Sızıntı Arşivi

Kasım 1981 · s. 5 · 2 dakikalık okuma

Yusufçuk

Şerafeddin Alan · Dr. · Zooloji

Narinliğinden dolayı “yusufçuk” (kız böceği) adı verilen bu küçük avcı yara­tığa, çenesinde dişler olduğu ve çenesi çok kuvvetli olduğu için, entomologlar “odonat” terimini kullanırlar. Anizopter ve zigopter diye iki büyük grup vardır; bunlar da kendi aralarında küçük gruplara ayrılır­lar. Anizopterler, yavaş ve göz kamaştırıcı uçuşlarıyla ve istirahattayken kanatları sırt­larına yapışık halde olmalarıyla tanınırlar.

Zigopterler ise hızlı ve yüksek uçuşları, güçlü vücutları ve kanatları açık olarak tanınırlar.

Bir yusufçuğu gözlemek, perilere ait çok güzel ve inanılmaz başka bir âlemi te­maşa etmek demektir. 100.000–300.000 arasında birçok gözlerden yapılı bileşik iki sınırsız göz, çok hareketli olan başının etra­fını sarar, kısa zaman içinde çok çabuk ka­rar verme kabiliyeti ve çok geniş bir görme alanına sahiptirler. Bu da onlara, bir hare­ket hızlı bile olsa onun bütün detaylarını anlayabilmeyi sağlar. İleri araştırıcılara gö­re yusufçuklar, saniyede ayrı ayrı olmak üzere 175 adet görüntüyü seçebilirler. İn­sanlarda ise bu yirminin altındadır.

Yusufçukların büyük bir kısmı, sinek, sivrisinek gibi çifte kanatlıları yerler. Ay­nı zamanda uçuş esnasında çok ani olarak yakaladıkları kelebekleri yiyerek geçinirler. Bu da onların sadece hızını değil, aynı za­manda uçuşlarındaki değişkenlik ve rahat­lıklarını gösterir. Yerde her an uçmaya hazır vaziyetteyken kendi etraflarında çok rahat dönebilirler. Su üstüne, kanatları açık olarak sakin ve tatlılıkla süzülür ve avını hız­lı bir şekilde takip için viraj ve köşelerden ani ve şaşırtıcı bir tarzda geçer. Bir sineği yakalamak için, dik bir şekilde yukarıya çok rahat olarak uçabilir.

Uçuşlardaki bu fevkaladeliklere, çok az bilinen bir dayanıklılık daha eklenir. İyi havalarda yusufçuklar dinlenmeksizin sa­bahtan akşama kadar uçabilirler. Bu mari­fetleri becerebilmek için kuvvetli ve kompleks hareket sistemleri olduğu gibi, derilerinin altında bulunan hava keseciklerine bağlı ileri derecedeki hafiflikleri mü­him rol oynar. Keseciklerdeki hava, güneş­te ısınır ve hiçbir zahmete lüzum kalma­dan yusufçuğu rahatça havada taşır. Yağmurlu ve nemli havalarda, güneş ısıtmadı­ğı zaman, kendisini çok ağır hissettiğinden uçmaktan kaçınır ve bir ağacın yaprak­ları arasına gizlenir. Yusufçukların yaşama müddetleri, birkaç hafta gibi kısa bir süre­dir.

Asrımızın en modern uçaklarında bile bu rahatlık ve marifetler ancak kısmi olarak görülmektedir. Dik, yukarı çıkabil­mek ayrı bir tekniği, uzun zaman uçağın havada kalması ise deposu ve diğer özellik­leri ile alakalı olarak yine ayrı bir tekniği gerektirir. Bunların hepsinin ayarlayıcısı, mühendisleri, teknisyenleri vardır. Bu kadar mükemmel bir yaratığın kısa bir zamanda teçhizatlandırılması ve yerine yenilerinin aynı rahatlıkla getirilmesi ve şaşmadan bir devri daimin devamı tesadüflere verilebilir mi? Eğer şaşırmadan devam eden yüzde yüz bir isabetle karşı karşıya bulunuyor­sak, buna, daha çok isabetsizlik ve rasgelelik manasına gelen “tesadüf” denilir mi?