Mart 1992 · s. 22 · 2 dakikalık okuma
Ziraatta Genetik Mühendisliği
Faruk Genç · Zir.Müh. · Ziraat

Gen mühendisliği teknolojisinin ziraî sahada kullanılması her geçen gün artıyor. Artık, günümüzde araştırma kuruluşları ticarî kuruluşlarla işbirliği yaparak ürünlerini insanlığın hizmetine sunmaya başlamışlardır. Gerçi henüz tam olarak idealdeki aşamaya gelinmiş değildir ama yine de şu an elde edilenler ümit vadedici görünmektedir.
1988'lerde A.B.D. de bilim adamları gen mühendisliği teknolojisini kullanarak, bazı zararlı böceklerden kendini koruyabilen domates bitkisi geliştirmişlerdir. Bunun için önce Bacillus thuringiensis isimli bir bakteriden bir gen elde ettiler. Daha sonra bu geni domates bitkilerine hususî metodlarla ve taşıyıcılarla transfer ettiler. Kendisine gen transferi yapılan domates bitkisi, aktarılan genin kodladığı proteini üretmeye başladı. Toksin tesiri olan bu protein, domatesleri zararlı böceklerden ve özellikle kelebek tırtıllarından korumaktadır.
Yapılan tecrübelerde; gen transferi yapılmış bitkilerden yiyen zararlıların hepsinin öldüğü, buna karşılık bitkilere pek zarar vermediği müşahede edilmiştir. ABD'nin Monsanto çiftliğindeki araştırmacılar, "Bu protein sadece bazı böcek türlerine tesirlidir. Faydalı böceklere, evcil hayvanlar ve insanlara tamamen zararsızdır." diyorlar. (Bilim ve Teknik Dergisi, Ağustos 1988)
Benzer bir çalışma 1990 da yine A.B.D' de gerçekleştirildi. Bu sefer, işbirliği yapan iki ticari şirketten biri, geni izole etme işini yapacak, diğeri hedef bitkiye transferini gerçekleştirecekti. Hedef, nematodlarla (yuvarlak solucanlar) biyolojik mücadeledir. Nematodlar, birçok bitki çeşidinin köklerinde yaşayan organizmalardır. Köklerde urlar meydana getirerek, bitkiyi zayıf düşürür ve verimi azaltırlar. Yürütülmekte olan araştırmada, bitkilerdeki parazit nematodlara karşı tesirli ve onları zararsız kılan bir protein üreten bakterilerden, bu proteini kodlayan gen elde edilmekte ve daha sonra bu gen bitkiye transfer edilmektedir. Böylece bu bitkiye bulaşan nematodlar, bitkinin ürettiği proteinle tesirsiz hale getirilmektedir. Bitkilerin zararlılara karşı bu şekilde korunması, biyolojik mücadele açısından günümüzde oldukça önemlidir. Zira tarım ilaçları, bir yandan çevre kirliliği oluştururken diğer yandan canlıların sağlığını tehdit edici bir unsur olmaktadır. Bunun yanında zirai ilaçlara bir noktadan sonra direnç geliştiğinden nihayetinde tesirsiz kalmaktadırlar.
Başka bir çalışma da buğdayla çavdarın melezi bir bitki olan Triticale üzerinde yapılmıştır. Yüksek verimi ve iyi bir besin maddesi olması yönü ile dünyada ve yurdumuzda çok tutulan bir çeşittir. Yeni keşfedilen genler sayesinde triticale'nin yüksek seviyede alüminyum ihtiva eden topraklarda yetişmesi sağlanıyor. Dünya topraklarının %25'lik bir kısmı bitkilerde metal stresi oluşturduğundan, her türlü bitkiyi her yerde yetiştirmek mümkün olmamaktadır. Bu kısım içerisinde alüminyum metal toksisitesi (zehirlenmesi) önemli bir problem oluşturmaktadır.
Japonlarla Belçikalıların ortaklaşa yürüttükleri bir başka çalışma da pirinçle alakalıdır. Belçika'ya ait Plant Genetik Systems şirketi, gen mühendisliği içerisinde bütün bitkilere uygulanabilecek hususî bir metod geliştirdi. Bu metod melez tohumlara tatbik edilmektedir. Yeni gen transferi metodu sayesinde, melez pirinçlerin ıslah edilme süresi kısalmaktadır. Ayrıca melez tohumlar daha fazla verim vermekte, hastalıklara direnç yönünden de daha güçlü bir durum göstermektedir.
Anlattıklarımız gen transferi konusunda gerçekleşen çalışmalardır. Bir de hayal edilen fakat henüz tecrübelerimizin ulaşamadığı nice düşünceler vardır. Eğer onlara da erişme imkanı olur ve bu imkanlar, sadece insanlığa faydalı olmayı hedefleyen kimselerin ellerinde olursa, insanlık daha çok güzel günler görecek gibidir.
Kaynak: Agribusiness Worldwide Eylül- Ekim Sh. 54-55