Sızıntı Arşivi

Ekim 1988 · s. 366 · 3 dakikalık okuma

Arzın Derinliklerine Doğru

Ö. Said Gönüllü · Jeoloji

Alman jeolog ve jeofizikçiler son teknolojik ve ilmi gelişmelerden istifade ederek, kıta kabuğunun derin kısımları hakkında bilgi edinmeyi hedef almış bulunmaktalar Dört yıl devam eden ön inceleme çalışmaları, 450 milyon Mark’a mal olacak büyük bir projeyi ortaya çıkardı. Bu, yaklaşık 180 milyon yıl önceki orojenez (dağ oluşumu) hareketleri neticesinde son şeklini alan bir bölgede, 14 kilometre derinliğinde bir sondaj kuyusunun açılmasını öngören bir projedir. Böylece, yeraltında insana rızk olarak sunulmuş, bilinmeyen nimetlerden bazısı belki günışığına çıkarılabilecektir.

Sondajın yapılacağı yer tesadüfen seçilmiş değil. İki yüz elli bilim adamının görev aldığı ülke ölçeğindeki detaylı araştırmalar, yer yüzeyinden kilometrelerce derinliklerde, oldukça ilginç jeolojik ve jeofıziki formasyonların bulunacağını gösterdi. Araştırmacılar, sondajın yapılacağı Erbendorf civarındaki sahanın, Arz tarihi boyunca, muhtemelen herhangi bir kıtanın üzerindeki kıvrımlanmış büyük bir dağlık bölgeyi içine alan bir ‘Üst Zon” olduğunu keşfettiler. Yüz milyonlarca yıl esnasında bu bölge aşınıp düzleşmiştir. Bugün, bu yüksek düzlüklerin çok altında ve derinliklerde, Alplerden, Amerika’daki Apalaş dağlarından ve hatta Himalayalar’dan daha büyük olan bir dağ silsilesinin kökleri uzanmaktadır. Böyle dinamik bir bölgede, yer kabuğunun üzerindeki kaya formasyonları çok düzensiz bir şekilde yer değiştirmişlerdir. Kaya tabakaları yukarıya doğru yükselmiş, kıvrımlanmış ve birbirlerinin üzerine bindirmişlerdir.

Jeologlar, 14 kilometrelik delme esnasında bulmayı ümit ettikleri kaya formasyonları hakkında daha şimdiden, oldukça güvenilir bilgilere sahip olduklarına inanmaktadırlar. Bu bilgiler, sismik deneylerle meydana getirilen sismik dalga yansımalarının kaydedilmesi, kabuktaki derin ve yüzeye yakın kaya tabakalarının elektriği iletme derecelerinin ve deprem bölgelerinin uzun vadeli olarak incelenmesi neticesinde elde edilmişlerdir. Bununla birlikte, bütün bu sismik ve jeoelektrik ölçme metotlarının tam bir tatbikatını yaparak, kesin kıstaslar ortaya koya- bilmek şimdiye kadar mümkün olmamıştır. Bu metotların, sıcaklığın 300 derece ve basıncın 3 ton/metrekare olarak beklendiği derinliklere tatbik edilmesinin sağlıklı bilgiler verip vermeyeceği bile henüz bilinmemektedir. Ancak, sondaj sonunda elde edilecek bilgilerin sıhhati ve model ile tatbikat çalışmalarının birbirine uygunluk derecesin in belirlenmesinden sonra, bu jeofizik ölçme tekniklerinin bütün dünyada geçerli olup olamayacağı anlaşılacaktır.

Projenin tek hedefi, kullanılan vasıtaların sıhhat ve kullanılabilirlik derecesini ölçmek değildir. Araştırmacılar, okyanusların tabanındaki yer kabuğunun yapısı hakkında bugün önemli bilgilere sahip bulunmaktadırlar. Arz’ın bu kısmındaki kabuk, izafi olarak daha ince olduğundan, sondaj ile daha kolay incelenebilecektir. Ayrıca okyanus kabuğu kıta kabuğundan önemli oranda farklılıklar da göstermektedir. Okyanusların altındaki kabuk üç farklı tabakadan müteşekkil olup yapısı, kıta kabuğuna göre daha homojendir. Ortalama sekiz kilometre kalınlığındadır ve 180 milyon yıldan daha genç yaşlara sahiptir. Kıta kabuğu ise ortalama 35 kilometre civarında bir kalınlıktadır ve iki tabakadan oluşur. Her yerde aynı hususiyette bir yapı arz etmez; yaşı 4 milyar yıla kadar çıkabilir. En önemli fark ise, yüzeye daha yakın kısımlarda kıta kabuğunun fiziki hususiyetlerinde, meseli elektriği iletebilirliğinde ani değişikliklerin meydana gelmesidir. Bunun sebebi, henüz tam anlamıyla anlaşılamamıştır. Söz konusu proje ise, bu esrarı belki çözebilecektir. Aynı zamanda, kısmen alttaki mantodan yükselen ve maden yataklarının oluşmasını sağlayan gaz ve akışkanlar hakkında malumat da temin edecektir. Araştırmacılar uranyum, toryum ve potasyum gibi, radyasyon neşrederek dışarıya ısıveren radyoaktif elementlerin nasıl bir dağılım gösterdiğini de tespit etmeye çalışmaktadırlar. Son olarak bu proje, kabuktaki gerilme kuvvetleri ve bunların, depremlerin meydana gelmesindeki rolü hakkında temel bilgiler sağlayabilecektir.

Bilindiği gibi Sovyetler Birliği’nde de buna benzer bir proje ülkenin kuzeyinde Kola yarımadasında halen devam ettirilmektedir. On beş kilometre derinliğinde bir sondaj kuyusu açmayı hedeflemiş olan Sovyetler çalışmanın sonuna yaklaşmış durumda.

Jeo. Yük. Müh. Nevzat Bayhan -Arş. Gör. Ömer Sait Gönüllü