Sızıntı Arşivi

Mayıs 1988 · s. 159 · 4 dakikalık okuma

Yeryüzünün İlk Tünel Ustaları

Halit Yavaş · Zooloji

Sansargiller familyasından olan porsuk en çok Asya ve Avrupa ormanlarında görülür. Aşağı yukarı 75 cm. uzunluğunda ve 20 kg ağırlığında olup, baş kısmında beyaz bir çizginin bulunduğu gri bir posta sahiptir. Geceleri avlandığından ve insanlara birçok yönden faydalı olduğundan dolayı insanlar ona sihirli güçler isnat etmişlerdir.

Tünel Kazmadaki Ustalığı:

Porsuğun tırnak ve pençeleri tünel kazma işini en iyi şekilde gerçekleştirebilecek hususiyette yaratılmıştır. Bu tırnaklarla en sert toprakları bile kazabilir. Kazdığı yeraltı tünellerini katlar şeklinde inşa eder. Her bir tüneli ise ya bir çıkışa veya bir insanın büzülerek rahatça sığabileceği, kendi tüyleriyle izole edilmiş odacıklara bağlar. Bu karmaşık yapı hektarlarca sahayı kaplar. Porsuğun bu kadar uzun tünellerden toprağı nasıl dışarıya çıkardığı günümüzde bile bir sır olarak kalmıştır. Bu mevzudaki araştırmacılardan Nicholas Cox, 1721 de şöyle yazmıştır: Porsuklardan biri sırt üzere yatar, diğer bir porsuk onun karnının üstüne, kazılmış toprağı yükler ve onu arka bacaklarından tutarak dışarıya sürükler. Bu, toprak tamamen tünelden dışarıya çıkarılıncaya kadar böyle devam eder. Fakat günümüzde bu görüş geçersiz sayılmaktadır. Çünkü porsukların 4 m. kadar yerin altına indikleri tespit edilmiştir. Walter Bock yaptığı araştırmada 1 m3 toprağın 10 m. tünel uzunluğu olduğunu hesapladı. Walter Rock Bertechsgaden milli parkında bazı porsuk inlerinin önünde 100 m3 e varan toprak yığınları buldu. Bu arada İngiltere’de bazı araştırmacılar bu porsuk yuvalarından birini ortaya çıkardılar; bu yuva 35x15 metrelik bir sahayı kaplıyordu. Dışarıya çıkarılan toprak 25 tondu. Tünelin uzunluğu 310 metreye varıyordu. Porsuklar ideal toprağı seçmede bir kimyager mahareti gösterirler. Çünkü bazı topraklar göçük yapar. Bu da tünelcilikte mühim bir faktördür. Walter Bock’un araştırmalarına göre porsuklar için ideal bir toprak % 75 kum ve % 15 humustan oluşur. Porsuklar, bu tür toprakları, yağmur yağınca göçmedikleri ve ısı iletkenliklerini iyi sağladıkları için seçerler.

Porsuklar yuvalarının emniyetli olmasına dikkat edip, çıkışları ormanlara yakın yerlere yaparlar. Herhangi bir tehlikede ormana sığınırlar. Yuva yapımında umumiyetle eğilimli yerleri tercih ederler. Buralarda toprağı dışarıya atmak daha kolaydır. Böylece yuvanın ağzı toprakla yığılmaz. Düşünemeyen ve gözleri de fazla göremeyen porsuk yuva çıkışlarını hep güney yamaçlara yapar. Böylece keskin kuzey rüzgârlarından ve sel baskınlarından yuvasını muhafaza eder. Zira ilkbaharda kar güney yamaçlarda diğer yamaçlara göre bir ay önce kalkar. Bu da Porsuk gibi kış uykusuna yatan hayvanlar için çok mühimdir. Porsuk inleri diğer hayvanlar tarafından da kullanılır. Tavşanlar, anlar, yaban kedileri ve tilki gibi hayvanlar yuva yapmadıklarından buraları mesken olarak seçerler.

Porsuğun Yanılmayan Hisleri:

İngiliz araştırmacı Howard Taucum, porsukların burunlarının hassasiyetini inceledi. Elini yalnızca bir dakika boyunca porsuk yollarından birinin üzerine koydu. 11 saat sonra yavrularıyla birlikte bu yol üzerinden geçen anne porsuk bu yabancı kokudan dolayı geriye döndü. Buna benzer hadiseler yiyecek arama esnasında da görülür. Porsuk en ince kılların birbirine sürtmesinden meydana gelen sesleri dahi işitebilmektedir. Diğer taraftan da toprak altındaki solucanın en hafif kokusunu duyabilecek hassas bir burun ile teçhiz edilmiştir. Porsuklar yalnızca solucanlarla beslenmezler. Bunun yanında fare yavruları, böcek larvaları, arı petekleri, ayrıca toprağı kazarak elde ettiği bitki kökleri, pelit ve meyvelerle beslenirler. Bazen de zayıf düşmüş olan kuşları ve memeli hayvanlardan bazılarını yakalarlar. Porsukların avlanmak için çok uzun mesafeler kat ettiği bilinmektedir. Hatta 8 km.ye kadar yol kat edip yuvalarına geri dönerler. Yaşadıkları yerden 1000 metre yükseklik farkı bulunan yerlere kadar çıkabilirler.

Porsuklar çok gelişmiş bir grup hayatı sürdürürler. Gruplar yalnızca bir dişi ve yavrularından oluşabileceği gibi aile fertlerinin toplam sayısı 12’ye kadar varabilmektedir. Tam tespit edilmemekle beraber grupta herhangi bir hiyerarşik idare yoktur. Yalnızca dişi, yavrulan korumak için diğer hemcinslerini yuvasına yaklaştırmaz.

Mükemmel Haberleşme Mekanizmaları:

Uzun zamanlı mesajlar kuyruk altında bulunan iki guddeden çıkan ifrazatla sağlanır. Her iki gudde de yağ bileşimlerinden meydana gelen maddeler ifraz ederler. Bu maddedeki bileşikler her porsukta ayrıdır. Bu da her porsuğun kendisine has kokusunu teşkil eder. Adeta onun kimliği gibidir. Grup halinde yaşayan porsuklar bu ifrazatı birbirlerinin kürklerine sürerek gruba has bir koku meydana getirilir. Bu şekilde yabancı porsuklar hemen fark edilip sürüden kovulurlar. Aynı ifraz maddeleri porsuk tarafından gelip geçtiği yerlerdeki ağaç, taş ve yollara püskürtülür. Ve bu koku senelerce kaybolmaz. Hatta porsuk yolları üzerine otoyolları bile yapılsa porsuk aynı yolları bu kokudan tanır.

Porsuklar deri altından çıkan ifrazı yol belirlemede ve işaretlemede kullandıkları gibi dışkılarıyla birlikte çıkardıkları ifrazıda yabancı hayvanlar için bir uyarı tabelası olarak kullanırlar. Bir porsuğun av sahası içinde bu tür ifraz ihtiva eden maddeleri çokça görmek mümkündür. Porsuklar bu şekilde birbirlerinin av sahalarına girmezler. Böyle bir dışkıyı gören yabancı porsuk hemen bu sahayı ihlal etmeyerek hemcinsinin yerine tecavüz etmez. Porsuk dışkı kanalındaki bu bezi aynı zamanda düşmanlarına püskürtmede kullanır. Bu koku çok keskin ve ağırdır. Üzerine püskürttüğü hayvan kısa zamanda bu çevreyi terk etmek zorunda kalır. Aynı şekilde kokarcalar da bu sistemi kullanırlar. Buna benzer birçok biyolojik silah tabiatta, hayvanların var oluşundan beri kullanılmaktadır. Oysa insan bu tür silahları ancak 18-19. asır içinde bazı savaşlarda kullanabilmiştir.

Natür’den Halit Yavaş