Eylül 1989 · s. 20 · 1 dakikalık okuma
Işıkdan Muvazeneler veya Mesnevi Bahçesinde
Sızıntı · KALBİN ZÜMRÜT TEPELERİNDE

Bil ki;
Allah'a tevekkül olana Allah yeter. Allah kemâl sâhibi ve kemâli de kendinden olduğu için bizzat sevilir. "Bütün varlık Allah'tan, O'nun varlığı ise kendindendir. O'na yakınlıkta aydınlık ve huzur esintileri, O'ndan uzak kalışda, karanlık ve karamsarlık fırtınaları hissedilir...
Kâinattan küsmüş vücudundan bıkmış, dünyanın zinet ve ddebdebesinden ürkmüş ruhlara sığınak ve dayanak O'dur. Allah bâki ve bizzat sonsuzdur... Varlık, ancak O'nun bekâsıyla ebedlere mazhar olabilir. Herşeyin gerçek sahibi Allah'tır. İnsanların mâlik oldukları şeylerde O'na aiddir. O, kullarına bağışladığı nimetleri, saklayıp korumak ve nemalandırıp ötede onlara vermek için muvakkaten ellerinden alır; sonra da birleri binler, yüzbinler haline getirerek onlara iade eder. Bir insan; Allah'a hâlis bir kul olursa, Allah'ın bütün mülkü onun malı olur.
Bil ki;
Aklı başında olan bir insan, ne dünyaya aid kazançlarından dolayı mesrur, ne de kaybettiği şeylerden dolayı mahzun olur. Zira, dünya durmuyor, gidiyor. Dünyanın bir parçası olan insan da gidiyor.
Evet; sen bir yolcusun... Bak, kulaklarının dibinde ihtiyarlık şafağı attı ve başının yarısından fazlası daha şimdiden beyaz kefenine sarıldı. Vücudunda ikâmete niyet etmiş hastalıklar ölümün keşif kollarıdır. Senin esas ömrün ötededir. O ebedi ömürde göreceğin rahat ve lezzet ise, ancak bu fâni ömürdeki çalışmalarına bağlıdır. Maalesef, senin o bâki ömürden hiç haberin yok. Ölüm sekerâtı uyandırmadan gel uyan..!