Sızıntı Arşivi

Aralık 1994 · s. 12 · 5 dakikalık okuma

Biyolojik Cihazlar Hislerin Hizmetinde

Yusuf Bayram · Fen Ve Teknoloji Dünyasından

ara94

Yusuf Bayram

Duymak, görmek ve dokunmak gibi hislerimizin gerçekten birer mucize olduğunu, ancak bu hususta araştırma yapan bilim adamları ve ülfetten kurtulmasını becerebilen mütefekkirler idrak edebiliyorlar. 44 yaşında, “koklear implant”la yani cerrahi müdahaleyle kulağa yerleştirilen biyonik bir alet yardımıyla duymaya başlayan bir kadın, ameliyat sonrası değişen hayatında kendisini en çok neyin etkilediği sorulduğunda şunları söylüyor: “Zannederim mart ayı idi. Büroma gidiyordum. Yoldaki ağaçtan bir ses işittim. Bir kuş orada durmuş, ne zaman ağzını açsa aynı sesi çıkarıyordu. Daha önce hiç kuş sesi duymamıştım. İnanılmaz bir şeydi. Orada oturup ağladım. Ne kadar güzel sesleri vardı.” Alışkanlık hastalığı yüzünden estetik hislerimizin dumura uğraması ne kadar acı değil mi? Yoksa, bu kadın gibi eğer biz de, şu yaşımızda, bir bakıma “yeniden doğsaydık”, basitmiş gibi görünen hadiselerin ne kadar renkli ve mucizevî olduğunu idrak edecek ve bunları yaratan Rahman’ın bizden neler istediğini öğrenmek için yanıp tutuşacaktık.

İŞİTMEDE BİYONİK

Şu anda dünyada “koklear implant” taşıyan 7.000 kişi var ve bunlardan 2.000’i çocuk. Kullanılan elektronik aletlerdeki gelişmelerle, implantlardan elde edilen başarının %75 nisbetinde artacağı tahmin edilmektedir. Bilindiği gibi koklea, kulağın i-çinde, salyangoza benzeyen bir yerin adıdır. Seslerin, frekanslarına ayrılarak, beyinle irtibat halindeki sinirlere nakledildiği yer burasıdır. İşitme sinirleri sağlam olduğu halde kokleadaki düzensizlikler yüzünden sağır hale gelen insanlar için yukarıda anlattığımız müdahale başarılı neticeler temin etmektedir. Kulağa yerleştirilen bir mikrofonla alınan sesler, belde taşınan bir ses analizcisi tarafından frekanslarına ayrılmakta ve kafatasına yerleştirilen bir alıcıya gönderilmektedir. Buradan da koklea içine kıvrılan elektrotlar yardımıyla herbir sinyal, ilgili sinir hücrelerini uyaracak şekilde iletilmektedir.

Bu müdahaleden en çok istifade edenler, konuşmasını öğrendikten sonra sağır olanlardır. Bu insanlar, ameliyat sonrası uzmanların eşliğinde bir takım egzersiz ve bilgisayar desteğiyle alette yapılan ayarlamalarla, sesleri eskisi gibi farkedecek seviyeye gelmektedirler. Fakat doğuştan sağır olanların bu seviyeye gelmesi çok güçtür. Zira hafızalarında, karşılaştırma yapabilecekleri hiç bir ses numunesi bulunmamaktadır.

İşitme kaybının sebepleri çoktur. Meselâ doğuştan gelen arızalar, enfeksiyonlar, başa gelen sert darbeler, bazı ilaçlar, aşırı gürültüye maruz kalma ve yaşlanma ve sonunda kokleadaki kıla benzeyen hücrelerin tahrip edilmesini netice verir. Kas ve deri hücreleri, Allah’ın yarattığı bir husûsiyetle kendilerini yenileyebilir; fakat bu kıl hücreleri asla. Bu yüzden, ileri yaşlarda yüksek frekansa duyarlı hücrelerini kaybeden yaşlıların nasıl işitme güçlüğü çektiklerini görmüşsünüzdür. Burada enteresan bir tesbitten bahsetmekte fayda var: Konserlerde veya arabalardaki hoperlörlerdeki frekans 120-150 desibeli bulmaktadır ki bu, bir jetin kalkış anında çıkardığı gürültüye eşittir. Bu tür “gürültülere” maruz kalan gençlerin, 60 yaşındaki ihtiyarlarla aynı seviyede işitme düzensizliklerine sahip oldukları görülmüştür.

ara94

Sik: de bir aksaklığın olup olmadığını merak ediyorsanız, baş parmağınızla işaret parmağınızın uçlarını her iki kulağınızın önünde ovuşturun. Net bir ses duymuyorsanız bir düzensizlik mevcut demektir. Böyle bir şey varsa üzülmeyin. En azından 35.000 dolarlık bir müdahale gerektiren -yukarıda anlattığımız- sağırlığı taşımadığınızı düşünerek, halinize şükredip işitme nimetini idrak ederek onu verene hamd edebilirsiniz.

Gözalıcı bütün gelişmelere rağmen mevcut teknoloji ancak belli bir kesime “başarı” vadedebiliyor. Çok esnek olan işaret diliyle anlaşarak belli bir “sağır kültürü” içinde mesut bir şekilde hayatlarını sürdüren veya sürdürebilecek olanları bu müdahaleler “iki arada bir derede” bırakabiliyor.

İşitme hissini kaybedenler için başka bir imkân da “his ikamesi” denilen bir metot, yani işitme yerine başka bir hissi kullanarak sesleri idrak etmeyi mümkün kılan bir usûl. Bu metotla ses frekanslarını görüntülere dönüştürerek sağır insanlara konuşmayı ve duymayı öğretmek mümkün. Bilindiği gibi normal bir çocuk, konuşmasını öğrenirken başkalarının seslerini kendi sesiyle karşılaştırabilir. Fakat sağır olanlar bunu yapamaz. Ancak seslerin frekanslarını özel bir gözlük üzerinde gösteren bir sisteme sahip olurlarsa bunu yapabilirler. Bununla sağır bir çocuk kendi sesiyle asıl sesin frekanslarını karşılaştırarak düzgün bir şekilde konuşmasını öğrenmektedir.

Ayrıca karına, kollara veya alına yerleştirilen “vocoder” adındaki özel aletlerle sesleri idrak etmek de mümkündür. Miami Üniversitesi’nde araştırmalarını sürdüren Özcan Özdamar, bu “vocoder”lerin mucidi olup, şimdilerde insan sesini tanıyabilecek “vocoder”ler yapmak için çalışmaktadır.

GÖRME HİSSİNDE BİYONİK

“His ikamesi” hususunda başka bir imkân da körler içindir. Körlerin sesleri hissedebilmesi(!) için özel olarak hazırlanan kameralar, şekillerdeki açık ve koyu renkleri farklı ses frekanslarına çevirmekte, ruhu engin bir kapasiteyle yaratan Allah’ın yardımıyla bu insanlar, varlıkların şekillerini tahayyül edebilmektedirler. Bilhassa sonradan kör olan insanların, bu sistemi kullanarak rüya gibi bir tür “hayal âlemi”nde etrafında olup bitenleri tasavvur ettikleri tespit edilmiştir. (Bkz. Resim 1’de tahayyül edilen bir insanın yüzü görülmektedir.)

ara94

Genellikle retinalarındaki bozuklukları gidermek için hazırlanan biyonik aletler yardımıyla körlerin de kendi başlarına işlerini yapabilecek kadar “görebilmesi” artık imkân dahilindedir. Optik sinirleri sağlam olan bu insanların, suni bir retina aracılığıyla karanlık dünyalarını aydınlatmaları mümkündür.

Şu anda ABD’de yaşayan körlerin %20’si bu tür biyonik aletler kullanıyor. Bunlar, eşyaların satıhlarını seçecek ve en azından baston kullanmadan yürüyebilecek derecede etraflarını görebiliyorlar. Ancak okuma hızları, dakikada sadece 150 kelime. Oysa Braille alfabesiyle dakikada 300 kelime okuyabiliyorlar. Öte yandan, körler için hazırlanan özel bilgisayar programları da oldukça faydalı. İnsan sesini tanıyabilen bu programlarla bir kör bilgisayar kullanabilmekte, hattâ hususi olarak imal edilmiş bir ekrana dokunarak resim ve şekilleri tanıyabilmektedir.

Kanada’daki Carleton Üniversitesi’nde bir öğrenci olan Charles La Pierre’in icat ettiği bir alet de körler için çok şey vaadediyor. Kendisi de kör denecek kadar bozuk bir görme hissine sahip olan La Pierre, üniversitede rahat dolaşabilmek için, kampüsün bütün planını bir bilgisayara kodlamış. Özel bir ikaz yardımıyla bir uydu ile irtibat kurarak nerede olduğunu tespit edebiliyor. Uçak ve gemilerin, bu global yer tayini sistemini halihazırda kullandıkları düşünülürse La Pierre’nin icadını çok daha kullanışlı hale getirmek mümkün gözüküyor.

ara94

DOKUNMA HİSSİNDE BİYONİK

Son olarak bahsedeceğimiz his ise “dokunma hissi”. Felç olarak dokunma hissini kaybeden insanların bahsettiğimiz biyonik cihazlara benzeyen elektrotlarla tekrar hareket edebildikleri, eski hayatlarına döndükleri görülmektedir. Zira böyle felçli bir uzuvdaki sinirler aslında sağlamdırlar. Yalnız omuriliğin bir yerinde veya başka bir kesimde, bu sağlam sinirlerden gelen mesajlar daha öteye iletilemeden sönmektedir. Bu yüzden buralara konacak iletici elektrotlarla dokunma hissinin tekrar canlandırılması mümkündür.

Kas, bağ dokusu ve eklemlerimizde yer alan ve “proprioseptör” denilen minicik hücreler, vücudumuzdaki en küçük titreşim ve hareketlere ait bilgileri beyne iletir. Beynin hususi bir bölgesinde bu hareketler bir “harita” oluşturur. Bilim adamları, yerleştirecekleri mikroçiplerle, uzuvlara tesbit edecekleri elektrotlar arasında iletişimi sağlarlarsa, felçli insanların normal hayata dönmeleri mümkün olabilecektir.

Görmek, duymak, hissetmek, tatmak, koku almak gibi hislerimizin yerine konulmaya çalışılan biyonik aletlerin yetersizlikleri göz önüne alınırsa Cennet’te, gözlerin görmediği, kulakların işitmediği güzellikleri yaratan Allah’a, hem bu dünyadaki hem de ötelerdeki hislerimiz için hamdetmek, unutulmaması gereken mühim ve ciddi bir vecibedir.

KAYNAKLAR

- “Betler Than a Care”, Discover, October 1993, ss. 20-21

- Kosenbaum. J.; “Hear. Hear!”, American Health, ss. 63-68

- May, M.: “The Electric Eye”, Popular Science, August 1993, ss. 60-62

- Zimmer, C; “Substitute Sensations”. Discover, October 1993. ss. 24-25

- Zimmer, C: “Making Senses”. Discover. June 1993, ss. 79-85