Sızıntı Arşivi

Mayıs 1989 · s. 23 · 2 dakikalık okuma

Yıldız Fotoğrafçılığı

Mehmet Caner · İnceleme

may89

Fotoğrafçılığın başlangıcı 1830'lara kadar uzanmasına rağmen, önceleri astronomide kullanılabileceği düşünülmemiştir. Özellikle 1879'dan İtibaren fotoğraf tekniğinin hızla gelişmesi ve ışığa karşı çok hassas fotoğraf kağıtlarının imâl edilmesiyle birlikte astronomlar araştırmalarında fotoğraftan faydalanmaya başladılar. İlk defa 1880'de New York'da astronom Henry Traper bir nebulanın fotoğrafını çekmeyi başardı. Bu ilk denemeden sonra asıl hamle, 1883'de İngiliz astronom Aisle Common'ın kendi yaptığı bir teleskop yardımıyla çektiği fotoğrafla oldu. Bu, teleskoptan bakan bir insanın farkedemeyeceği kadar soluk yıldızları kaydedebilen ilk fotoğrafdı. Hızlı gelişmeler sonucu, astronomide gözün yerini daha kalıcı olan fotoğraf kâğıdı almaya başladı. 1960'lardan sonra ise kayıt işini elektronik dedektörler üstlendi. Yine de yüksek hassasiyete sahip ve pratik fotoğraf kâğıtları günümüzde de önemini muhafaza etmektedir.

may89

Astronomlar fotoğraf çekme ve banyo teknikleri geliştirerek, araştırmaları sırasında müsait görüntüler elde etmekte, fotoğrafları da değişik tekniklerle, incelemektedirler. Bunların en basiti büyüteç yardımıyla olanıdır. Böylece geniş alanları kaplayan fotoğraflardan bilgi çıkarabilmektedir.

may89

Fotoğraflardaki anlamlı ayrıntıları yakalamakta en başarılı cihaz, ışık yoğunluğundaki olan bir değişikliği bile farkedebilen insan gözüdür. Ama beyin uzun süren araştırmalarda çabuk yorulduğundan geniş alanların araştırılmasında makinalardan faydalanılmaktadır. Bu hususda İngiltere'de geliştirilen makinalar yüksek başarı kaydetmişlerdir.

may89

Fotoğrafların asıl değeri Kuasarların —Kâinattaki bize en uzak ve enerjik nesneler— görüntülerini incelerken ortaya çıkmaktadır. Bu şekilde yeni kuasarlar keşfedilmekte hatta uzaklıkları da hesaplanabilmektedir. Özellikle son 10-15 yıl içinde geliştirilen teknikler yardımıyla basılan fotoğraflar hem çok soluk hem de çok parlak nesneler hakkında önemli bilgiler sağlamaktadır. Bu araştırmalar sırasında keşfedilen belki de en ilgi çekici nesne bir galaksi kümesi olmuştur. Bu, Samanyolu'na en yakın galaksi kümesidir. "Malin-1" adı verilen bu galaksi özel tekniklerle basılan bir yıldız fotoğrafındaki izinden farkedilmiştir. Fotoğraflardan elde edilen bilgilere göre Malin-1 bugüne kadar bilinen en büyük kütleye sahip ve en çok ışık saçan galaksidir. Ama kütlesinin büyük kısmı hidrojenden meydana gelmiş olup daha yıldızlar halinde bölünmediğinden soluk ve görülmesi zordur. Bu galaksi hakkında bu kadar ayrıntılı bilgi sadece fotoğraflardan elde edilebilmiştir.

may89

Siyah—beyaz fotoğrafların yanında renkli baskılardan da faydalanılmaktadır. Renkli fotoğraf kaliteli olmadığı halde, kaydettiği renklerin astrofizik için taşıdığı mânâ bakımından önemlidir. Bu fotoğraflar klâsik metodlarla basıldıklarında dahi astrofizikte önemli olan ince renk farklarını verebilirler. Meselâ gökyüzünde yanyana duran iki nebuladan birinin diğerinden çok daha uzakta olduğu renklerinden anlaşılabilmektedir. Günümüz yıldız araştırmalarında elde edilen görüntü kayıtlarında elektronik teknoloji yaygınlaşmakta, fotoğraf ise astronomideki önemini hâlen korumaktadır. Görüntü kayıt tekniklerinin gelişmesiyle insanı misafir eden Kâinat hânesinin perdeleri her geçen gün biraz daha aralanırken, ümit edilir ki, insan önce kendini bulsun. Bulsun ki, aralanan perdenin ötesini anlayabilsin. İnsan bunu başardığı gün, kendi ruhunu görebileceği teleskobu da yapmış olacaktır herhalde.

may89