Sızıntı Arşivi

Haziran 1986 · s. 174 · 5 dakikalık okuma

Zirvelerde Hayat

A. Halit Aslantürk · Tabiat

Derleyen: A.Halid Aslantürk

Minik çiçeklerle kaplı tepelerin üzerinde süzülen kartallarıyla, yüksek kayaların üzerinde cesaretle dolaşan dağ keçileriyle, heybetli zirvelerinde ayaklar altına serilmiş olan nefes kesici manzaralarıyla, 4500 m. yükseklikteki “Rocky Dağları” sabırla, maharetle işlenmiş bir kanaviçeyi andırır.

Burada yaşayan canlıların sayısı mahduttur. Çünkü kışın, sıcaklık ortalaması sıfır derecenin çok altındadır ve kar 4-7 metre kalınlığa erişir. Rüzgar hızının saatte 160 km’ye kadar çıktığı çok sık görülür. Buralarda yaşayan canlıların son derece dayanıklı olması gerekir. Bu canlılar, çabuk geçen yaz mevsimini en verimli bir şekilde değerlendirebilecek mahiyette yapılarla donatılmışlardır.

Alçak yerlerde, yeni doğan hayvanların çoğu ebeveynlerine en azından birkaç hafta bağımlı kalırlar. Halbuki, bir dağ koyunu yavrusu doğumundan sadece üç gün sonra, annesi kadar seri hareket ederek, yüksek kayalarda tehlikeli gezintiler yapmaya hazırdır.

Yüksek dağ tepelerindeki bu canlılar, çok ağır şartlara rağmen hayatlarını sürdürürler.

Mesela odunsu bir dağ bitkisi, 400 yıllık sabırlı bir büyüme sonunda ancak 8- 10 cm. çapına ulaşabilir. Küçük düğün çiçeği ise, ilk büyüme yılının tamamında sadece bir hücrelik büyüme gösterir. İkinci büyüme mevsiminde bölünür, üçüncüde bir tomurcuk oluşur ve sonunda, dört yıl sonra, raptiye büyüklüğünde bir çiçek parlak sarı yüzünü dünyaya gösterir. Yosunun 19 cm olabilmesi için 25 yıla ihtiyacı vardır. Dağlarda böceklerin larva dönemleri, alçak yerlerdeki gibi bir ay değil, seneler sürebilir.

Dağ tepelerinde, alçak yerlerde de yaşayan yüzlerce mahluk vardır. Ancak bunlar benzerlerinin mükemmel birer minyatürüdürler. Yükseklerde mahdut olan enerjinin tasarruflu kullanılması gerekmektedir. Küçük bir bitkinin büyüğüne nazaran daha az enerjiye ihtiyacı vardır. Bu yüzden daha az enerji üretir. Ayrıca, küçük bir profile sahip olmak, çok şiddetli olan rüzgarın yıpratma ve kurutma tesirini azaltmaya da yarar.

“Hız kesen bitkiler” adı verilen bir toprak tutucu bitki grubu vardır ki, bunlar gerçekten tasarruf harikalarıdır. Bu bitkiler, minik yapraklarının kıvrımlarını ısılarını muhafaza etmede kullanabilmektedirler.Öyle ki,büyüme mevsiminin herhangi bir gününde

koruyucu örtülerin arkasındaki sıcaklık, dışardakinden 20 derece yüksek olabilir.Bu bitkilerin hız kesici satıhları,şiddetli rüzgarın uçurduğu yaprak parçalarını ve kaya tozlarını yakalayarak hem altlarındaki toprağın kalınlığını artırmaya, hem de toprağı gübrelemeye yarar. Dağda, bin yılda ancak 2,5 cm toprağın meydana gelebildiğini söylersek, bunun ne derece mühim bir tasarruf faaliyeti olduğu açığa çıkar.

Acaba, son derece hassas mekanizmalarla hayatlarını devam ettiren bu bitkiler, düşünme kabiliyetleri olmadığı halde, bütün bunları nasıl başarıyorlar? Tesadüflerle mi? Mahlukatın bu ahenkli mevcudiyetini tesadüflere bağlamak,sadece o yüksek ilim ve sanat sahibi Yaradan’a değil, aynı zamanda mevcut ilim ve tekniğe de saygısızlıktır.

Zirvelerdeki bu hayat maharetli bir nizamı terennüm eder. Bu, bildiğimiz ağaçlara pek benzemeyen dağ ağaçları için de geçerlidir. Birçok değişik şekilleri olan krummholz (perili kereste) adı altında toplanan bu ağaçlar, alçak yerlerdeki benzerleri gibi dallı budaklı olarak göğe yükselmezler de sıkı sıkıya toprağa sarılırlar. Bu bitkiler dallarının koruması altında daima rüzgara ters istikamette gelişmeye meyillidirler.

Dağ hayvanları, bitkiler gibi çok yavaş büyümezler ve yayvan değildirler. Onların da zor şartlara uymalarını sağlayan hususi kabiliyet ve mahiyetleri vardır. Derileri alçak yerlerdeki benzerlerinden kalın, en iyi izolatör olan kılları ise çok daha randımanlıdır.

Bu hayvanların en enteresan hususiyetlerinden biri yaz ve kış şartlarına intibak sağlayabilmeleridir. Mesela “beyaz kuyruklu orman tavuğu” 100 derecelik sıcaklık oynamalarına intibak sağlayacak şekilde, senede üç defa tüy değiştirmektedir.

Rocky Dağlarının cıvıl cıvıl hayvanlarından biri de çakıllar üzerinde sıçrayıp duran küçük pika’dır (kaya tavşanı). Her yaz, temmuz ortalarına doğru pika, yeni yeni yeşillenmiş dağ bitkilerinin bulunduğu özenle seçilmiş bir alana girer. Sonra, en titiz bir çiftçi kadar metodlu olarak, her yaprağı keserek ilerler. Bu yaprakları yaklaşık birer kilelik düzenli yığınlar halinde, kokusunu verip tapulayarak konserve olması için güneşe bırakır. Kuruyunca da, erzakını barınağına taşır.

Minik Buldozerler

Bir başka enerjik yaratık da cep sincabıdır. Toprak üzerinde nadiren görülen bu küçük canlı, yiyeceklerine alttan yaklaşmayı tercih eder. Gözünüzün önünde bütün bir bitkinin yavaş yavaş dibe batıp kaybolduğunu görürseniz, bilin ki bunu yapan, gizli yuvasına yiyecek temin eden cep sincabıdır. Cep sincapları, üç ton toprağın nakledilmesiyle açılmış 150 metrelik tünel sistemlerine sahiplerdir. Bu minik buldozerlerin toprağı havalandırmada oynadığı mühim rolü tasavvur ediniz.

Yüksek yerlerdeki hayatı anlatırken, birçoğu için Rocky dağları bölgesinin simgesi haline gelmiş olan büyük boynuzlu dağ koyunlardan bahsetmeden geçemeyiz. Dağ koyununu hususi kerpetenli ayaklarıyla dimdik granit duvarları üzerinde zıplarken görmek, tabiatın en inanılmaz manzaralarından biri olsa gerek. Sonbaharın sonuna doğru, erkeklerinin amansız çiftleşme döğüşlerine başlamalarına binaen geniş vadilerde çarpışan bu döğüşler bazen saatlerce sürer ve boynuzların çarpışma sesleri bir buçuk kilometre uzaklığa kadar duyulabilir.

Yükseklerdeki ağır şartlar, sürekli ilmi müşahedeleri neredeyse imkansızlaştırmakta ve ilim adamlarına düzensiz araştırma projelerinden elde edilmiş küçük bilgileri birleştirme vazifesi kalmaktadır. (Aslında kışın dağ şartlarında verimli bir şekilde çalışabilecek iklim ölçme aletleri çok yakın geçmişte araştırmacıların hizmetine sunulmuştur.). Fakat şimdiye kadar yapılmış olan araştırmalardan çıkarılabilecek mühim bir netice varsa, o da, insanoğlunun yüksek dağların kaynaklarını ihtiyat ve dikkatle koruması ve idare etmesi gerektiğidir. Buna, dağ koyunlarının durumu isabetli bir örnektir. Bu hayvanlar, birçok üstün vasıflarına rağmen, ilerleyen günümüz medeniyetin in menfi tesirleri karşısında yaşayamaz hale gelmişlerdir. Şu andaki sayıları bir zamanlarınkinin ancak onda biridir ve bazı araştırmacılar önümüzdeki on yılda nüfuslarının daha çok düşebileceğinden endişe etmektedirler. Bazı ilim adamları bu hızlı tükenişin, hayvanların kış otlaklarını geliştirerek önüne geçilebileceğini iddia etmektedirler. Mesela A.B.D.’de Wyoming eyaletinin Absaroka dağlarında şimdiye kadar yapılmış olan Dağ koyunları için kış otlağı geliştirme çalışmalarının en moderninin gerçekleştirilmesi için büyük bir fon ayrılmıştır.

Şüphesiz, değişik hayat şekillerini ihtiva etmesi sebebiyle, böyle çalışmalar yapılırken dağ tepelerinin bütünlüğünün korunması uygun olacaktır. Hatta devam etmekte olan araştırma projeleri, bu bütünlüğün korunması, tabiatın saflık ve düzeninin bozulmaması için bazı ciddi sebepler olduğunu açığa çıkarmışlardır. Mesela Colarado eyaletinin sadece % 3,5’- unu teşkil eden dağlık tundra, tek başına nehir akışının % 20’sini temin etmektedir. Buradaki bitki toplulukları içme suyu, sulama ve hidroelektrik enerji üretimi için kullanılacak suyun akışını düzenlemeye yardımcı olmaktadırlar. Aynı zamanda, bu bitki toplulukları felaket getirebilecek toprak kaymalarını engelleyerek yükseklerdeki toprak kararlılığını muhafaza eden tek unsurdur.

Radyasyona Karşı Dağ Bitkileri

Dağ bitki toplulukları hakkında yeni bir keşif de radyoaktif maddelerin yok edilmesinde oynadıkları mühim roldür. Yüksek yerlerdeki atmosferde radyoaktivite alçak yerlerdekinden çok daha fazladır. Bu, kar yağışı sırasında toplanır. işte bu tehlikeli kar suyunun milyonlarca içme suyu musluğuna ulaşmadan evvel temizlenip insanların kullanmasına hazır hale getirilmesi, o küçük dağ bitkileri tarafından, kompleks faal iyetlerle ve titizlikle yapılmaktadır.

Dağların tepesinden tutun da okyanus- ların dibine kadar binbir hikmetle yaratılmış milyonlarca mahlukun, el ele, omuz omuza, insanlığın hizmetine sunulmuş olması kainatın 0 Yüce Sultan’ının bizlere karşı ne kadar cömert olduğunu göstermiyor mu?