Nisan 1987 · s. 31 · 4 dakikalık okuma
Zehirli Yılanlar ve İnsan
Emin Manisalı · Dr. · İnceleme

İlim adamları yılanların tehlikeli olmalarına rağmen tıbbi açıdan faydalı yaratıklar olduğunu kabul ederler. Tıb ile alâkalı olan mesleklerin amblemlerinde yılan resminin de bulunması bu sebebdendir.
Bugünkü tahminlere göre Dünya'da 2500 kadar yılan çeşidi yaşamaktadır. Bunlardan ancak 1/3'ü insanlar için zararlı olabilir. Çok tehlikeli olanlar ise bütün yılanların % 8'ini geçmez.
İnsan sağlığı açısından zehirli yılanların, Hydrophidae (deniz yılanı), Viperidae (engerek yılanı), Elapidae (kobra yılanı) aileleri ehemmiyet arzeder. Bazı nevileri zehirli olabilen Colubridae ve Crotalidae ailelerindeki yılanların umumiyetle insan için pek zararlı olmadıktan kabul edilir.
Hint okyanusundan Japonya'ya kadar dağılış gösteren deniz yılanları içinde, insanı ısıranlar arasında en sık rastlanan Enhydrina schistosa'dır. Umumiyetle ısırma neticesinde çok az zehir vücuda girdiği için bu yılanların ısırdığı vakaların ancak 1/4'ünün durumu tehlikeli olur, zehirlenme nadiren ölümle neticelenir.
Yılan sokmasının insan sağlığı açısından ehemmiyeti ise dünyanın muhtelif yerlerine göre değişiklik arzetmektedir. Mesela, Afrika ve Hindistan'da yılda binlerce kişi yılan sokmasından ölürken, Yeni Zelanda, İrlanda ve Madagaskar gibi yerlerde zehirli yılanlara rastlanmadığı için böyle bir durum bahis mevzuu olmamaktadır.
Yapılan istatistiklerde, ancak % 2,4'ünün ölümle neticelenmesine rağmen, dünyada yılda 40 bin kişinin yılan sokması sebebiyle hayatını kaybettiği ortaya çıkmıştır. Fakat çoğunlukla suç insandadır. (Yılanı yakalamak, öldürmeye veya saklandığı yerden çıkarmaya çalışmak gibi). Zehirli yılanların boylarının % 30'u kadar bir uzaklığa saldırabilecekleri göz önüne alınırsa, yılanın sokabilmesi için ona bir metreden daha yakın olmak gerektiği anlaşılır. Buna lüzum yoktur, çünkü yanına yaklaşamadığından yılan saldırmayacak ve yavaşça uzaklaşacaktır. Yılan, ısırmaktansa uzaklaşmayı tercih eder. Ayrıca zehirli yılanların çoğu sıçan ve zararlı kemiricilerle beslendikleri ve bunları yoketmede kedilerden daha başarılı oldukları için insanlara faydalı da olmaktadırlar.
Yılan zehirleri, sinir sistemine tesirli olanlar (nörotoksin), kan ve diğer dokulara tesirli olanlar (hemotoksin) olmak üzere ikiye ayrılırlar. Umumiyetle yılanlarda, iki tip zehirden biri bulunur, bazen her ikisine birden de rastlanabilir.
Rengi saman sarısı, turuncu veya zümrüt yeşili arasında değişen yılan zehiri, ince ve şeffaf bir sıvı görünümündedir. Zehirin terkibinde bazı fermentler ve pıhtılaşmayı kolaylaştıran maddeler mevcuttur.
Yılan zehirlerinin öldürücü ve en zararlı olan kısımları enzimatik olmayan protein veya peptin yapıdaki maddelerdir. Bunlar bütün zehirin ancak küçük bir kısmıdır. Bu maddelerden bazısı zehirin tamamından 100 misli daha öldürücü olabilir.
Zehir vücudda iki yolla yayılmaktadır. Birincisi, kan dolaşım sistemi yoluyladır. Fakat, zehir dişinin, doğrudan doğruya bir damar içine batması nadir olarak vuku bulur. Böyle bir durumun gerçekleşmesi, zehirin çok çabuk yayılmasına, eğer kuvvetli ise zehirlenen şahsın birkaç dakika içinde ölmesine sebeb olur.
İkinci yol lenf dolaşım sistemidir. Zehir, vücud içine daha çok bu yolla yayılır. Lenf yolu ile yayılma, yavaş cereyan eder. Fakat zehirin bazı unsurları, temas ettikleri dokuyu ve ince damarları tahrip ederek kan ve lenfin, dokular arasında sızmasına sebeb olurlar. Lenf yolu ile yayılmada, vücudun hareket etmemesi gerekir. Zira hareket zehirin yayılmasını hızlandırır.
Lenf sistemi üst göğüs bölgesinde kan dolaşımına açılır. Zehirin lenf yolu ile yayılmasına mani olunmazsa neticede zehir kana karışmış olur ve tehlikeli bir durum ortaya çıkar. Her ne kadar kanın karaciğer-en geçmesiyle zehir, bir miktar tesirsiz hale gelsede, hasta tamamen kurtulamayabilir.
Yılan zehirlerinin bu kadar tehlikeli olmasına karşılık onun analiz edilmesi ile elde edilen kimyevi maddeler iyileştirici hususiyetler taşımaktadır. Öldürücü tesirleri olmayan bu bileşiklerden insan sağlığı yanında, besinlerin muhafaza edilmesi, tarımda verimi artırıcı maddelerin yapımı gibi alanlarda da istifade edilmektedir.
Engerek ve çıngıraklı yılanların zehirlerinden elde edilen çeşitli toksinlerin kanın pıhtılaşmasını hızlandırmak gibi tesirleri vardır. Asya'daki engerek yılanlan ve Güney Amerika'daki çıngıraklı yılanların zehirierindeki toksinler şiddetli kanamalarda, pıhtılaşmayı sağlamak için başarıyla kullanılmaktadır. Mesela: Kan damarlarını minik pıhtılarla tıkayan bir hastalık türü olan böbrek lupusu'na bir tedavi yolu arayan, Sinsinato Üniversitesi Tıp Merkezi Morfoloji Bölüm Başkanı Dr. Victor Holock, çalışmalarını yılan zehirlerinden elde edilen maddelerle yürüterek, neticede, hususi bir kas proteini olan fibrinojeni çözerek pıhtıların parçalanmasını sağlayan bir ilaç yapmayı başarmıştır. Diğer ilaçlara nazaran daha az yan tesiri olan bu ilacın kalb krizi gibi hastalıklarda da faydalı olacağı zannedilmektedir.
Gözlüklü yılanın zehirinden elde edilen ağrı kesici ise oldukça tesirlidir. Bu tesir morfininkinden çok daha fazla olmasına rağmen alışkanlık yapmamaktadır.
Malezya engerek yılanlarının zehirinde bulunan ve Arwin adıyla kullanılmakta olan bir pıhtı eritici faktörün toplardamar iltihaplanması, kronik atardamar dolaşım bozuklukları ve bunların neticesinde meydana gelen kalb ağrılarında müspet tesirleri tespit edilmiştir. Kobra yılanının zehirindeki bazı maddelerin de tümör büyümesini engellediği görülmüştür.
Öte yandan İngiltere, Birmanya, Japonya ve ABD'de birçok araştırmacı yılan sokmalarına karşı, yılan zehirindeki proteinlerin sentezini yaparak aşı geliştirmeye çalışıyorlar. Derdi verenin, dermanını da yarattığı kudsi ihtarıyla çalışmalarına hız veren ilim adamları; biyoloji mühendisliği yolu ile elde edilecek toksinlerin, koruyucu antikorların, zararlı yan tesirlere yol açmadan oluşmalarını hızlandıracağını tahmin etmektedirler.
Ancak ilim adamları bu mevzuda pek çok problemle karşı karşıyadır. Öldürücü enzimlerin, karmaşık moleküler yapısını kopya etmek son derece güç olmaktadır. Ayrıca yılan zehirinde bulunan toksinlerin yaptığı tesirlere karşı bu aşının ne kadar mukavemet edebileceği de belli değildir. Üstelik aşının hem belirli bir zehirdeki toksinlerle baş edecek güçte, hem de çeşitli yılanların sokmasına karşı kullanılabilecek vasıfta olması gerektiğinden çalışmalar daha da güçleşmektedir.
İsmail Özuyguntaş Dr. Emin Manisalı
KAYNAKLAR:
1. Habermehi G.Gift — Tiere end ihre waften. 2. Aufl. Springer Vertag, New York, 1977
2. Başoğlu M. Başaran İ.,Türkiye Sürüngenleri, Kısım 2, Yılanlar.
3. Çetin E.T., Anğ. Ö., Törecik T. Tıbbi Parazitoloji.
4. Mebs. D., Pharmacoiogy af Reptilian Venoms.