Şubat 1993 · s. 28 · 2 dakikalık okuma
Avustralya'dan Bir Mektup
AVUSTRALYADAN BİR MEKTUP
Kıymeti Kardeşim,
Size en samimi şekilde itiraf etmeliyim ki, kalbim ve zihnim hergün ve her saat sizi düşünmektedir. Ve hep kendi kendime mırıldanmaktayım: Acaba onlardan ayrılıp geri gelmek doğru bir karar mıydı? Sizin her biriniz Allah sevgisi adına benim kalbimden bir şeyler çaldı. İslam’a yapmış olduğunuz hizmetten dolayı sizi nasıl sevdiğimi bir bilseniz. Bana oradaki gençlerin çoğunu görme ve onlarla konuşma imkânı hazırlayan herkese nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum.
Kardeşim, kalbim çok yaralı ve ağlamaklı, zihnimde cennet manzaraları ile dolu olduğu için kelimeler bu ayrılık hüznünü ifade edemiyor.
Sana gerçeği söylemeliyim ki sizi ailemin bir parçası, kendimide sizin sürünüzden kaybolmuş bir koyun olarak görüyorum. Sizin hepinizden öğreneceğim çok şey vardı fakat zamanım çok kısıtlıydı. Otuz günlük Türkiye ziyaretim boyunca cismim ruhuma hizmetçi oldu. Gece gündüz hayatın herbir kısmında değişik insanları ve gençleri ziyaret ettik. Onların yüzlerini hiç unutamadım ve onlar en değerli hatıra olarak kalbimde emnityeli bir şekilde muhafaza edilmektedir.
Şimdi ben Avustralya’da Hiçbir caminin olmadığı ve Türklerin en yakın iki saatlik mesafede bulunduğu bir mekânda yaşıyorum. 4,6,7,19 yaşlarındaki dört çocuğuma birşeyler anlatmak, onlara Türkçeyi, İslamiyeti ve tasavvufu öğretmek istiyorum. Onlarda öğrenmek istiyorlar ama ben bunu yapmaktan acizim. Lütfen benim için dua edin ki birgün bunları çocuklarıma öğretebilir hale geleyim.
Şimdi hanımımda bir müslüman gibi davranıyor fakat nasıl ben size ihtiyaç duymuşsam, o da oradaki müslüman bacılarına ihtiyaç duyuyor.
Lütfen benim bu kısa yazımı kalbimden sizlere gönderilen birer hediye olarak kabul ediniz.
Bu mektubumu yayınlamaya değer bulursanız ve istenirse hissiyatlarımı, izlenimlerimi yazmaya devam edebilirim.
Kalbimin derinliklerinden gelen samimiyetle söylüyorum ki bana İslam bahçesini gösterdiğiniz için teşekkürlerimi ve sevgimi tekrar kabul ediniz. Lütfen bu teşekkür ve sevgilerimi bana melek şefkati ve yumuşaklığında davranan diğer arkadaşa da iletiniz. Kendisine şahsen yazamadığım için beni affetmesini söyleyiniz. Çünkü sadece Türkçe konuşup anlayabilmektedir. Fakat onun İngilizce bilmemesi bizleri birbirimizden ayırmaz.
Bundan dolayı ümit ediyorum ki bir kardeşiniz olarak benim sevgim, bütün kardeşlerime iletilecektir. Mektubuma burada son verirken kalbim hüzünle dolu. Çünkü ben her zaman size yakın olmak ihtiyacındayım. Eminim ki zaman, benim bu yalnızlığımı giderecek ve ben kelimenin tam anlamıyla Müslüman olmaya gayret edeceğim. Ve İnşaallah olacağım.
Ahmet Sâdık