Şubat 1980 · s. 10 · 4 dakikalık okuma
Zaman

Nedir zaman, nedir?
Bir su mu, bir kuş mu?
Nedir zaman, nedir?
İniş mi, yokuş mu?
N.F
Hareketin bir rengi olan zaman mefhumu kâinatta müşahede ettiğimiz ölçü, denge ve mükemmelliğin başka renkte bir görünüşü olarak karşımıza çıkmaktadır. Uranyumda yarılanmalara göre zaman olsun, dünya veya daha büyük sistemlerdeki zaman olsun hepsi de bir ölçü içinde.. Ama insan için objektif zaman ölçüsü ile sübjektif zaman ölçüsü değişik.. Elbette “zaman benim içimde!”diyen anlayışa göre neşeli neşeli veya kederli anlarda zamanın akışı değişik. Ama bu bize, bizim sübjektifimize göre.. Ötelerden, baki alemlerden haber veren rüyalarda zaman bir başka; yani akıp giden bir anda uzun zamanların dürülüşü mevzubahis.. Hatta, hatta o kısa süre bile rüyanın şuura aksi olduğuna göre rüyada zaman sıfır.. Yani zamansızlığa geçi imiş bir durum mevcut.. Buna bast-ı zaman da diyoruz. Bir de tayy-ı zaman var.. Mağarada üçyüz sene uyuyup bir veya yarim gün zannedenlerin zamanı.. Sadece sabah veya akşamları gözeten ve ona göre açılıp kapanan çiçekler de var. Gözleri lahut aleminin renkleriyle sürmeli nebi veya velini n bakışlarında zaman bambaşka.. Gaybaşina bir ruhaniyet gözü ile, bulundukları zaman ve mekanları aşan bu nadideler için zamanın buutları çatlamış gibi.. Bunu görmek için, 1400 sene sonrasından haber veren Yüce Nebi’nin mukaddes ifadelerine ve Büyük Veli Muhyiddin İbn-i Arabî’nin Şeceretün Nu’maniye’sine bakmak yeter.
İşte zamanın bu çeşitli görünümlerinden dolayı Mu’cizül-Beyan Kitabın ifadeleri zamanı çok değişik hüviyetler içinde ele almıştır.
“Zaman içinde insan, insan içinde zaman” yazısında Dr. J. A. M. Meerlov şöyle demektedir: “Bugün modern insanın hayati, büyük nispette saat tarafından ayarlanmaktadır. Orta çağda, sonlarına kadar kitaplarda hassasiyetle belirtilen zamanlar güneşin doğuşu ile batışıdır. (İslam ülkeleri bundan müstesnadır. Çünkü vakit, onlarda beşe bölünmüş ve teferruatı ile zamanın bölümleri ortaya konulmuştur.)
İlk önce yapılan saatlerde, yalnız saatleri gösteren akrep mevcuttu; çeyrek saatlerden daha küçük (zaman birimine) hiç ehemmiyet verilmezdi. Daha doğrusu (zaman birimleri) ancak denizcilerin keşifleri ile hakiki değerine kavuşmuştur, ilim ve teknik için, saniyeyi bine ve milyona bölme ihtiyacı yavaş yavaş hissedilmeye başlamıştı. Günlük hayatta, zaman ünitesi içinde dakikanın yerini alabilme si için, büyük demiryolu şebekelerinin gelişmesini beklemek lazım gelmişti. Sporun sayesinde saniyenin yüzde birini de öğrenmiş bulunuyoruz.”
DENİZCİLİK VE ÇOĞALMA
Botanik ve zoolojide biyolojik saatler çok iyi bilinir. Meşhur “Victoria regia” harika çiçeklerini gece yarısı açar, Palolo deniz kurdu Pasifik okyanusunda yaşar ve Samoa yerlileri ve diğer yerli kabileler bunları çok severler. Bu, organik saat için klasik bir misaldir. Bizim ağırlıklarından kurtulma diye isimlendirebileceğimiz bir vetire vardır. Kurt vücudunun bir kısmının kabuğunu bırakır ve bu dolunay devresinde meydana gelir. Her cins hayvanda çoğalma, zamana göre bazı adaptasyon kademeleri ne uyduğu gösterilmiştir. Yuvaların yapılması, deri veya kabuk değişimi, geyiklerin boynuzlarını ağaçlara sürterek üzerlerini kazımalarında daima ve açık bir şekilde mevsimin tesiri görülür. Biyolojik saati hesaba katmadan, çoğalmaya yer, ısı ve güneş ışınları farkı ile bu vakalarda “hormonal” değişiklikler yaparak tesir ettiği kolaylıkla düşünülebilir. Bütün hayvanlarda otonom ve hakiki bir biyolojik saatin mevcudiyetini kabul etmek mecburiyetindeyiz. İşte, bu açıdan arılar, bir nevi kendi içlerinde sanki güneş saatine malikmiş gibi davranırlar. Som balığı ve birçok kuş, avlandıkları yerlerden çoğalma yerlerine ayrılmış sahalara gitmek için uzun mesafeler kat ederler, kumru yalnız takip edeceği yolu bulmak değil, fakat zamanı ölçme işini de halletmeğe mecburdur.
İNSANDA ZAMAN HİSSİ
Belirli bir saatten önce uyanma olayı biyolojik saatin iyi bilinen tesirini gösteren misali teşkil eder. Çok defa herhangi bir kimse şu saatte uyanmağa karar vermişse, bu oldukça hassas bir şekilde gerçekleşir. Aktüel olarak zamanı bir başka şekilde ölçmeğe yönelmiş her çeşit ritmik ve devri fonksiyonlar, biyolojik ve psikolojik araştırmaların önemli bir sahasını teşkil eder. Bir olay meydana gelirken ve insanın faaliyet erini tayin ederken çeşitli biyolojik ritimlerden bahsedilir. İnsanın gelişmesi esnasında zaman içinde yönel meye yardım edecek, birbiri ardından dört fonksiyonun mevcut olduğu görülmüştür. Zamanın biyolojik hissi veya biyolojik saat, zaman çizgisi boyunca ve kozmik zamanda yerleştiği gibi tarif edilmiştir. Nihayet, bir zaman hissi koyuyoruz ki, zamanı bir zaman aralığı ile değerlendirmek kabil olsun. Daha sonra zamanın tarihi hissi veya “zaman içinde yönelme” dediğimiz hadise vardır. Buna zamanın gnostik hissi ismini veriyoruz. (Sabit bir zaman ölçümü). Dördüncü fonksiyon devamlılık hissi ile doldurulmuştur. Yani hareket kadar zamanın şuurlu idrak edilmesidir. Bazen buna dinamik bir zaman ölçüsü ismi verilmektedir. Böylece zaman hissi ve temadiyeti (devamlılığı) yani bu dördüncü his, hadiseler arasında birleştirici alakaların şuurlu olarak idrak edilmesine müncer olur.
Batıda zaman unsurunun aslında düz olarak hayal edildiğini belirtmek enteresandır. Sonsuz bir geçmiş ten bilinmeyen geleceğe düz bir çizgi şeklinde yönelmiş bir ok akla gelmektedir. Doğuda ise bunun aksine yeni den hayata yönelme unsuru hâkimdir; zaman, başı ve sonu olmayan bir daire veya spiral şeklindedir. Kuyruğunu ısıran bir yılanla sembolize edilir. Mevsimlerdeki durum, çöken sonra yükselen, duraklayan sonra secde eder gibi yere kapaklanan devletler... Peşi peşine kemal ve zevaller… Hatta kabarıp sönen hisler, doğulu düşünceyi doğrulamaktadır.
Safvet Senih