Eylül 1989 · s. 23 · 2 dakikalık okuma
Beyindeki Faaliyetden Görüntüler

Discover den: Mustafa Temiz
Her cihetiyle bir harika olan insan vücudunda müstesna bir yer teşkil eden beyin, birçok araştırmacının alâkasını çekmiş, yüzyıldan fazla bir süredir incelenmiş ve hâlâ incelenmektedir. Bu araştırmaların önemli hedeflerinden birisi beynin hangi kısımlarının hangi işleri yürüttüğünü bulmaktır.

Bu mevzuda geçtiğimiz yüzyıl içinde eldeki yegâne kaynak, bazı vesilelerle beyni hastalanmış veya yaralanmış insanların hareketlerinde, kabiliyetlerinde ne gibi değişmeler olduğunu tedkik etmek olmuştur. Fakat kısa bir süre önce geliştirilen PET (pozitron emisyon tomografisi) tekniği beyin hakkındaki bilinmezler denizinden birkaç damlayı daha keşfetme imkanı sağlamıştır. PET, beynin yapısından ziyade nasıl çalıştığı hakkında mâlumat temin etmektedir.
PET tekniği şöylece hülâsa edilebilir: Damarlarda dolaşan kan radyoaktif oksijen İhtiva eden su ile yüklenir. Bu madde kanda dolaşırken, ihtiva ettiği pozitron (elektronun anti maddesi) elektronlarla çarpışarak minik patlamalar meydana getirir ve açığa çıkan gama ışını şeklindeki enerji, bir PET dedektörü tarafından tesbit edilir. Bu şekilde, faaliyeti arttığı için fazla kan giden kısımlar ve burada nerelerin aktif hale geldiği ortaya çıkarılır. Elde edilen bilgileri değerlendiren bir bilgisayar beynin bir nevi aktivite haritasını çıkarır.

PET'le yapılan tecrübeler geçtiğimiz yüzyıl içinde elde edilen bilgilerin bir kısmını doğrulamakla beraber bir kısmıyla da tamamen tezat içine girmiştir. Meselâ beynin ön kısmındaki Broca alanının önceden tahmin edilen vazifeleri yanında, koordine hareketleri kontrol eden genel bir motor programlama bölgesi olduğu müşahade edilmiştir.
PET'in çalışma prensibini destekleyen ilk misal, 1928'de görüldü. Kafasının arkasında doğumdan gelen anormal bir damar yığını olan bir adam Boston hastanesine gelerek bunları aldırmak istedi. Adam gözünü her açışta bir hışırtı sesi duyduğunu söylüyordu. Sesin, kafanın arkasındaki damarlarda kanın dolaşması neticesi meydana geldiği ortaya çıktı.. Her göz açışta beynin görmeyle alâkalı kısmına kan pompalanıyor, bu da adamın hışırtı sesini duymasına yolaçıyordu. Doktorlar bu damarların beyne zarar vermeden alınamayacağına karar verdiler ve üstelik yaptıkları ameliyat neticesi damarların üzeri kemik tabakasından mahrum kaldı. Böylece adam her gazete okuyuşta buraya dayanan bir steteskopla "hışır hışır" sesleri duyulabiliyor ve adam gözlerini kapadığında ses kesiliyordu. PET sırasında tecrübeye tâbi tutulan şahıslardan değişik faaliyetlerde bulunmaları İstendi ve bunlara karşılık gelen beyin aktivite haritaları çıkarıldı. Bu şekilde görme, işitme, konuşma ve düşünme esnasında beynin hangi kısımlarının ne ölçüde faaliyet içine girdiği tesbit edilmiş oldu (resim 3). Bu tesbitin sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi için de şöyle bir metod uygulandı: Meselâ ilk olarak ekrandan geçen kelimelerin mânâsına dikkat edilmeyerek izlenmesi İstendi, sonra bunların okunması telkin edildi. İkinci durumda elde edilen aktif bölge haritasından birinci durumda elde edilen harita çıkarıldığı vakit, sadece kelimelerin mânâsını anlamayla alâkalı kısımlar ortaya konmuş oldu.

PET beynin sırlarını anlamada bizlere yeni ufuklar açan bir teknik olmuştur. Umulur kî, insanoğlunun düşünce ufuklarını açmada da faydası olur.