Sızıntı Arşivi

Ocak 1991 · s. 534 · 4 dakikalık okuma

Beslenmede Selülozik Maddelerin Önemi

M. Hakan Özsaraç · Gıda Müh.

Bilindiği gibi yiyecekle­rin mide-barsak sisteminde hazmedilemeyen selülozik kısımlarına posa diyoruz. Yakın bir geçmişe kadar bi­lim adamları, posalı yiye­ceklerin yenilmesinin vücu­da fazladan yük getirdiğini ve bu yüzden az posalı gı­daları yememizi tavsiye edi­yorlardı. İlk olarak 1932'de Cowgil ve Anderson adlı araştırıcılar posanın barsaklarımız için faydalı olduğuna dikkati çekmişlerdir (1). Bi­raz daha gerilere gidecek olursak Liebig kimya ile ilgili yazdığı bir mektubunda buğdaydan kepeğin ayrılma işleminin faydasız hatta za­rarlı bir işlem olduğunu yaz­mıştır. Bilindiği gibi kepekli ekmek posa bakımından başta gelen yiyeceklerden olup eskiden Türkiye'de ol­dukça yaygın olarak tüketil­mekteydi. Oysa şimdi bu geleneği Anadolu'daki köy­lü, halkın sadece bir kısmı devam ettirmektedir.

Bu gelişmelerden son­ra posa ile ilgili araştırmalar yoğunluk kazanmış ve son 20–30 yıldan bu yana do­ruk noktaya ulaşmıştır. Burkit, Trowel, Cleave ve Painter gibi araştırmacılar bu konuda birbirini takip eden oldukça çarpıcı çalışmalar ortaya koymuşlardır.

Bu çalışmaların neticesinde posanın vücudumuz için bir çok faydalara sahip olduğu görülmüştür. Biz bu yazımızda posanın vücudu­muzda oynadığı bazı faydalarına değineceğiz.

Endüstrileşmiş batı ül­kelerinde bilhassa kalın bar­sak kanseri başta olmak üzere, apandisit, kabızlık, mide fıtığı, basur, damar sertliği, yüksek tansiyon, şe­ker hastalığı gibi birçok hastalık oldukça sık görül­mektedir. Bunun sebebi ise bu ülkelerde yaşayan insan­ların daha az posalı gıdalar­la beslenmeleridir (2).

Bir araştırmada, bol posalı beslenmenin karaci­ğerde fazla enerjinin açığa çıkmamasına ve boş yere kullanılmasına engel oldu­ğunu, İnsulin salgılanması­nı uyardığı ve kalın barsak kanseri oluşumunu azalttığı ileri sürülmüştür (3).

Posanın kalın barsakta amonyağı bağladığı ve böy­lece kan ve idrar amonyağı­nı da düşürdüğü bildirilmiş­tir. Daha sonra yapılan çalışmalarda posanın, safra taşı oluşumunu önlediği, az posalı beslenenlerde daha çok safra taşı oluştuğu gös­terilmiştir (4).

Safra kesesinde yük­sek miktarlarda kolesterol bulunuşu taş oluşumuna se­bep olmaktadır. Posa bakı­mından zengin gıdalarla beslenmede ince ve kalın barsakta büyük bir jel ağı oluşur. Bu ise safra yağ asitleri ve yağların barsaktan geri emilmesine engel olarak safra taşı oluşmasını önlemiş olur (5).

Bir başka çalışmada ise buğday kepeğinin safra asitleri ve yağların geri emil­mesini önleyerek safra taşı oluşmasına engel olurken aynı zamanda kanda koles­terol ve LDL gibi maddele­rin de azalmasına yol açtığı böylece damar sertliği ve kalp hastalığında kepeğin faydalı olduğu bil­dirilmiştir (6).

Son çalışmalarda po­saca zengin diyetin pankre­as hormonlarını etkilediği or­taya konmuştur. Ve bu nedenle zengin posalı gı­dayla beslenme şeker has­talarına da tavsiye edilmek­tedir (7).

Posa ve kanser: Bazı araştırmacılar, batılı ülkeler­de daha çok posası az ha­zır gıdaların tüketildiğini, bu yüzden de kalın barsak kanserlerinin endüstrileşmiş batılı ülkelerde daha sık gö­rüldüğünü ortaya koymuş­lardır. Bu sebeple o posalı gıdalarla beslenmenin birçok barsak hastalığını, bil­hassa kalın barsak kanseri ve divertiküloz* oluştuğunu bildirmişlerdir (8).

Bir görüşe göre, safra asit türevleri kanser yapıcı etki ile kalın barsak kanseri­ne yol açmaktadır. Posalı gı­da ile dışkı miktarı da art­makta ve böylece barsaktan kanser yapıcı maddelerin atılması sağlan­maktadır. Meselâ, soya fasulyesi gi­bi posaca zengin bir diyetle besle­nenlerde, bu gıda­da bulunan bazı maddeler kanser oluşmasını engel­lemektedir. Ayrıca posa bakımından zengin sebze ve meyvelerde bol miktarda A, C, E ve B vitaminleri bulunmaktadır. Bu vitaminlerce fakir olan gıdalarla beslenenlerde tümör oluşu­munun hızlandığı tesbit edil­miştir (4,5,6).

Gıdaların aslında her şeyi ile mizan ve denge içerisinde yaratıldığı ve tabiatına uygun olarak tüketil­diklerinde daha çok faydalı olduğu anlaşılmaktadır. Mesela, ekmeğin kepeğin­den ayrı olarak yenilmesi, portakalın sadece suyunun sıkılarak içilmesi yaratılışlarındaki ölçü ve dengenin bozulması demektir. Yapı­lan araştırmalar göstermiştir ki, portakalı yaratan onu posasıyle beraber, buğdayı da kepeği ile beraber yenilme­si için yaratmıştır. Bu şekil­de olduğu zaman daha çok faydalara havi oldukları günümüz tıp otoritelerinin ha­raretle posalı gıdalarla bes­lenilmesini tavsiyelerinden anlaşılmaktadır.

Netice olarak posa bakımından zengin diyetle beslenme;

1. Barsakların düzenli çalışmasını sağlar.

2. İnsülin ifrazatını art­tırdığından şeker hastalarına tavsiye edilmektedir.

3. Kalın barsak kanseri ve divertiküloz gibi birçok hastalıkları önleyici etkiye sahiptir.

4..Dışkıyı yumuşatıcı etkisinden dolayı kabızlık ve basur gibi hastalıklarda faydalıdır.

5.Safra taşı oluşmasını önler.

KAYNAKLAR:

1) Gowgill, G.R, Anderson WE: Laxative Effects of wheat bran and washed bran in healthy men. i. Am. Med. Ass. 98. 1866. 1932.

2) Kasper, H: Ballastoffe-Speyulattionen und Tatsachen Âkt-Ernahr-10:88. 1985.

3) Cumming. J. H.: Short chain fatty acids in the human cdon. Gun. 22:763, 1981.

4) Burkitt. DP: Economic development- not all bonus nutrition today 11:6, 1976

5) Heaton K. W: Dietary fiber in relation to cholesterol and bile acid metabolism and to the pathogenesis of gallitones pp 1 -9. Stutgart, 1978.

6) Huckele.. M, et al. Ein fluss der Ballastof-fe auf der gailen sauresstoff wech-se! des mens-chen. Akt: Erhahr-7; 238. 1982.

7. Jenkins . DV. et all: Effect of pectin guar and wheat bran on se­rum cholestrol. Lancet 1a. 11/6, 1975.

8) Eastwood. MA: Vegetable fiber ils physıcal properties.Nutr. soc. 32, 137. 1973.