlerin, göz kapaklarında göllenen kan damlalarının coşarak fışkırmasıdır. Çağlayan, başı karlı, zirvesi dumanlı, bağrında ummanları barındıran yüce insanların, “Altın neslin” iniltisidir. Çağlayan, şerefli bir milletin uyanışı, tekrar kendi özüne dönüşü için her türlü fedakarlığı esirgemeyen “Fetih ordusu” nun gözyaşıdır.

Benliği unutulmuş, dalları budanmış, kökünden, özünden, mazisinden, örfünden, adetinden uzaklaştırılmış garip bir neslin, imkansızlık içinde acı acı “nalan-ı giryan” ıdır çağlayan...

Çağlayan, horlanan benliğin, rencide edilen şerefin, ayaklar altına alınan izzetin ızdırabıyla canı dudağına gelmiş garipler ordusunun susturulmaz feryadı, unutulmaz adıdır...

“Altın neslin” ağlayışıdır çağlayan...

Yıllar var ki böyle bir ağlayışa susamıştı gönüller, hasretti ağlanmamaya, unutulan benliğe, kaybedilen iradeye, hatırlanamayan, maziye, ayaklar altına alınan düşünceye, sahip çıkılmayan gençliğe, dağılan aileye, tahakkuk ettirilemeyen adalete, tamir edilemeyen hatalara ve vefasız dostlara, herşeye...

Gelin artık, “aynalar, gönüller, kitaplar, nağmeler, ışıklar, anneler, babalar” gelin! Çağlayan’a gelin; kararan gözümüze, unutulan özümüze ağlayıp çağlayalım. Sesi çıkmaz sazımıza, kırık mızrabımızı bir kere terk edilişimize, kenarlara itilişimize, köşelerde unutuluşumuza, kapılardan kovuluşumuza ah-u enin edelim, ağlayalım, çağlayana dönelim...

Gelin, yıllarca; “Ah, nerde o sükunet, nerde o rahatlık ve emniyet..? Nerede Asr-ı Saadet, nerede gerçek medeniyetin temelini teşkil eden rahatlık, huzur ve emniyet..?” diyerek feryad edenler, çağlayana gelin. Gelin, aşinalar gelin, siz de kadehlerinizi bu çağlayana daldırın. Onun maziden sızarak geldiğini görecek, ab-ı hayat’a kavuşmanın mutluluğunu duyacaksınız...

Gelin, üç asırlık kirlerini temizlemek için önlerinden önce SIZINTI halinde geçen çağlayanı göremeyenler, içine dalıp nasibini alamayanlar, gözleri açık uyur-gezerler gelin... Gelin, “Milletinin kurtuluşu için, değil dünyasını, ahiretini dahi feda eden” yüce kametleri görüp de; önüne engeller kazıp, yoluna setler yaparak tıkamaya çalışanlar, gelin, çağlayana gelin...

Bu geliş; şoktan kurtulup, mutluluğa eriştir. Bu geliş, içe doğru büyük fetihtir...

Gelin, çağlayanda insan ve cemiyet hayatının yeniden doğuşunun sembolü var...