Aralık 1988 · s. 422 · 3 dakikalık okuma
Archaeopteryx Sahte Mi?
Arif Sarsılmaz · Prof.Dr. · Biyoloji


Bütün dünyada ilim adamlarınca tartışılan ve aleyhteki delillerin çokluğu ile tamamen terk edilmek üzere olan ‘‘Evrim Teorisi” ne en son ve büyük bir darbe, aynı zamanda bir skandalla birlikte vuruldu.
Sürüngenlerle kuşlar arasında geçit formu olduğu ileri sürülerek bugünkü kuşların atası olduğunda evrimcilerin ısrar ettiği Archaeopteryx’in de, Piltdown adamı gibi büyük bir sahtekârlık eseri olduğu geçen sene ortaya çıkarıldı.
1861 de Almanya’nın Bavyera bölgesindeki bir taş ocağında bulunan 135 milyon yıllık bu fosil, çenelerindeki dişler, kuyruk içindeki omurga izi ön üyelerindeki parmaklar ve tüylerle örtülü vücudu ile tam evrimcilerin aradıkları bir malzemeydi.
Yıllarca hakkında birçok tartışmalar yapılan, kimilerine göre kuş, kimilerine göre kertenkele, kimilerine göre ise ara bir canlı kabul edilerek evrimin en büyük delillerinden biri zannedilen Archaeopteryx, değişik tarihlerde birçok ilmi mecmuada ele alındı. Çok sayıda ilim adamı tarafından, morfolojik hususiyetleri bakımından defalarca tenkit edilmesine rağmen; evrimciler bu fosile o kadar kuvvetle yapışmışlardı ki, kesinlikle bu tenkitleri kabul etmediler.
Fakat PUNCH dergisinin 2 Eylül 1987 sayısında bütün evrimcileri çileden çıkaran ve tam manasıyla Archaeopteryx’i çöpe atan bir makale yayınlandı. William Hewison imzasıyla neşredilen makale, ilim âleminin en büyük skandallarından birini daha ortaya koyarken, Darwinizm’in en büyük kozlarından biri daha ömrünü tamamlıyordu.
‘Tabiat
Tarihi Müzesinde skandal: Archaeopteryx’imiz sahici mi?” başlığı ile yayınlanan
yazının iddiasına göre; zamanın müze müdürü Sir Richard Owen tarafından
“hazırlanan” sahte bir fosil yıllarca ilim âlemini boşu boşuna meşgul etmişti.
Araştırmacılar,
Owen’in büyük bir kertenkeleye ait olan alelade bir sürüngen fosili üzerine
sert bir baskı kalıbı kullanarak “tüy” desenleri çıkartmak suretiyle bu düzmece
fosili hazırlamış olduğunu ortaya çıkarınca; Tabiat Tarihi Müzesi’nin
yetkilileri birbirine girdiler. Gazete ve dergilerde bu skandalı konu alan
birçok makalenin yayınlanması üzerine, İngiliz Televizyonunun Fen ve Teknik
konularını işleyen kanalında bir program hazırlandı.
Fakat “çabuk hırsız ev sahibini bastırır” darb-ı meselinin bir tezahürü olarak; Evrime bir din gibi inanan fanatikler derhal, bu hadisenin aslında Darvin’i kıskandığı için ve onu mahcup etmek maksadıyla Richard Owen tarafından, kasıtlı olarak tertiplenmiş” olduğunun propagandasını yapmaya koyuldular.
Nitekim Paleontolog Dr. Heinrich Bremer’in “Paleontoloji” kitabının 345. sayfasında Archaeopteryx’le ilgili fosil materyali tanıtırken yazdığı “Bunların tüy izleri bulunmasaydı, kuş oldukları bilinmeyecekti, çünkü dinazorlara benzerlikleri büyüktür. Ön ayak henüz değişmemiş, Sternum (göğüs kemiği) zayıftır, kafatasında dişler mevcuttu, kemiklerinin içi boş değildir” ifadesi, niçin tüy izlerinin kalıpla basıldığını daha iyi anlamamıza yardımcı olmaktadır.
Aslında kendisi de bir evrimci olan Bremer, tabii yapılan sahtekârlıktan habersiz olarak bu ifadeleri kullanmıştır. Çünkü ön ayaklar sürüngen, göğüs kemiği uçmaya uygun değil, kafatası dişli ve kemiklerinin içi dolu olan hayvan ancak nesli tükenmiş bir sürüngen olabilirdi. Zira kuşların kemiklerinin içi boş, göğüs kemikleri uçma kaslarının bağlanmasına uygun iri ve kuvvetli, ağızlarında ise diş yoktur.
Bütün bu hususiyetlerle sürüngenlere ait olduğunu haykıran Archaeopteryx Richard Owen’in yaptırdığı tüy baskısı sayesinde birden bire kuşların atası olmuş ve yıllarca da ilim âlemini meşgul etmiştir.
Bu yüzden birçok yalan yanlış hükümler verilmiş ve Evrimin en büyük temel delillerinden biri kabul edilmişti. Hele insan fosilleri- ne yapılan sahtekârlıklar ve çok daha yaşlı insan fosillerinin bulunmasıyla yıkılan Darwinizm’in tek dayanağı olarak kalan Archaeopteryx de böylece tarihe karışırken; arkasından sadece aldatılmış ilim adamları ve onların da aldattıkları nesiller kalmıştır.